Sahabilerden Rivayet Edilen Bazı Salavatlar
Abdullah Sert Hocaefendi, Şifa-i Şerif eserinden rivayetlerle, sahabilerin Peygamberimize (s.a.v.) getirdikleri salavatları ve bunların faziletini bizlere aktarıyor.
SAHABİLERİN PEYGAMBERİMİZE GETİRDİĞİ BAZI SALAVATLAR
Hz. Ali’nin Salavâtı
Tâbiînden Selâme el-Kindî şöyle demiştir: “Hz. Ali radıyallahu anh, bize, Peygamber Efendimiz’e şöyle salâtü selâm getireceğimizi öğretirdi:
‘Ey yerleri yayıp döşeyen, gökleri yükselten Allahım! Rahmetinin en yücesini, bereketinin en ziyâdesini, lütfunun en fazlasını kulun ve resulün Muhammed’e ihsân eyle! O resûlün, bilinmesi zor olan konuları açandır; peygamberlerin sonuncusudur; hakkı doğru bir şekilde ortaya koyandır; haksız ve bâtıl olan her şeyin yayılmasına engel olandır; o, Senin kendisine yüklediğin peygamberlik görevini, yine Senin yardımınla ve Senin rızâna uygun şekilde hakkıyla yapandır; ona vahyettiğin sırları muhâfaza eden, emrini uygulamaya devam edendir. Hakkın nûrunu, dosdoğru yolun aydınlığını isteyenlere ve ilâhî nimetleri dileyenlere onları gösterendir. Yanlış yollara dalıp çıkan kalpler onun sâyesinde doğru yolu bulmuştur. Hak dinin bayrakları onunla ortaya çıkmış, dinî hükümlerin nûrları, İslâm’ın ziyâları onun eliyle parıldamıştır. O senin seçkin elçin Muhammed aleyhisselâm, dinini ve ilâhî sırlarını kendisine emânet edip güvendiğin kulundur; kıyâmet gününde şâhidindir; insanlara nimet, bütün varlıklara rahmet olması için hak din ile gönderdiğin resûlündür. Sen ona Adn cennetinde yüce dereceler bağışla! Lütuf ve kereminden hesapsız hayırlar ihsân eyle! Cennetindeki bitip tükenmeyen sevâbından ona kandırıncaya kadar ikrâm eyle! Allahım! Onun Cennet’teki derecesini herkesinkinden yüce eyle! Onun Senin huzûrunda makamını âlî eyle! Onun nûrunu tamamla! Kıyâmet gününde ümmet-i Muhammed, diğer peygamberlerin görevlerini yaptıklarına şâhitlik ettiği zaman, Sen onun âdil bir ifâdeyle, hak ile bâtılı birbirinden ayıran bir üslûpla ve son derece güçlü delillerle ümmetinin doğru söylediğine dâir yapacağı şehâdeti ve şefâati makbûl eyle!” (İbnü Ebî Şeybe, el-Musannef (Hût), VI, 66, nr. 29520; Taberânî, el-Mu‘cemü’l-evsat (İvezullah), IX, 43-44, nr. 9089; Heysemî, Mecma‘u’z-zevâid, X, 163-164)
Hz. Ali’nin bu salâtü selâmında geçen “Onun nurunu tamamla!” ifâdesiyle kıyâmet gününde mü’minlerin nûrlarından bahseden şu âyete işaret edilmiş gibidir: “O gün onların nuru önlerinde ve sağlarında onları aydınlatmaktadır; onlar da ‘Rabbimiz, nurumuzu tamamla ve bizi bağışla; Sen her şeye kãdirsin’ diye duâ etmektedirler.” (Tahrîm 66/8.) Onun içindir ki Resûlullah Efendimiz baştan sona nûr olmayı dileyerek şöyle duâ ederdi:
“Allahım! Kalbimi nûrlandır, gözümü nûrlandır, kula ğımı nûrlandır, sağımı nûrlandır, solumu nûrlandır, üstümü nûrlandır, altımı nûrlandır, önümü nûrlandır, ardımı nûrlandır ve benim nûrumu artır.” (Buhârî, Daavât 10, nr. 6316; Müslim, Müsâfirîn 181, nr. 763)
Hz. Ali’nin Rivâyet Ettiği Bir Başka Salavât
Yine Hz. Ali’den rivâyet edildiğine göre o, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme salâtü selâm getirmek için önce şu âyeti okumuş: “Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey îmân edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin” (Ahzâb 33/56.); ardından da şöyle demiştir: “Ey benim Allahım! Ben her an, her zaman ve tekrar tekrar Senin emrine âmâdeyim. Bütün iyilik ve güzellikler kendisinin olan merhamet sahibi Allah’ın çeşit çeşit rahmeti; Cenâb-ı Hakk’a yakın olan büyük meleklerin istiğfârı; peygamberlerin, sıddîkların, şehidlerin ve sâlih kulların salâtü selâmı; Seni tesbîh ve takdîs eden varlıklar Seni tesbîh ve takdîs ettiği sürece nebîlerin sonuncusu, peygamberlerin efendisi, Müttakīlerin önderi ve en üstünü, Âlemlerin Rabbinin resûlü olan, kıyâmet gününde peygamberlere şâhitlik eden, mü’minleri iki dünya saâdetiyle müjdeleyen, Senin emrinle ve izninle yine Senin yoluna dâvet eden ve nûr saçan bir kandil olan Abdullah’ın oğlu Muhammed aleyhisselâm üzerine olsun.”
