Siz Takvimde Hangi Tarihe İşaret Koyuyorsunuz?

İnsanlar ehemmiyet verdikleri bir tarihi; asla unutmamak ve devamlı hatırlarında tutmak için, takvime işaretler koyarlar, ajandalarına notlar alırlar. Hattâ mühim bir imtihan ve benzeri tarihe, şu kadar gün kaldı diye «geri sayım» yaparlar. Siz hangi güne, tarihe işaret koyuyorsunuz?

Ramazân-ı şerif, bir mü’minin bütün senesinin merkez noktasıdır.

Çünkü;

Kıymetini Kur’ân-ı Kerim’den alan Ramazân-ı şerif, 1000 aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni de bünyesinde barındırır.

Selef-i sâlihînden nakledildiği üzere;

O sâlih zâtlar; bütün seneyi, Ramazân’a erişme duâsı ve onu zâyî etmeme dikkati, hassâsiyeti ve titizliği içinde geçirmişlerdir.

Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Receb ayı girdiğinde şöyle duâ etmeye başladığı bildirilmiştir:

“Ey Allâh’ımız! Bize Receb ve Şaban’ı mübârek eyle ve bizi Ramazân’a mülâkî eyle/ulaştır.” (Taberânî, Evsat, IV, 189; Beyhakî, Şuab, V, 348. Krş. Ahmed, I, 259)

Demek ki;

  • Ramazân-ı şeriften âzamî derecede istifâde edebilmek için; öncesindeki iki ayda da mübârek bir iklime adım atmak, rûhâniyete hazırlanmak lâzımdır.

Ecdâdımız bu hassâsiyetle; Receb-i şeriften itibaren, «üç aylar»ı bir mâneviyat iklimi kabul etmiştir.

Receb ayı hadd-i zâtında, Kur’ân-ı Kerim’de hürmetine işaret edilen «haram aylar»dandır. Diğer haram ayların, hac mevsiminin emniyetiyle alâkalı olduğu âşikâr iken, Receb ayı tek başına bir haram aydır ve bu sebeple Recebü’l-Ferd diye de adlandırılmıştır. Bir rivâyette «Şehrullah / Allâh’ın ayı» diye de isimlendirilmiştir.

Bir kısmı zayıf da olsa çeşitli rivâyetlere istinâd eden kandiller; bu, kulluk ahdini hatırlatma mevsiminin, yol işaretleri olmuştur. İslâmî kültür ve medeniyetimizde Receb-i şerif, iki kıymetli hediyeye sahiptir:

  • Regāib Gecesi
  • Mîrâcın Sene-i Devriyesi…

Receb ayının ilk cuma gecesine, «Regāib Gecesi» denilmiştir.

  • Bolluk ve bereket tecellîlerin yaşandığı mübârek bir gün olarak kabul edilmiştir.

Ramazân-ı şerîfe hazırlık için Receb ayından itibaren, bu bolluk ve bereket fırsatlarını ganîmet bilmek lâzımdır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2022 Ay: Şubat, Sayı: 204

İslam ve İhsan

2022 DİNİ GÜNLER

2022 Dini Günler

ÜÇ AYLARIN FAZİLETLERİ

Üç Ayların Faziletleri

ÜÇ AYLARIN ALÂMET-İ FÂRİKASI

Üç Ayların Alâmet-i Fârikası

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.