Rahman Suresi 77-78. Ayetler Ne Anlatıyor?
Rahmân Sûresi 77-78. âyetler ışığında, Allah’ın dünyevî ve uhrevî sayısız nimetlerini, şükür sorumluluğunu ve ilâhî mesajın derinliğini hatırlatıyor.
Rahmân Sûresi 77-78. ayetlerde ilâhî kudret ve sayısız nimetler şöyle hatırlatılır:
ALLAH’IN NİMETLERİNDEN HANGİSİNİ İNKÂR EDEBİLİRSİNİZ?
Rahman Suresi 77-78. Ayetler Arapça:
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
تَبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ
Rahman Suresi 77-78. Ayetler Meali:
Artık rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz? Azamet ve kerem sahibi rabbinin adı ne yücedir! (Rahmân, 55/77-78)
Bilgi:
Allah, kullarına dünyevî ve uhrevî sayısız nimetler bahşetmiştir. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksak sayamayız. Her nimetin şükrü gerekir. Rahman sûresinde önce en büyük nimetin Kur’an yani din olduğuna işaret edilir. Sonra kıyamet, cennet ve cehennem hatırlatılır. Ve tam otuz bir defa “Artık rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?” denilir. Bu, ne kadar çok şükretmemiz gerektiğine işarettir. Âyet, “Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? şeklinde de çevrilebilir.
Mesaj:
- Allah’ın kullarına olan nimetleri inkâr edilemeyecek kadar çoktur.
- Allah’ın verdiği nimetlere karşı nankörlük içinde olamayız.
- “İnsan, Allah’ın verdiği nimetlere şükrederse Allah nimetleri artırır.” (İbrahim, 14/7)
Kelime Dağarcığı:
Celal: Azamet ve ululuk, şanın yüceliği.
Allah -celle celâlühû- [Allah celle celalühû]: Allah’ın şanı yücedir; şanı yüce olan Allah. İkrâm: Nimet verme, fazlı ve ihsanı tam yapma.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Rahman Suresi 77-78. Ayetler Tefsiri:
- Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
- Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini yalanlayabilirsiniz?
- Baştanbaşa yemyeşil iki cennet.
- Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini yalanlayabilirsiniz?
- İkisinde de gürül gürül akan iki pınar vardır.
- Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini yalanlayabilirsiniz?
- Her ikisinde de türlü türlü meyveler, hurmalar, narlar bulunur.
- Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini yalanlayabilirsiniz?
- Bunların içinde iyi huylu, güzel yüzlü hanımlar vardır.
- Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini yalanlayabilirsiniz?
- Onlar çadırlarda sadece eşleri için ayrılmış gözlerinin siyahı simsiyah, beyazı bembeyaz fevkalade güzel hûrilerdir!
- Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini yalanlayabilirsiniz?
- Daha önce kendilerine ne bir insan eli değmiştir, ne de cin.
- Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini yalanlayabilirsiniz?
- O cennetlerdekiler, yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar.
- Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini yalanlayabilirsiniz?
- Sonsuz büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin ismi ne yücedir!
Bu iki cennette bulunan nimetler de şöyle haber verilir:
Bunlar, yeşilin en koyusu ile ifade edilebilecek derecede yemyeşildirler.
Orada şadırvan gibi, şelale gibi devamlı fışkıran iki kaynak vardır. Çünkü النضخ (nadh) kelimesi, suyun fışkırmasını ve coşup kaynamasını ifade eder.
Emsali görülmedik meyveler, bunlar içinde özellikle zikre değer hurmalar ve narlar vardır. Çünkü bu ikisi, meyvelikle beraber yemek ve devâ itibariyle hususi bir duruma sahiptirler.
Bu cennetlerde ahlâkı güzel, yaratılışı mükemmel kadınlar; inciden yapılmış çadırlarda sadece efendilerine tahsis edilmiş huriler bulunmaktadır. “Huri”, gözünün siyahı oldukça siyah, beyazı oldukça beyaz güzel gözlü kadın demektir. (bk. Sâffât 37/48-49) Öyle ki bunlara da, cennetteki kocalarından önce ne bir insan eli değmiştir, ne de cin.
Cennet yastıklarından, yeşil yastıklar, çeşitli şekillerle ve zînetlerle süslenmiş kalın döşemeler. Cennetlere erişenler, bunlar üzerine yaslanırlar. عَبْقَرِيٌّ (‘abkarî), Yemen bölgesinde bulunan Abkar kasabasına mensup demektir. Orada son derece güzel, nakışlı halı ve kilimler dokunurdu. Yüce Allah bu nakışlı yaygıları anlatmak suretiyle, o iki cennetin döşek ve yataklarını insan zihnine yaklaştırmaktadır.
Tasvir edilen dört cennetin ilk ikisi ile son ikisi arasında şöyle bir karşılaştırma yaparak derece farkını belirtmek mümkündür:
Dikkatlice bakıldığında ilk iki cennetin özelliklerinin, sonraki iki cennetten üstün olduğu anlaşılır. İlk ikisinde, “Onlarda durmadan akan iki pınar vardır”, son ikisinde ise, “Fışkıran iki pınar vardır” buyrulmuştur. “Durmadan akmak”, “fışkırmak”tan daha üstündür. Öncekilerde, “O ikisinde, her türlü meyveden çifter çifter vardır”, burada ise, “Onlarda meyve, hurma ve nar vardır” buyrulmuştur. Birincisi daha şumullü ve muhtevalıdır. Öncekilerde hurileri vasfederken, “Sanki onlar yakut ve mercandır”, burada ise “ O cennetlerde iyi huylu, güzel yüzlü hanımlar vardır” buyrulmuştur. Her güzellik, yâkût ve mercan güzelliği gibi olmaz. Dolayısıyla birincideki niteleme daha üstündür. Öncekilerde yatakları nitelerken, “Astarlan kalın ipekten yataklara yaslanırlar”, burada ise, “Yeşil yastıklara yaslanırlar” buyrulmuştur. Şüphesiz, yaslanmak için hazırlanmış olan astarı kalın ipekten yataklar, çadır eteklerinden ve yastıklardan daha üstündür.
Sûrede başından sonuna kadar bir taraftan Cenâb-ı Hakk’ın kerem ve rahmetinin tecellilerine yer verildiği gibi, bir taraftan da celâl ve azametinin tezahürleri dile getirilmiştir. Her ikisi de Allah Teâlâ’nın emri ve muradıdır. Bunları var eden, müttakî kullarına keremiyle, nankörlere ise celaliyle muamele edecek olan Allah Teâlâ’nın ismi çok yücedir, yücelerden yücedir.
Resûl-i Ekrem (s.a.s.): “يَا ذَا الْجَلَالِ وَ الإكْرَامِ (yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm): Sonsuz büyüklük ve ikram sahibi Allahım! diye başlayarak dua etmeyi ihmal etmeyip sık sık söyleyin” buyururdu. (Tirmizî, Deavât 92; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 177).
Allah Resûlü (s.a.s.), selam verip namazdan çıkınca, üç defa “estağfirullah” dedikten sonra, “اَللّٰهُمَّ اَنْتَ السَّلَامُ وَ مِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَ الإكْرَامِ (Allahumme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm) Allahım! Selâm sensin. Selâmet ve esenlik sendendir. Ey sonsuz büyüklük ve ikram sahibi olan Allahım! Sen hayır ve bereketi çok olansın” derdi. (Müslim, Mesâcid 135; Ebû Dâvûd, Vitr 25)
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!