Osmanlı Devleti’nin Kuruluşunun İlan Edildiği Cami

Osmanlı Devleti adına ilk hutbenin okunduğu cami olarak bilinen ve restorasyonun ardından ihtişamlı görüntüsüne kavuşan Eskişehir'deki Karacaşehir Camisi’ne çok sayıda ziyaretçi geliyor.

Osmanlı Devleti’nin ilk kadısı Dursun Fakih Hazretleri tarafından ilk hutbe okunarak Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun dünyaya ilan edildiği Karacaşehir Cami yoğun ilgi görüyor.

Karacaşehir Köyü Camisi Erken Osmanlı Dönemi’nin önemli yerleşimlerinden Eskişehir’deki Karacahisar Kalesi’nin de üzerinde yer aldığı platonun eteklerinde bulunmaktadır. Cami Aşıkpaşazade’nin Osmanlı Devletinin kuruluşunu anlattığı eserinde bahsedilen, ilk hutbenin okunduğu yer olarak kabul edilir.

Karacaşehir Köyünün tarihi arşiv belgelerine göre 15. yüzyılın ortalarına kadar indirilse de bu tarihten günümüze gelebilen mimari bir veri bulunmuyor.

Günümüzdeki Karacaşehir yerleşimi 1843 yılında Karakeçili aşiretinin buraya yerleştirilmesi ile yeniden canlandırıldı. Bugün ayakta olan Karacaşehir Camisi, yıkılmış olan bir başka cami yapısının yerine 19. yüzyılda inşa edilmiş olduğu düşünülüyor.

Son dönemde Karacaşehir’de düzenlenen anma etkinlikleri ile caminin bu özelliği giderek ön plana çıktı. Bu Karacaşehir Köyü ve Camisi’ne olan ilgiyi artırdı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan restorasyon çalışmaları sırasında temeli olmadığı fark edilen caminin, temel güçlendirme çalışmaları sırasında duvarı çökmüştü.

Çöken duvar ve diğer restorasyon faaliyetleri ile birlikte eksikleri giderilen tarihi cami, 2019 yılı Mart ayında yeniden ibadete açılmıştı.

 

KARACAHİSAR KALESİ NEREDEDİR?

Karacahisar Kalesi Nerededir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.