Pakistanlı Selzedelerin Mağduriyeti Kış Nedeniyle Artıyor

Seller sebebiyle aylardır çadırlarda zor şartlar altında yaşayan Pakistanlı selzedelerin mağduriyeti çetin kışın girmesiyle birlikte dahada arttı.

Pakistan'da haziran-eylül döneminde muson yağmurlarının yol açtığı sel felaketinin etkileri Sind eyaletinde sürüyor.

Sel sularının yüzde 60-70’inin çekildiği Sind eyaletinin 13 bölgesinde çok sayıda yerleşim yeri ve tarım arazisi suya teslim olmuş durumda.

Sel felaketinden en çok etkilenen Sind genelinde 1,7 milyondan fazla ev hasar gördü.

Eyalet genelinde 240 binden fazla kişi yerinden olurken bunların birçoğu çadır kamplarında yaşamlarını sürdürüyor.

Pakistan 1

Yeterli beslenme, temizlik ve sağlık koşullarına sahip olmayan selzedeler, kış mevsimi sebebiyle de zor günler geçiriyor.

Pakistan 2

AA muhabiri, Bhiria Road ve Kararah şehirlerindeki çadır kampları ve yerleşim yerlerini görüntüledi, 4 aydır çadırlarda yaşayan selzedelerle görüştü.

Kampta 3 bin kişi yaşıyor

Kararah şehrindeki çadır kamptan sorumlu Abdulmelik Han, burada 300 çadır bulunduğunu ve yaklaşık 2 bin kişinin kampta yaşadığını ifade etti.

Han, çadır ihtiyaçlarının olduğuna dikkati çekerek, "Çadırların altına serecek bir şey yok. Toprağın üzerinde yatıyor insanlar." dedi.

Pakistan 3

"Üzerimizde çatı bile yok"

Can Muhammed ise 4 aydan beri çadırlarda yaşadıklarını ifade ederek, "Evlerimize dönemiyoruz. Ne kadar kalacağız bilmiyoruz. Yorganımız yok, üşüyoruz." dedi.

Muhammed, evlerinin hala sular altında olduğunu ve bu sebeple geri dönemediklerini dile getirerek, çocuklarının hasta olduklarını ve yardım alamadıklarını anlattı.

İmkan olmadığı için başka bir yere gidemediklerini ve çadırda yaşamak zorunda olduklarını belirten Muhammed, "Okul yok, hastane yok, üzerimizde çatı bile yok." diye konuştu.

Kamp sakinleri de tuvalet ve banyo imkanlarının yetersizliğinden şikayet ederek, pis sel suları sebebiyle sıtma ve deri hastalıklarının da yaygın olduğuna dikkati çekti.

Yerleşim yerleri sular altında

Kamp alanının çevresinde sel sularının izleri rahatlıkla görülebiliyor.

Kara yolunun etrafı sularla kaplı. Yol kenarlarında ise irili ufaklı birçok çadır görmek mümkün.

Çok sayıda okul, hastane, cami ve ev de aylardır sular altında.

Köylülerden "Yolları kendimiz yaptırdık" sitemi

Bhiria Road şehrine bağlı Sirayi Daru köyünde yaşayan Gulam Haydar, köylerinin tamamen yıkılmış vaziyette olduğunu dile getirerek, "Kimse halimizi sormuyor. Bütün evler yıkıldı. Kimsenin hayvanı kurtulamadı. Fidanlarımız bile gitti." ifadelerini kullandı. 

Haydar, aylar geçmesine rağmen kimseden yardım göremediklerini belirterek, "Köyün yolu bile yıkılmıştı. Biz kendimiz masraf yapıp yolu yaptırdık." dedi.

Suyun çekilmediği takdirde toprağa zarar vereceğini belirten Haydar, bu konuda destek beklediklerini söyledi.

Bölgede yaşayanlardan Kaşif Ahmed ise Bhiria Road Hastanesi'nin sulara teslim olduğunu, tıbbi malzemelerin zarar gördüğünü dile getirerek, henüz tadilat çalışmalarının bitmediğini ifade etti.

Ahmed, suların çekilmesi için henüz bir çalışma başlatılmadığına işaret ederek, bozuk yolları da kendi imkanlarıyla yaptıklarına dikkati çekti.

Pakistan'daki sel felaketi sebebiyle yaklaşık 1740 kişi hayatını kaybetti, 12 binden fazla kişi yaralandı.

Ülke genelinde 33 milyondan fazla kişinin etkilendiği sellerin maliyetinin 30 milyar doların üzerinde olduğu belirtiliyor.

Kaynak: Diyanet Haber

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.