Peygamber Efendimiz Yaşarken Dünyada Hangi Devletler Vardı?

İslâmiyet’in doğuşu sırasında dünyanın siyasi ve sosyal durumu nasıldı? Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanında hangi devletler vardı? İşte Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde dünyanın siyasi haritası...

Haber: Murat Karadeniz

İslâmiyet’in doğuşu sırasında dünya hem siyasî hem de sosyal açıdan çalkantılı bir dönemden geçiyordu. Arap Yarımadası’nda kabile düzeni hâkimken, çevresinde Bizans, Sasani ve Göktürkler gibi güçlü devletler bulunuyordu. Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanında, dünyanın dört bir yanında hüküm süren bu devletler siyasi dengeleri belirliyordu.


İslam’ın doğduğu sırada Arap Yarımadası ve çevresindeki devletler

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE DÜNYANIN SİYASİ HARİTASI

Göktürk Kağanlığı

1. Göktürk Devleti

Türk adıyla kurulan ilk devlet olan Göktürkler, 552’de Bumin Kağan tarafından Ötüken’de kuruldu. Orta Asya’nın en güçlü siyasî gücü hâline gelen Göktürkler, tarihte ikinci defa bütün Türklerin bir bayrak etrafında topladı. Mukan Kağan ve İstemi Kağan dönemlerinde devletin sınırları genişledi.

Göktürkler, İpek Yolu üzerinde Bizans ve Sasani devletleriyle ittifaklar kurdu.

582’de iç karışıklıklarla Doğu ve Batı Göktürkleri olarak ikiye ayrıldılar. Birinci Göktürk Devleti 659’da Çin egemenliğine girdi. Türkler yaklaşık 50 yıl Çin esareti altında yaşadı.

Kürşat ve Kırk Çerisi

Uzun yıllar Çin’in baskısı altında kalan Göktürkler, bu zulme karşı Kürşat ve Kırk Çerisi önderliğinde bir isyan başlattı. Çin sarayına yönelen bu grup, bağımsızlık mücadelesinin fitilini yakmayı amaçladı.

Binlerce Çinli askerle çatışan Kürşat ve çerileri, tutsak düşmemek için Ötüken’e doğru geri çekildi. Ancak şiddetli bir yağmur nedeniyle köprü yıkıldı ve ilerlemeleri engellendi. Son çare olarak peşlerindeki Çinli askerlerin üzerine saldıran Kürşat ve kırk çerisi, kahramanca savaşarak hayatlarını kaybetti.


Kürşat ve Kırk Çerisi Temsili (Göktürk Sancağı)

2. Göktürk Devleti

Ardından İlteriş Kutluk Kağan önderliğinde Çin’e karşı ayaklanan Türkler, 681 yılında II. Göktürk Devleti’ni kurarak bağımsızlıklarını kazandılar. Vezir Tonyukuk’un çabalarıyla devlet kısa sürede toparlanırken, Çinlilerle mücadele yeniden başladı ve devletin merkezi Karakurum’a taşındı.

Kutluk Kağan’ın ardından tahta geçen Kapgan Kağan döneminde Çin ile çatışmalar yoğunlaştı. Devletin en parlak dönemi ise Bilge Kağan ve Kültigin zamanında yaşandı. 731’de Kültigin’in, 734’te ise Bilge Kağan’ın vefatıyla başlayan taht kavgaları, devletin zayıflamasına yol açtı.

Sonraki kağanlar devleti ayakta tutamadı ve 745 yılında Basmiller, Karluklar ve Uygurlar, Göktürk Devleti’ni yıkarak yerine Uygur Devleti’ni kurdular.

Göktürklerin Türk Tarihindeki Yeri ve Önemi

  • Tarihte Türk adını taşıyan ilk devlettir.
  • İslamiyet’ten önce kurulan Türk devletleri arasında en geniş sınırlara sahip ve en güçlü devlettir.
  • Batı Türkistan’ın Türkleşmesini sağlamıştır.
  • Gelişmiş yazı ve takvim sistemleri kullanmıştır.
  • Orta Asya’daki Türklerin Bizans ile ilişkileri Göktürkler döneminde başlamıştır.
  • Orhun Kitabeleri, Türk tarihi ve edebiyatının ilk yazılı eserleri olarak günümüze ulaşmıştır.
  • Kendisinden sonraki Türk devletlerine, her türlü imkânsızlık içinde dahi bağımsızlıklarını elde etme ve koruma ilhamı vermiştir.

