Ölüm ve Mahşerin Hikmeti: Tane ile Samanı Ayırmak
Hz. Mûsâ (a.s.) ile Cenâb-ı Hak arasındaki hikmetli münâcat... Hz. Mûsâ’nın (a.s.) sorusu ve ekin-harman misaliyle mahşer hakikati Mesnevî’de anlatılıyor.
Hazret-i Mevlânâ Mesnevîʼsinde şöyle naklediyor:
EKİN VE HARMAN MİSALİ: ÖLÜMÜN VE MAHŞERİN SIRRI
Bir gün Hazret-i Mûsâ aleyhisselam, Cenâb-ı Hakkʼa münâcâtta bulundu ve:
“‒Yâ Rabbi! Bunca mahlûku önce büyük bir ihtimamla yaratıp sonra öldürmenin hikmeti nedir?” diye sordu.
Hak Teâlâ:
“‒Bunun hikmetini bilmek istiyorsan, git toprağa tohum ek. Hasat vakti suâlinin cevâbını alacaksın.” buyurdu.
Mûsâ aleyhisselam denileni yaptı. Mahsul olgunlaşınca, onu orakla kesip harmanda dövmeye başladı. O zaman gâipten bir ses geldi:
“‒Yâ Mûsâ! Binbir emek vererek bakıp büyüttüğün o ekinleri şimdi niçin kesiyorsun?”
Hazret-i Mûsâ:
“‒Kesme sebebim şu ki tane ile saman birbirinden ayrılsın; buğday buğday ambarına, saman samanlığa gitsin. İkisini ayırmak için harman yaptım.” dedi.
Cenâb-ı Hak:
“‒İşte Ben de bunun gibi, olgunla ham seçilsin, iyi kötüden ayrılsın diye ölümü ve ruhların harmanı olan mahşeri halkettim.” buyurdu.
Hisse:
Âyet-i kerîmede buyruluyor:
“O (Allah) ki hanginizin daha güzel amel edeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yarattı...” (el-Mülk, 2)
Bu dünyadan gidenler, ister köle, ister padişah gibi gitsinler, oradaki bütün sermayeleri, îman ve sâlih amelleridir.
Orası; müʼmin ile kâfirin, selîm kalpler ile ham nefislerin, sâlihlerle fâsıkların, velhâsıl iyilerle kötülerin birbirinden ayrıldığı, nice mahrumun hazinelere kavuşup nice zenginin de ebediyet fukarâsı olduğu yerdir.
Spot:
Ebedî saâdet güneşi; ancak ilâhî beyanlar ışığında ve istikâmet üzere bir ömür sürüp müsterih bir vicdan, selîm bir kalp ve yüz aklığıyla âhirete irtihâl etmesini bilenlerin gönül ufuklarından doğar…
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!