Nişanlımla Dini Nikahımız Yok Görüşmelerimizde Ölçü Nasıl Olmalıdır?

Dini nikâh olmadan nişanlılık sürecinde görüşmelerde ölçü nasıl olmalıdır? Görüşmelerde 3. kişinin olması durumundan kasıt nedir? Evlilikten beklentilerimiz nasıl olmalıdır?

Mümkünse nişanlı ile bir iki defa görüştükten sonra bir daha görüşmemek asıl olandır. Niye? Görüştükçe işler daha da sarpa sarıyor. Lüzumsuz detaylar, teferruatlar... İnsanoğlunda böyle bir hastalık var. Basri Hocam, bilmiyorum bende var yani; kendinde olmayan kemal vasıflarını karşısında arıyor.

Bu birinci, ikinci, üçüncü neyse; olan nişanlılık sürecindeki görüşme muhabbeti ihdas etmek içindir. Yani bugün “elektrik alma” diyorlar ya, onu temin edip edememe meselesidir. Hakikaten insan evleneceği eşi bulduğunda yüreği hop atar. O, sıradan bir görüşme, sıradan bir buluşma değildir.

Binaenaleyh birinci, ikinci görüşme bayağı lüzum eder. Üçüncü, dördüncü de olur. Ama onun haricinde “Daha ne var ne yok?” modunda, “Ya siz ayrıldınız mı, niye nişanlısınız, görüşmüyorsunuz?” türünden baskıların neticesinde böyle görüşmeye çalışmak, etmek; bunların pek doğru olduğu kanaatinde değilim.

Şimdi kardeşimiz bir başka soruyu da sorarken demiş ki: “Kalabalığın içerisinde üçüncü şahıslar olmadan... Kalabalık olup da üçüncü şahısların olmaması nasıl oluyor? Yani televizyonu mu açıyorlar da kalabalık yapıyorlar? Yok. Mesela bir parkta oturabilir.”

Tamam, bir parkta oturdu mu üçüncü şahıslar değil, 22’ye kadar bütün şahıslar orada. Yani üçüncü şahsın olmaması; tenhada, kimsenin görmediği, kapalı bir alanda, töhmetin söz konusu olabileceği... “Bunlar bu odada ne yapıyorlar, kapıyı kilitlemişler, içeride ne yapıyorlar?” gibi bir durumun oluşmaması demektir.

Yani genelde şöyle anlaşılıyor: Üçüncü şahıs, üç kişi beraber oturuyor. Yok, o demek değil. Kalabalıkta olması, yani insanların gözünün önünde olması; “Bunlar ne yapıyorlar?” diye iftira atılabilecek bir durumun söz konusu olmaması demektir. Yoksa illa tanıdığın birileriyle oturacaksın diye bir şey yok. Zaten tanıdığı biriyle de insan rahat rahat konuşamaz. Ama burada tabii onları uzaktan da olsa gören, eden birilerinin olması önemli bir teferruattır. Buna dikkat etmek lazım.

NİŞANLILIK SÜRECİ BİR EVLİLİK SÜRECİ DEĞİLDİR

Şunu da unutmamak lazım: Nişanlılık süreci bir evlilik süreci değil. Tarafların birbirlerini asgari düzeyde tanımaları süreci. Bak, asgari düzeyi de üstüne basa basa söylüyorum. Çünkü 30 sene, 40 sene evli kalıyor, 60 sene insan evli kalıyor da birbirini tanıyamıyor. Bir de tanıdıkça da beklentiler farklılaşıyor.

Halbuki insan evliliği kendisi için yapmalı. Bununla ne demek istiyorum? “Evleniniz, dininizi tamamlayınız.” Yani kendi dinini tamamlamak için evlenmeli. Karşıdakini adam etmek için evlenmemeli.

Bu, evliliklerdeki en büyük problem. Evleniyorsun; kadın adamı adam etmeye çalışıyor, adam kadını kadın etmeye çalışıyor. Kimse “Ben nasıl olmalıyım? Ben şimdi yarın... Müslümandım, evlenmeden önce yarım Müslümandım, evlendikten sonra tam Müslüman olacağım. O kendi adıma tamamlamayı nasıl yaparım?” düşüncesi içerisinde olması lazım.

İnsanın evlilikte tarafların kendilerini cennete koyacak şeylerin peşinde koşmaları lazım. Karşı tarafı, eşini cennete koymak için çabalamamalı.

Bununla neyi kastediyorum? Eşin kusurlu olabilir, eksik olabilir, birtakım yanlışları olabilir. Evlilik müessesesi öğretmenlik, dadılık, mürebbiyelik müessesesi değildir. “Ben onu adam ederim, ben onu bak nasıl yola getiririm, evlenelim; ben ona usul, kaide, kural öğretirim.” Bunlar yanlış şeyler. Bunlar aile bütünlüğünü bozan şeylerdir.

Onun için insan, “Ben evlendim, nasıl adam olurum, nasıl kadın olurum?” derdine düşmeli. Allah’ın kendine lütfettiği eşi de velinimet olarak görmeli.