Göktürklerde Din ve İnanış

Göktürkler, tek Tanrı inancına dayalı Gök Tanrı Dinini benimsemişlerdir. Dini durumlarını, “üstte mavi gök, altta yağız yer ve ikisinin arasında insanoğlu” sözleriyle ifade etmişlerdir.

Bunun yanında, misyoner tüccarların etkisiyle farklı dinlerin de etkisi altında kalmışlardır. Budizm, Türkler arasında genel olarak benimsenmese de bazı etkiler görülmüştür. Göktürkler, kurban olarak at ve öküz kesmiş, Şamanist unsurlar da dini yaşantılarında yer almıştır.

Devletin yapısında, Kam adı verilen kişiler cenaze ve defin merasimlerini yönetmiş, vatana büyük önem verilmiştir. Bu nedenle bazı nesnelere kutsiyet atfetmişlerdir.

Çin’de Sui Hanedanı

Sui Hanedanı, 581-618 yılları arasında Çin’e hâkim olmuş bir hanedandır. Güney ve Kuzey Hanedanları döneminin ardından Çin’i birleştirerek, dört yüzyıldır süregelen parçalanmışlığa son vermiştir. Hanedanın kurucusu İmparator Wen olup, başkenti Chang’an (günümüzde Xi’an) olmuştur. Bu dönemde Orta Asya Türkleri ile savaş hâlinde olan Sui Hanedanı, iç isyanların artması sonucunda yıkılmıştır.

Çin’de Din ve İnanış

Sui Hanedanı döneminde Çin’de Budizm, Taoizm ve Konfüçyüsçülük gibi inançlar yaygındı. Tüccarlar aracılığıyla Zerdüştlük gibi diğer inançlar da ülkede etkili olmuştur.

Tunguzlar

Tunguzlar, Sibirya ve Japon Denizi kıyılarında dağınık olarak yaşayan Türk veya Moğol boylarından biridir. Asya Hun Devleti Hakanı Mete Han (Oğuz Kağan) döneminde bütün Türk boyları tek çatı altında toplandığında, Tunguzlar da bu boylar arasında yer aldı. Hunların ardından Tunguzlar, Göktürk Kağanlığı hâkimiyeti altına girdi.


Çin Seddi ilk kez Mete Han tarafından geçildi

Tunguzlar’da Din ve İnanış

Bozkırda ve ormanlık alanlarda hayat süren Tunguzlar, avcılıkla geçimlerini sağlıyordu. Dinî inanış açısından büyük ölçüde Şamanizm’i benimsemişlerdir.

Sasani İmparatorluğu (İran)

Sasani Devleti, I. Ardeşir tarafından 205 yılında Persis’te (Pars ya da Fars vilayeti) Istakhr şehrinde kuruldu. 309-309 yılları arasında altın çağını yaşayan Sasaniler, II. Şapur döneminde Arapların ülkeye saldırılarını önledi ve Bizans’a (Doğu Roma) karşı önemli zaferler elde etti. Bu dönemde İran sanatı, Türkistan içlerine ve Çin’e kadar yayıldı.

Ancak 610-641 yılları arasında Sasaniler, Bizans ve Hazarlarla yaptıkları savaşlarda büyük yenilgiler aldı ve zayıflamaya başladı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), 628 yılında Sasanilere İslam’a davet mektubu gönderdi; Kisra Perviz bu daveti reddetti. Yemen valisi ise Peygamberimizin çağrısına uyarak İslam ile şereflendi.

Sasanilerle Müslüman Araplar arasındaki ilk çatışma 633 yılının nisan ayında gerçekleşti. Halid bin Velid (r.a.) komutasındaki İslam ordusu, 633 yılı sonuna dek Sasanilerle dokuz kez daha karşılaştı ve tümü Müslümanların zaferiyle sonuçlandı. 634 yılında Firaz Savaşı’nda İslam ordusu zafer kazandı; aynı yılın ekim ayında Köprü Savaşı’nda ise İslam kuvvetleri ağır bir yenilgi aldı.

