Şeyhe Bağlandığında “Gassalın Elinde Meyyit Gibi Ol” Denmesnin Sebebi Nedir?

Bir mürşide intisâb eden kimse, “gassâl/ölü yıkayıcı önünde mey-yit/ölü gibi” teslîm olacak deniliyor. Bunun sebebi nedir? Anlamı nedir? Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz cevaplıyor...

Şeyh ile mürîd arasındaki ilkeleri düzenleyen sâdece sevgidir. Bu yüzden aralarındaki sevginin boyutunu göstermek üzere teslîmiyet için “gassâl önünde meyyit” tâbiri kullanılmıştır. Bu teslîmiyet biraz karakter yapısı ile alâkalı bir olay olarak görünmektedir. Meselâ ashâb-ı kirâm arasında Hz. Ebû Bekir gibi her konuda Allah Rasûlü (s.a)’ne îtirâzsız teslîm olan sahâbîler olduğu gibi, Hz. Ömer gibi kafasının yatmadığı meselelerde hemen îtirâz edip fikrini söyleme cesâretini gösterenler de vardır.

Ebû Bekir, Mirâc olayında: “Bunları Muhammed söylüyorsa mutlaka doğrudur” ve Hudeybiye’de anlaşmanın imzalanmasına karşı çıkan sahâbîlere: “Siz ne yapıyorsunuz? O Allah’ın peygamberi ve vahiy alıyor?” diyerek teslîmiyetin şâhika örneklerini göstermiştir. Hudeybiye’de Ömer ise: “Biz bu zillete nasıl râzı oluyoruz?” diyerek tepkisini göstermişti. Fakat her ikisi de konumlarından bir şey kaybetmemiştir. Ne teslîmiyeti Hz. Ebû Bekir’e, ne karşı çıkışı Hz. Ömer’e bir zarar vermiştir. Demek ki bu iş bir meşreb ve mizaç meselesidir. Bizim nasslarımızda kayıtsız şartsız bir kimseye tâbi olmamızı emreden bir hüküm olmadığı gibi, sevgi ile tâbi olmayı yasaklayan bir hüküm de yoktur.

“Gassalın Elinde Meyyit Gibi Ol” Sözünden Maksat Nedir?

Diğer taraftan mürîd her konuda değil ama tasavvufî eğitim ve evrâdın miktârı gibi konularda mürşidini bir hekîm gibi görmeli ve ona her husûsta teslîm olmalıdır. “Gassâl önünde meyyit gibi” sözünden maksad, bu olsa gerektir. Yoksa bu sözü her konuya genellemek uygun düşmez.

Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, 300 Soruda Tasavvufi Hayat, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

TASAVVUFTAKİ HAYRET MAKAMI NEDİR?

Tasavvuftaki Hayret Makamı Nedir?

ŞEYHE BAĞLILIKTA İFRATA KAÇMAK VE TAASSUP

Şeyhe Bağlılıkta İfrata Kaçmak ve Taassup

ŞEYHE İNTİSÂB ETMEDEN ZÜHD HAYÂTI YAŞANAMAZ MI?

Şeyhe İntisâb Etmeden Zühd Hayâtı Yaşanamaz mı?

MÜRŞİDE YA DA ŞEYHE BAĞLANMAMAK KİŞİYE NE KAYBETTİRİR?

Mürşide Ya Da Şeyhe Bağlanmamak Kişiye Ne Kaybettirir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.