Peygamber Zamanında Kabe Örtüsünün Renkleri Nasıldı?

Peygamber (s.a.s.) Efendimiz zamanında Kâbe örtüsünün renkleri nasıldı? Araştırmacı-Yazar Fahri Sarrafoğlu anlatıyor.

İSLAMİ DÖNEMDE KABE ÖRTÜSÜ KİMLER TARAFINDAN YAPTIRILIRDI?

İslâmî dönemde Kâbe’nin örtüsü halife, önemli bir hükümdar veya devlet adamı ya da Mekke valisi tarafından yaptırılırdı; bu uygulama Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Dört Halife tarafından da gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde Câhiliye’de de olduğu gibi her yıl kisvenin değiştirilmesi âdeti yoktu; ancak değiştirme işi âşûrâ gününde gerçekleştirilirdi.

Kâbe hizmetleri ve örtüsü için hâzineden tahsisat ayırma Hz. Ömer’le (r.a.) birlikte başladı. Emevîler döneminde hicâbe görevini sürdüren Şeybe b. Osman, Muâviye b. Ebû Süfyân’a bir mektup yazarak Kâbe'nin üzerindeki örtülerin miktarının arttığını, önlem alınmazsa mâbedin zarar görebileceğini bildirdi. Bunun üzerine Muâviye, Hz. Ömer (r.a.) zamanından itibaren Mısır’da yaptırılan beyaz keten (kabâtî) örtünün yanında kırmızı ipek (hibre) örtüyü Mekke’ye gönderdi. Önceleri Şam’da, daha sonraları ise Horasan’da yapılan ve her yıl değiştirilen kisvenin 10 Muharrem Âşûre günü kırmızı, 27 Ramazan’da beyaz olanının asılması âdet oldu. Abdülmelik b. Mervân zamanından itibaren ipek örtüler önce Medine’ye gelir, Mescid-i Nebevi’de bir gün sergilendikten sonra Mekke’ye gönderilirdi.

KABE ÖRTÜSÜ NEDEN SİYAH?

Abbâsîler döneminde 821 yılında Âşûre günü asılan kırmızı örtünün Ramazan ayına varmadan eskiyip yıpranması üzerine beyaz renkli ipekten üçüncü bir örtünün hazırlanması âdet oldu. Bu yıldan itibaren Kâbe’nin örtüsü yılda üç defa değiştirilmeye başlandı. Bunlardan kırmızı ipek örtü arefe günü, kabâtî örtü Recep ayı başında, beyaz ipek örtü de Ramazan’ın 27. günü asılıyordu. Abbâsî Halifesi Nâsır Lidînillâh tarafından 1183-84’te gönderilen örtü yeşil renkli olup üzerindeki yazılar kırmızıdır. (İbn Fehd, II, 551; III, 14); hilâfetinin sonuna doğru ise örtünün rengi siyaha, yazısı sarıya çevrilmiştir. Böylece örtünün rengi artık siyaha dönüşmüş ve bu uygulama zamanımıza kadar devam etmiştir.

KABE TARİHİ

Kabe Tarihi

KABE ÖRTÜSÜ NEDİR?

Kabe Örtüsü Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.