Velinimet ne demek? “Müşteri daima haklıdır, müşteri velinimettir.” Ya ben bakıyorum şimdi; kızlar ayrı, erkekler ayrı evlenmek için can atıyorlar, ölüyorlar. Evlendikten sonra da eşlerini yok etmek için can atıyorlar. Bu çok saçma bir şey.

Dolayısıyla nişanlılık sürecinde “Ben daha iyi tanıyayım.” dedikçe, tanıdıkça daha uçuruma doğru gidiyoruz. İnsan kendini tanımalı. Başkasını tanımaya çalışmanın bir âlemi yok.

Onun için deniyor ki: “Men arefe nefsehû fekad arefe rabbehû.” Kendini tanıyan Rabbini tanımıştır.

Rabbi ile arasını düzelt. Kâinattaki herkesle arasını düzeltir. Rabbi ile arasını düzelten Yunus gibi börtü böcekle, gülle çiçekle de konuşmaya başlar. Ama sen Cenab-ı Allah’la aranı düzeltmeden ne yapsan boş, boşa kürek sallamış olursun.

Çok tanıdın... Öyle herkes eşini tanıyarak evleniyor. “Aa, üç gün sonra boşanıyorlar. Hani siz altı senedir birbirinizi tanıyordunuz?” Fazla tanımanın da zararları var.

Onun için fazla tanımaya gerek yok. Bırak biraz sırlı tarafı, biraz esrarengiz tarafı olsun. Evlilik müessesesi insanın kendini tanıması müessesesidir.

Ama şeytan, nerede bir İslami yapı görürse oraya musallat olmaya çalışır. Allah muhafaza etsin. Onun için de dua etmek lazım:

“Cenab-ı Allah bizi eşlerimize hayırlı eylesin, eşlerimizi de bize hayırlı eylesin.”

Âmin.

Ama tutup da eşini düzeltmeye çalışmak... Hazreti Peygamber aleyhissalâtü vesselâm Efendimizin hadisini hatırlamak lazım. Bu sadette kadın, erkeğin kemiğinden yaratılmıştır. Evlilik hayatını sürdürmek istiyorsan eğrisiyle büğrüsüyle devam edeceksin. Düzeltmeye kalkarsan o kemiği kırarsın.

Demek ki düzeltme bizim işimiz değil. Biz düzeltmeye kalktıkça...

Şimdi ben bazen kulak misafiri oluyorum, bazen gençler dert yanıyorlar. “İşte şöyle, böyle; düzeltme olmadı. 40 senedir yapamadım, edemedim, yaptım, ettim.” Dediğin anda boşanacaksınız.

Yani “Ben eşimi düzelttim.” diyen insanın cümlesinin arkasında bunlar boşanmışlar anlaşılıyor.

Onun için düzeltmeden, eksiğiyle, gediğiyle, hastalığıyla, ayıbıyla taraflar birbirlerine razı olduklarında evlilik hayatı devam eder.

Öyle kimse kimseyi kandırmasın. Kimse kimseyi de yalancı selfilerle, sosyal medya araçlarında paylaşılan yalancı fotoğraflarla aldatmasın.

Şimdi bir kardeşimiz vardı medresede okurken. Hele bir Arapça gülse ne derdi? “Gülmenin Arapçası Türkçesi yok.” Şimdi fotoğrafta öyle peynir dediler diye millet mutlu olmuyor. Bu mübarek fotoğrafta göründüğü gibi durmuyor.

Basri Hocam, hakikaten kendi rızasına nail olabilen kullarından eylesin.

Âmin.

Âmin.

Cenab-ı Allah diyor ki: “Ve aslahû zevce.” Biz eşini onun için ıslah ettik, düzelttik diyor. Düzeltme işi Cenab-ı Allah’a ait.

Allah’a müracaat et, dua et:

“Ya Rabbi, beni hayırlı eyle, eşimi de bana hayırlı eyle.”

De, Cenab-ı Allah muhabbeti daim eylesin.

Yok öyle, “Ben nişanlılıkta 86 defa bir araya gelirsem, görüşme yaparsam, soracağım şu 8.250 soru var; onları sorarsam...” Böyle bir şey yok.

Allah hepimizi iyi eylesin. Ne kadar az, o kadar iyi.

İslam ve İhsan

İSLAM'DA NİŞAN VE NİŞANLANMANIN HÜKMÜ

İslam'da Nişan ve Nişanlanmanın Hükmü

NİŞANLILARIN DİNİ NİKAH YAPTIRMASI UYGUN MUDUR?

Nişanlıların Dini Nikah Yaptırması Uygun mudur?

NİŞANLILARIN BİRLİKTE YALNIZ GEZİP DOLAŞMASI CAİZ MİDİR?

Nişanlıların Birlikte Yalnız Gezip Dolaşması Caiz midir?

NİŞANLI İKEN DİNİ NİKAH KIYILIR MI?

Nişanlı İken Dini Nikah Kıyılır mı?

NİŞANLI KIZA TALİP OLMAK CAİZ Mİ?

Nişanlı Kıza Talip Olmak Caiz mi?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle