Pestisit nedir, Nelerde Bulunur?

Uzman Diyetisyen Tuğba Tuğ mutfağımızdaki zehir: Pestisitlerin zararlarını anlattı. Peki pestisitler nedir? Pestisit ne için kullanılır? Pestisit nelerde bulunur?

Pestisit, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır.

PESTİSİT NEDİR?

Pestisitler; böcek, kemirgen, yabânî ot ve mantarlar gibi zararlıları yok etmek için kullanılan kimyevî ilaçlardır. Günümüz tarımında mahsulün verimliliğini artırmak, kaliteli ve bol ürün elde etmek maksadıyla sıklıkla tercih edilmektedir. Kısa vadede, bu ilaçların kullanımı avantajlı gibi görünse de uzun vâdede tesirleri düşünüldüğünde, durum pek de avantajlı olmamaktadır.

Pestisitler, tabiatı gereği bütün canlı organizmalar için zararlı birer zehirdir. İlaçlama yapılan çevrede yaşayan bütün canlılar için zararlı tesirleri olmaktadır. Üstelik hava, toprak ve su kirliliğine de yol açmakta ve uzun dönemde toprak verimliliğinde azalmaya sebep olmaktadır.

İnsanlar üzerindeki zararlı tesirleri de göz önünde bulundurularak bu kimyevî maddelerin kullanımıyla ilgili bazı sınırlamalar getirilmiştir. Mevzuatlarla kullanım miktarları kısıtlanmakta ve son üründe bulunabilecek maksimum pestisit kalıntısı miktarları belirlenmektedir. Bu kurallara uymayan kişilere de cezalar uygulanmaktadır.

Bizlerin tüketici olarak satın aldığımız gıdada hangi pestisitin kullanıldığını veya pestisit kalıntısı olup olmadığını anlayabilmemiz; kalıntı varsa, miktarını bilebilmemiz ne yazık ki mümkün değildir. Bu konuda yapılan çalışmalara baktığımızda görüyoruz ki, satın aldığımız gıdalarda mevzuatla belirlenen sınırların üzerinde pestisit tespit edilebiliyor, kullanımı yasaklanan pestisitlere rastlanabiliyor ve bu gıdalar tezgahlarda rahatlıkla yerini alabiliyor.

Gıdalarla alınan pestisitlerin ne gibi zararları olabilir diye bakacak olursak, bu konuda en riskli grup bu ilaçları uygulayan, yani tarımla uğraşan kişiler... Hava, toprak ve su yoluyla yayılabildiği için ilacın uygulandığı tarım arazilerinin çevrelerinde yaşayanlar ise, ikinci riskli grubu oluşturuyor. Bunun dışında en çok zarar görebilecek diğer grup ise bebek, çocuk ve dolayısıyla hâmile ve emziren annelerdir. Bebeklerin küçük bedenleri, hamile ve emzikli kadınların hassas vücutları, bu zehirleri kaldırabilecek güçte değil.

Zehirlerin zararlı tesirleri hesaplanırken vücut ağırlığı başına mâruz kalınan seviyeye göre bir hesap yapılır. Örneğin, 60 kiloluk bir yetişkin, bir elmayı yediğinde o elmadan alacağı ilaç düzeyi, 1/60 birim iken 10 kiloluk bir çocuğun bir elmadan alacağı ilaç düzeyi de 1/10’dur. Yani bir yetişkine göre 6 kat daha fazla ilaca mâruz kalmaktadır. Üstelik bütün organları gelişme döneminde olduğundan, büyüme ve gelişmeleri de bundan olumsuz bir şekilde etkilenmektedir.

Tarım ilaçlarından fazla zarar görebilecek bir diğer grup ise, yaşlı ve hasta kişilerdir. Bu ilaçlar, aslında hepimiz için zararlı, ancak bu saydığım gruplar daha fazla risk altında olmaktadır.

Peki, pestisitlerden korunmak mümkün değil midir? Tek çözümü; ilaçsız, organik tarımdır. Bunun dışında ise gıdalardaki pestisit seviyelerini en aza indirebilmek için evlerimizde yapabileceğimiz bazı çözüm yolları da mevcut…

“En aza indirebilmek” diyorum; çünkü gıdalar üzerinde kullanılan binden fazla pestisit çeşidi bulunmakta… Bu pestisitlerin de bazıları gıdanın yüzeyinde, kabuğunda bulunurken, bazıları ise sulama suyuyla birlikte gıdanın içine nüfuz edebilmektedir. Bazıları aside karşı dirençliyken bazıları da yağmur suyuyla akıp gitmemesi için suya karşı dirençlidir.

Kaynak: Tuğba Tuğ, Şebnem Dergisi, Sayı: 185

DOMUZ KATKILI İLAÇLAR CAİZ Mİ?

Domuz Katkılı İlaçlar Caiz mi?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.