Sad Suresi 1-2. Ayetler Ne Anlatıyor?

Sâd Suresi ışığında; öğüt dolu Kur’an’a karşı inkârcıların gurur ve muhalefeti. Sâd Suresi 1-2. ayetlerin Arapçası, meali ve tefsiri bu yazıda.

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

KUR’AN’IN HATIRLATICI GÜCÜ VE İNKÂRCILARIN TAVRI

Sad Suresi 1-2. Ayetler Arapça:

صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِي الذِّكْرِۜ

بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

Sad Suresi 1-2. Ayetler Meali:

Sâd. Öğüt ve uyarı dolu Kur’an’a andolsun ki inkâr edenler, bu uyarıya kulak verecekleri yerde, gurura kapılmış ve muhalefete düşmüşlerdir. (Sâd, 38/1-2)

Bilgi:

Kur’an’da cahiliye toplumu olarak adlandırılan toplum, putlara tapmakta, ahireti inkâr etmekte ve her türlü rezaleti işlemekte idi. Allah onların içinden birisini, Hz. Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i peygamber olarak seçti ve kendilerini doğruya ulaştıracak olan Kur’an’ı gönderdi. Kur’an onlara, bir olan Allah’a ve ahirete inanmayı, bu inancın gerektiği gibi yaşamayı emrediyordu. Hz. Muhammed’in ve Kur’an’ın bildirdiği hakikatler inkârcıların işine gelmemişti. Cahilce bir gurur, büyüklenme, inat ve düşmanlıkla kendilerine öğüt veren bu Kur’an’ı inkâr ettiler ve yalanladılar.

Mesaj:

  1. Kur’an, gerçekleri hatırlatan, öğüt veren bir kitaptır.
  2. Dinî konularda gurura kapılmak ve inatlaşmak, kişiyi hataya sürükler.

Kelime Dağarcığı:

Zikir: Öğüt ve uyarı, anma, hatırlatma, haber verme.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Sad Suresi 1-2. Ayetler Tefsiri:

  1. Sãd. Öğüt ve uyarı dolu o şerefli Kur’an’a yemin olsun ki, tek kurtuluş yolu İslâm yoludur!
  2. Ne var ki, inkâra saplananlar, bu uyarıya kulak verecek yerde büyük bir gurur, kibir içinde ve Peygamber’e sürekli muhâlefet hâlindedirler.
  3. Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Azabımız başlarına inince pişmanlık içinde ne çığlıklar, ne feryatlar kopardılar. Oysa artık zaman, kaçış ve kurtuluş zamanı değildi.

صٓ (Sād), sûrenin başında bulunan mukattaa harfidir. Mânası belli değildir. İhtimal ki, peşi sıra gelen âyetlerin mâna ve ehemmiyetine dikkat çeker. Ardından Yüce Rabbimiz, beyân edeceği ilâhî ilim ve hikmetlerin azametini tekit için Kur’ân-ı Kerîm’e yemin eder. Bu yeminde Kur’an’ın “zikir sahibi” olma vasfına dikkat çekilir. “Zikir”:

›    Şan, şeref

›    Uyarma, hatırlatma ve öğüt,

›    Dinî hususlarda ihtiyaç duyulan kanunlar, hükümler,

›    Bunların dışında kalan peygamber kıssaları, geçmiş milletlerle alakalı haberler, va‘dler, tehditleri zikretme ve anlatma mânalarına gelir.

Bu mânalar dikkate alındığında:

Kur’ân-ı Kerîm’in şanlı şerefli bir kitap olduğu, kendisine inanıp bağlanan müslümanları da büyük bir izzet ve şerefe eriştireceği, Kur’an sâyesinde müslümanların ihtişamlı bir devlet ve medeniyete ulaşacağı anlaşılır.

Kur’ân-ı Kerîm, uyarılar, ikazlar ve tâlimatlarla lebâlep doludur. O, insanlığa müstesnâ ulvîlikte bir hayat nizamı getirmekte ve o nizamın her sahasıyla alakalı temel kaideleri, yasa ve kanunları, haram ve helâlleri, doğru ve yanlışın hudutlarını, ahlâk ve âdâb esaslarını ihtivâ etmektedir.

***

Buna göre kâfirlerin dinî gerçekleri inkâr etmeleri bu dinin bir eksikliği olduğundan veya Peygamber (s.a.s.)’in Kur’an’ı beyânındaki yetersizlikten dolayı değildir. Asıl sebep onların içinde bulundukları cahilce gurur, kibir ve inatları; Allah ve Peygamberine olan muhalefet ve düşmanlıklarıdır. Bunun şâhidi Kur’an’ın bizzat kendisidir. Çünkü onu temiz bir kalp ve selim bir akılla okuyan kimse, onda hiçbir çelişkinin olmadığını ve insanı en doğruya davet ettiğini hemen anlayacaktır.

Kur’an’ın “zikir”le olan irtibatında şu ince mânaya dikkat çekilir: Kur’an, hasta gönüllerin tedavisini ihtiva eden bir yasadır. En büyük gönül hastalığı ise, “Allah’ı unuttukları için, Allah da onları unutmuştur” (Tevbe 9/67) ayetinde belirtildiği gibi, “Allah’ı unutmak”tır. Bu unutmayı tedavi eden en tesirli ilaç ise zikirdir. Nitekim bu hakîkat, “Beni anın, ben de sizi anayım” (Bakara 2/152) ayetinde beyân edilir. Şu da var ki, bir şey zıddı ile tedavi edilir.

“İnkâra saplananlar büyük bir gurur, kibir içinde ve Peygamber’e sürekli muhâlefet hâlindedirler” (Sād 38/2) ifadesiyle de Allah, kâfir gönüllerin mizacının, Allah’ı unutmaları sebebiyle yumuşaklık ve selâmetten sertlik ve katılığa; tevazudan tekebbüre; uyuşmadan uyuşmazlığa; vuslattan firkate; sevgiden düşmanlığa; ayetler üzerinde durup düşünmekten onlardan yüz çevirmeğe sapmış olduğuna işaret ediyor. Dolayısıyla bunların Kur’an eczânesinden lâzım gelen ilaçları alarak tedâvi olmalarını istiyor. Aksi takdirde, önceki kavimler nasıl peygamberlerine muhalefet edip helak edildiler; helak edilirken feryad ü figanı bastılarsa da imdatlarına kimse yetişmedi ise, bu kâfirler de Allah Resûlü (s.a.s.)’e muhalefet ve düşmanlıktan vazgeçmedikleri takdirde aynı hüsrana uğrayacaklardır. Kaçış ve kurtuluş fırsatı bulamayacaklardır.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com

İslam ve İhsan

KUR’AN BİZE NE DİYOR?

Kur’an Bize Ne Diyor?

KUR’ÂN-I KERİM OKUMANIN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER

Kur’ân-ı Kerim Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle