Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’den Öğretmenlere Tavsiyeler
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’den öğretmenlere çok kıymetli tavsiyeler...
Öğretmenin kalbi durumu çok mühim. İnikas olacak. Bizim tasavvuftaki merhalelere baktığımız zaman ilk merhale 'ene' (benlik) yani bu terk edilecek. 'Ene men arefe nefse fekad arefe rabbe' (Nefsini bilen Rabbini bilir) kul her şeyin Cenab-ı Hak'tan geldiğini idrak ve şuur içinde olacak. Bu olduğu zaman tazimle emr-i ilahi meydana gelir. Allah'ın bütün emirlerini bir tazimle, bir huşuyla ifa edin.
Ondan sonra ikmal olacak kalp. Ondan sonra 'nahn' (biz) olacak. Yani insan içtimaileşecek. Yani içtimalileşmeyi bir ibadet bilecek. Bu 'İyyake na'budü ve iyyake nesta'în'dir (Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz) (Fatiha Suresi, 5. Ayet). Yani ya Rabbi ancak sana kulluk yaparız. Cemi geliyor. Ancak senden yardım bekleriz. Bu olduğu zaman tarihe baktığımız zaman daima zaferler gelmiştir.
Fakat bu enaniyeti bertaraf etmedikten sonra 'nahn' olmaz. Onu baktığımız zaman bu veliler ilk defa bu şeyden geçirmişlerdir. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri'ne ciğer sattırılmış. Halid Bağdadi Hazretleri ulema, zirvede bir ulema. Tuvalet temizletilmiş. Yunus Emre eşikte bekletilmiş. Bahaeddin Nakşibend Hazretleri'ne 7 sene cerahatli hayvanlara, hasta insanlara yollar temizletilmiş. Yani en mühim ilk başta bu tazimle emr-i ilahi olması için 'ene' ortadan çıkacak. Çünkü tevhit akidesinin ortaklığa tahammülü yok. Yani 'ene' istemiyor Cenab-ı Hak. Resulullah efendimizin hayatına baktığımız zaman bu 'ene' yok. Daima 'sen ya Rabbi' var. Bir de bak kul Cenab-ı Hak'la beraberliğini temin edecek. Ondan sonra içtimaileşecek. Asr-ı Saadet'e baktığımız zaman Resulullah efendimiz hicretten sonra 7 sene bu sahabi kıvamı geçti. Kamil insanlar oldular. Ondan sonra bütün dünyaya sefer etti. Resulullah efendimiz Çin'e gitti, Semerkant'a gitti, Kayravan'a gitti, Afrika'ya girdi vesaire. Demek ki ikinci merhale bu 'nahn' içtimalileşecek. 'İyyake na'budü ve iyyake nesta'în' olacak.
Üçüncü şeyde tabii 'hu' olacak. Yani Cenab-ı Hak'la beraberlik, Hakk'a yakınlık olacak. Vuslat olacak. Evvela eğitimci. Bunun için bu haduriyeti eğer eğitimci olursa dersine bir mabede girer gibi gelecek. Yani ibadet vecdiyle ve hürmetle huzur içinde girecek. Derslerinde gönüllerde hayranlık hissi uyandıran sağlam bir karakter sergileyecek. Ruhundan rahmet taşıracak. Yüreğinde nefes, ruhani ve pozitif enerji ruhundan tevzi edecek. Mesuliyetini idrak eden bir öğretmen olacak. Hakk'ın tevzi edilmediği, yani talebenin ruhuna girilmediği bir derste huzur olmaz. Huzurun olmadığı sınıfta ders işlenmez. Ders işlenmeyen yerde de eğitim olmaz. Eğitimci gönül kapısını talebelerine sonuna kadar açacak. Talebe ona meyil edip ilgi gösterecek. Böyle talebe arasında bir muhabbet bağı meydana gelecek. Muhabbet tesir edilirse talebenin gönlü alıcı hale gelir. Yani zira muhabbet kalp bazında bir ceyran hattıdır. Yani bir hoca, bir öğretmen ne kadar kurabilirse bu hattı o kadar muvaffak olur.
Mesela bir misal vereyim. Biz de İmam Hatip'te okurken kimya dersine bir albay hocamız gelirdi. Hilmi hoca bizi mesela bir kimya dersi yapardı. Arkadan bize ilahi azamet tecellilerinden, şu kainatı kevni ayetlerden bahsederdi. Bize bir şevk verirdi. Zil çalardı. Bütün öğretmenler öğretmenler odasına giderdi. Hilmi hoca gitmezdi. Koridorda gidip gelirdi. Biz de yanına yaklaşırdık. 'Hocam şöyle mi? Böyle mi?' diye. Bundan büyük bir zevk duyardık. Yani ben de mesela aradan 50 küsur sene geçti. Hala bende tesiri vardır. Nereden geliyor bu tesir? Muhabbetten geliyor. Hatta birkaç seferde davet etti. Evine gittik. Evinde bize ikram etti. Bize sohbet etti. Yani hocanın bu şeyi kurması lazımdı. Mesela yine bir hocamız bizim Mahmut Bayram hoca. 'Oğlum' der, 'ben ikindi namazından sonra' derdi, 'Kızıl Minare Mescidi'nde seni bekliyorum'. Eğer dersi anlamayan, ben eğer anlatamamışsam gelsin beraber tekrar dersi tekrarlayalım derdi. Yani hoca ne olacak? Fedakar olacak. Muhabbet olacak. Hazreti Mevlana güzel bir izah eder. Akıl dünyevi işlerin başarı olmasına rağmen mahiyeti icabıyla hakikatte ilahi esrara yani marifetullaha vasıl olmakta yetersiz kalır. Bu ilk için bir vasıta gereklidir. O da gönüldür, aşktır, vecdir, istirraktır. 'Akıl Mustafa'ya (s.a.v.) kurban olsun' buyuruyor. Yani unutmayın muhabbetle atılan tohum ebedidir. İşte sahabi muhabbet ve gayret her problemi çözer. Problemini çözdüğünüz insan da sizindir. Kazanılan her insanın ecri, kaybedilen her insanında mesuliyeti içindeyiz.











YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!