Abdullah ibni Mes’ûd’un Salavâtı
Ashâb-ı kirâmdan Abdullah ibni Mes’ûd radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre Peygamber Efendimiz’e şöyle salât edilmelidir:
“Allahım! Bütün salâtlarını, bereketlerini ve rahmetini peygamberlerin efendisi, Müttakīlerin önderi ve en üstünü, nebîlerin sonuncusu, ümmetine çok hayır kazandıran ve bütün insanlar için rahmet olan kulun ve resûlün Muhammed’in üzerine indir.”
“Allahım! Onu, daha önce gelip geçmiş ve daha sonra gelecek olan bütün insanların imreneceği “Makãm-ı Mahmûd”a erdir.”
Hasan-ı Basrî’nin Salavâtı
Ünlü tâbiîn âlimi Hasan-ı Basrî şöyle demiştir:
“Muhammed Mustafâ’nın Kevser havuzundan kana kana içmek isteyen, ona şöyle salavât getirsin:
Allahım! Muhammed’e, onun âilesine, ashâbına, evlâdına, eşlerine, soyuna, Ehl-i beyt’ine, dünürlerine, ona yardım edenlere, tâbilerine, sevenlerine, ümmetine ve onların hepsiyle birlikte bize salât eyle! Ey merhamet edenlerin en merhametlisi!»
Abdullah ibni Abbâs’ın Duâsı
Tâbiîn âlimlerinden Tâvûs ibni Keysân’dan (v. 106/724) rivâyet edildiği ne göre Abdullah ibni Abbâs Resûlullah Efendimiz’e duâ edeceği zaman şöyle derdi:
"Allahım! Muhammed’in büyük şefâatini kabul buyur! Onun derecesini en yücelere çıkar! İbrâhim ve Mûsâ peygamberlerin dileklerini kabul ettiğin gibi, onun da Senden dünya ve âhirette istediklerini kendisine ver!” (Abdürrezzâk, el-Musannef (A‘zamî), II, 211-212, nr. 3104; Cehdamî, Fazlü’s-salât ale’n-nebî (Elbânî), s. 50, nr. 52.)
Vüheyb ibni Verd’in Duâsı
İlk zâhidlerden ve tebe-i tâbiîn neslinden olan Vüheyb ibni Verd’in (v. 153/770) duâ ederken şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
“Allahım! Muhammed aleyhisselâmın, Senden kendisi için istediği hayırların en değerlisini ona ver! Kullarından birinin Muhammed aleyhisselâm için istediği makamların en değerlisini ona ver! Kıyâmete kadar Senden istenecek olan şeylerin en değerlisini Muhammed aleyhisselâma ver!”
Salavâtlar Resûlullah’a Arzedilir
Abdullah ibni Mes’ûd radıyallahu anh kendisini dinleyenlere şunları söylerdi:
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme salavât getirmek istediğinizde güzelce salavât getiriniz. Çünkü siz bilmezsiniz ama getirdiğiniz o salavât mutlaka Resûl-i Ekrem Efendimiz’e arzedilir. Salavât getireceğiniz zaman şöyle deyiniz:
“Allahım! Bütün salâtlarını, rahmetini ve bereketlerini peygamberlerin efendisi, müttakīlerin önderi ve en üstünü, nebîlerin sonuncusu, bizâtihî hayrın lideri, dolayısıyla insanları hayra ileten ve bütün varlıklar için rahmet olan kulun ve resûlün Muhammed’in üzerine indir.”
“Allahım! Onu, gelip gelmiş ve daha sonra gelecek olan bütün insanların imreneceği ‘Makãm-ı Mahmûd’a erdir.” (İbni Mâce, İkâme 25, nr. 906)
Resûl-i Ekrem Efendimiz’e uzun uzun salâtü selâm getirme, Ehl-i beyt’i ve ashâbı medhetme hususunda pek çok rivâyet vardır.
Resûlullah’a Nasıl Selâm Edilir?
Ebû Mes’ûd el-Ensârî’nin rivâyet ettiği hadiste geçen, Resûl-i Ekrem’in ashâb-ı kirâma hitâben söylediği “Bana nasıl selâm edeceğinizi zâten biliyorsunuz” ifâdesine gelince; bu ifâde, Allah Teâlâ’nın ashâb-ı kirâma öğrettiği teşehhüdde okunan şu sözlerdir:
"Ey Peygamber! Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun! Selâm bizim ve Allah’ın sâlih kullarının üzerine olsun.” (Müslim, Salât 65, nr. 405.)
Hz. Ali’nin Teşehhüd Duâsı
Hz. Ali’nin yaptığı teşehhüd duâsı şöyledir:
"Allah’ın selâmı, Allah’ın Peygamberi üzerine olsun, sallallahu aleyhi ve sellem. Allah’ın selâmı, Allah’ın nebîleri ve resûlleri üzerine olsun. Allah’ın selâmı, Resûlullah üzerine olsun. Allah’ın selâmı, Muhammed ibni Abdillâh üzerine olsun. Allah’ın selâmı, bizim üzerimize, erkek ve kadın bütün mü’minlerin, onlardan hem yaşayan hem de ölenlerin üzerine olsun.
Allahım! Muhammed aleyhisselâmı bağışla! Onun şefâatini kabul eyle! Onun Ehl-i beyt’ini bağışla! Beni, anamı babamı, onların çocuklarını bağışla. Anama babama rahmet eyle! Selâm bizim ve Allah’ın sâlih kullarının üzerine olsun. Ey Peygamber! Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun.”
Kaynak: Kadı İyaz Şifa-i Şerif









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!