Hz. Ömer döneminde 637 yılında gerçekleşen Kadisiye Savaşı, İslam ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Sasaniler, 642 yılında Nihavend Savaşı’nı kaybederek dağılma sürecine girdi ve 651 yılında kesin olarak İslam Devleti tarafından ortadan kaldırıldı.

Sasaniler’de (İran’da) Din ve İnanış

Sasanilerde din Zerdüştlük’tü ve devlet, çeşitli dini reform hareketlerine sahne oldu. Mecusilik temel din olarak yaygınken, Yahudilik, Hristiyanlık ve Budizm gibi diğer inançlar da toplumda yer buldu. Bu dinler genel olarak özgürce uygulanabiliyor ve inananlar inançlarını açıkça vaaz edebiliyordu.

Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu

Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu, 375 yılında Kavimler Göçü sonucu Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla kuruldu. Merkezi Bizans (günümüz İstanbul) olan imparatorluk, Ortaçağ boyunca farklı sülaleler tarafından yönetildi. On iki farklı hanedan tarafından idare edilen Doğu Roma’nın en parlak dönemi, 527-565 yılları arasında hükümdarlık yapan İmparator Jüstinyen döneminde yaşandı. Jüstinyen, başkomutan, başyargıç ve yasa koyuculuk yetkilerini tek elde topladı.

Hz. Peygamber (s.a.v.), 628 yılında Doğu Roma Kralı Heraklius’a İslam’a davet mektubu gönderdi. Heraklius mektubu kabul etti ancak iman etmedi.

Müslümanlar, İstanbul’u ilk kez 674 yılında kuşattı. 750 yılında Emeviler’in ardından iktidara geçen Abbasîler döneminde de Bizans ile uzun süren savaşlar yapıldı. 700’lü yıllarda Bizans, din kavgaları ve ikona meselesi ile çalkalandı. 800’lü yıllarda Bulgarlar Hıristiyanlaştırıldı; devam eden Bulgar-Bizans savaşlarında büyük katliamlar yaşandı. Ruslar da Hıristiyanlığı kabul ederek Rum Patrikhanesi’ne bağlandı.

1071 yılında Doğu Roma hükümdarı Romanos Diogenes, Malazgirt Savaşı’nda Sultan Alparslan komutasındaki Selçuklu Türkleri karşısında yenildi. Bu zaferle Türkler, Marmara ve Ege bölgelerine kadar Anadolu’yu fethettiler. 1176 yılında Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan, Miryekefalon Savaşı’nda Bizans’ı yenerek Anadolu’daki üstünlüğüne son verdi. 1204 yılında Latinler İstanbul’u işgal ederek şehri yağmaladı ve tahrip etti. Osmanlı Devleti döneminde ise İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinde Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildi ve Doğu Roma İmparatorluğu tarihe karıştı.


Doğu Roma (Bizans) döneminde İstanbul Temsili

Doğu Roma’da (Bizans) Din ve İnanış

Doğu Roma (Bizans) bir teokrasi olarak yönetiliyor ve Tanrı’nın ülkeyi imparator aracılığıyla yönettiğine inanılıyordu. Roma’nın gerilemesi ve patrikhaneler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle, 6. ve 11. yüzyıllar arasında Konstantinopolis, Hristiyanlık aleminde en zengin ve etkili merkez olarak kaldı.

Doğu Roma’nın resmi dini, 1054 yılına kadar Katolik Hristiyanlık iken, bu tarihten sonra Batı (Katolik) ve Doğu (Ortodoks) kiliseleri birbirinden ayrıldı. Bunun yanında imparatorlukta Paganizm, Yahudilik, Zerdüştlük ve birçok mahalli halk inancı da görülebiliyordu.

Avarlar

Avar Kağanlığı, 562-823 yılları arasında günümüz Macaristan, Ukrayna, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Hırvatistan, Slovenya, Avusturya, Romanya ve Sırbistan topraklarında hüküm süren bir Türk devletidir. Devlet, Avar Kağanı I. Bayan Han tarafından kurulmuştur.

Avarlar, dönem dönem Bizans, Lombardlar ve birçok Slav ile Türk boylarıyla ittifaklar kurdu. Macaristan’dan Ege Denizi ve Dalmaçya kıyılarına kadar Orta ve Güney Avrupa’da geniş topraklara hâkim oldular.

