Peygamber Efendimiz’e Niçin İtâat Etmeliyiz?

Peygambere (s.a.v.) itaat etmek neden önemlidir? Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e niçin itâat etmeliyiz? Peygamberimize itaati emreden ayetler...

Cenâb-ı Hak, çok sevdiği insan olan Efendimiz’i -sallallahu aleyhi ve sellem- bütün insanlığa emsalsiz bir örnek şahsiyet olarak lûtfetmiştir.

Yüce Allah bütün emir ve nehiylerini, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in nezih hayatıyla örneklendirerek, bütün insanlık için nice fiilî kıstaslar bahşetmiştir.

Bu sebeple O, toplumun en alt kademesinden en üst kademesine kadar her meslek ve meşrepten insana en güzel bir numûne-i imtisâldir. Zira peygamberler sadece vahyi teblîğ etmek için değil, aynı zamanda ona uygun bir hayat tarzı ortaya koymak, her hâdise karşısında örnek bir şahsiyet sergilemek ve fiilî bir kıstas olmak üzere gönderilmişlerdir.

PEYGAMBERİMİZE İTAATİ EMREDEN AYETLER

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Resûl’e itaat eden Allâh’a itaat etmiş olur…” (en-Nisâ, 80)

“(Resûlüm) Muhakkak ki Sana beyʼat edenler ancak Allâh’a beyʼat etmektedirler…” (el-Fetih, 10)

“(Resûlüm!) De ki: Eğer Allâh’ı seviyorsanız bana tâbî olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret eylesin! Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir.

De ki: Allâh’a ve Rasûlü’ne itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez!” (Âl-i İmrân, 31-32)

Dikkat edilirse son âyet-i kerîmede, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e itaat etmeyen kişilerin kâfir olduğu beyân edilmektedir.

Allah Rasûlü’nün -sallallahu aleyhi ve sellem- sünnet-i seniyyesi, insanlar için en yararlı, en güzel ve en hayırlı yoldur. Dolayısıyla, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e itaatten kaçanlar, kendi elleriyle kendilerini zarar ve ziyana atmaktadırlar. Cenâb-ı Hak bu hakîkati şöyle beyan buyurur:

“Ey îmân edenler! Allâh’a itaat edin; Rasûl’e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin! Herhangi bir hususta ihtilâfa düşerseniz, -eğer Allâh’a ve âhiret gününe îmân ediyorsanız- onu Allâh’a ve Rasûlü’ne arz edin! Bu, hem daha hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (en-Nisâ, 59)

“Her kim, kendisine doğru yol belli olduktan sonra Peygamber’e muhâlefet eder ve mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu takip ettiği o yola bırakırız ve cehenneme atarız. O, ne fenâ bir varış yeridir.” (en-Nisâ, 115)

“Allah ve Resûlü’nü incitenlere Allah, dünyada ve âhirette lânet etmiş ve onlar için zelil eden (alçaltıcı) bir azap hazırlamıştır.” (el-Ahzâb, 57)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in sünnetinde hükmü bildirilmiş olan bir meselede O’nun hükmüne tâbî olmaktan daha hayırlı bir yol yoktur. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, müʼmin bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlü’ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (el-Ahzâb, 36)

“Aralarında hüküm vermesi için Allâh’a ve Resûlü’ne dâvet edildiklerinde, mü’minlerin sözü ancak; «İşittik ve itaat ettik.» demeleridir. İşte asıl felâha erenler bunlardır. Her kim Allâh’a ve Rasûlü’ne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı takvâ sâhibi olursa, işte asıl murâda erenler bunlardır.” (en-Nûr, 51-52)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Fahr-i Âlem - Habîbi Hüdâ Hz. Muhammed Mustafâ, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

KİM PEYGAMBERE İTAAT EDERSE ALLAH’A İTAAT ETMİŞ OLUR

Kim Peygambere İtaat Ederse Allah’a İtaat Etmiş Olur

ALLAH VE RESULÜ’NE İTAAT İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Allah ve Resulü’ne İtaat İle İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.