626 yılında Avarlar, Sasaniler ile anlaşarak İstanbul’u kuşattı ancak başarılı olamadı. Bu başarısız kuşatma sonrası Bulgarlar kağanlıktan ayrıldı. Avarlar, Bizans ve Franklarla uzun süre mücadele etti ve bu süreçte güç kaybetti. 803-804 yıllarında Bulgarların Kağanı Krum, Tuna bölgesindeki tüm Avar topraklarını ele geçirdi. Bulgar egemenliğine giren Avarlar hızla asimile olurken, devlet yapısı 10. yüzyıla kadar varlığını sürdürdü.

Avarlar’da Din ve İnanış

Avarlarda din ve inanış konusunda, Orta Asya’dan Avrupa’ya göç eden Türk boylarının etkisi görülmektedir. Gök Tanrı inancı ve Şamanizm ağırlık kazanmıştı. Günümüzde Kafkasya’da yaşayan Avarların çoğunluğu ise İslam dinine mensuptur.

Gassaniler

Gassaniler, 200-636 yılları arasında Suriye topraklarında hüküm süren Hıristiyan Arap devletidir. Devlet, en parlak dönemini II. Haris bin Cebele zamanında yaşamıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Gassani Hükümdarı el-Hâris İbn Ebî Şemir’e İslam’a davet mektubu göndermiş, ancak bu davet geri çevrilmiştir. Gassaniler, Hıristiyanlık duygularının rencide edildiğini öne sürerek savaş açmayı dahi düşündü, fakat Bizans’tan destek alamadıkları için bu girişim gerçekleşmedi.

636 yılında yapılan Yermük Savaşı’nda, Bizans ile aynı safta yer alan Gassaniler mağlup edilerek devletleri ortadan kaldırıldı.

Gassaniler’de Din ve İnanış

Gassaniler’in dini, yönetimlerinin tamamında Hıristiyanlık olarak uygulanıyordu ve bu inanç, günümüzde Suriye toprakları içinde kalan bölgelerdeki tarihî miraslarıyla bilinmektedir.

Vizigotlar

Vizigotlar, büyük bir Cermen kabilesi olan Gotların en büyük iki kolundan biridir; diğer kol Ostrogotlar’dır. M.S. 370 yılından itibaren Kavimler Göçü sürecinde hareket eden Vizigotlar, Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşü sonrası Batı Avrupa tarihinin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Başlangıçta Roma ile savaşan Vizigotlar, daha sonra istilacı kavimlere karşı ittifaklar kurmuş ve nihayetinde İspanya’da bir devlet kurmuşlardır.

711 yılında ise Tarık Bin Ziyad komutasındaki Emevi ordusu tarafından mağlup edilerek tarih sahnesinden silinmişlerdir.

Vizigotlar’da Din ve İnanış

Vizigotlar, başlangıçta diğer Cermen kavimleri gibi Pagan bir inanca sahipti. Ancak Roma İmparatorluğu ile kurdukları siyasi ilişkiler sonucunda, M.S. 332 yılından itibaren Hristiyanlığı benimsemişlerdir.

Diğer Devlet ve Beylikler

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hayatta iken Tibetliler, Cermenler, Franklar, Hırvatlar, Fin boyları gibi birçok irili ufaklı devlet ve beylik de farklı bölgelerde hüküm sürmekteydi.

Sonuç;

Hz. Muhammed (s.a.v.) döneminde dünya, Bizans ve Sasani gibi köklü imparatorluklarla birlikte Göktürkler, Avarlar, Gassaniler ve Vizigotlar gibi pek çok devlete ev sahipliği yapıyordu. İslâm’ın doğuşu sırasında Arap Yarımadası siyasî birlikten yoksun görünse de, kısa süre içinde büyük bir güç hâline gelerek bu küresel dengeleri değiştirdi.

İslam ve İhsan

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN İSLAM’A DAVET MEKTUPLARI

Peygamber Efendimiz’in İslam’a Davet Mektupları

TÜRKLER NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

Türkler Nasıl Müslüman Oldu?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • teşekkürler çok merak etmiştim sizin sayenizde buldum

    Allah razı olsun kardeşim
    Sayılarımız artsın hızla inşallah
    Elhamdülillah.

    çooooooooooooooooooooooooooooooooookk güzey

    Elhamdülillah.

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.