Namazın Fazileti ve Secdenin Mümin Üzerindeki Ruhanî Tesiri

Namazın ve secdenin müminin simasındaki ruhanî tesiri nedir? Fetih Sûresi tefsiri ve Hz. Talha’nın rüyası ışığında, 6 bin rekât namazın ve Ramazan orucunun ahiretteki muazzam derecesi üzerine bir analiz.

Fetih Sûresi’nin sonunda Cenâb-ı Hak; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in yanında bulunanları, yani sahâbe-i kirâmı şöyle tarif ve metheder: 

SECDE NURUNDAN EBEDÎ SAADETE: NAMAZIN RUHANÎ TESİRİ

“...Sen onları rükû ederken ve secde ederken görürsün...” (el-Fetih, 29) Demek ki; bir mü’minin rükûsu ve secdesi bir rûhâniyet tevzî edecek, bir huzur hâli verecek. Temâşâ edildiğinde insana tesir eden bir manzara arz edecek. Âyetin devamında; 

Simalardaki Ayırıcı Vasıf: Secde İzi ve Nûrâniyet

“Onların yüzlerindeki ayırıcı vasıf, secde izinden hâsıl olan nûrâniyettir.” buyurulur. Namazı hakkıyla kılanların yüzlerinde bir nûrâniyet hâsıl olur.

İmam Mâlik rahmetullâhi aleyh şöyle demiştir:

“Hristiyanlar, Şam’ı fetheden sahâbe-i kirâmı görünce; «Vallâhi bunlar, bize ulaştığı kadarıyla havârîlerden daha hayırlılar!» demiş ve doğru da söylemişlerdir.” (İbn-i Kesîr, XIII, 134) Cenâb-ı Hak insan anatomisini, secdeye en müsait şekilde yaratmıştır ki, kul çokça secde ederek Rabbine yaklaşabilsin.

İBADETİN UHREVÎ KIYMETİ: 6 BİN REKÂT NAMAZIN DERECESİ

Ebû Hüreyre radıyallahu anh naklediyor: 

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sağlığında Kudâa Kabîlesi’nin Beliyy boyuna mensup iki zât, birlikte İslâm’a girmişlerdi. Bunların birisi şehid düşmüş, diğeri de bir sene daha yaşayıp öyle vefât etmişti. Talha bin Ubeydullah radıyallahu anh; «Rüyamda; bir sene sonra vefât eden şahsın, şehid düşenden daha önce cennete girdiğini gördüm ve hayret ettim.» dedi.

Vaktin Ganimeti: Ramazan Orucu ve Huşûnun Neticesi

Sabah olunca Hazret-i Talha’nın bu rüyası Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e anlatıldı. Rüyayı dinleyen Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, başta namaz olmak üzere bütün ibâdetlerin mükâfâtını gösteren şu cevabı verdi: «‒O (bir sene sonra ölen kardeş), şehîd olan kardeşinden sonra Ramazan orucunu tutmadı mı? Bir sene, altı bin şu kadar rekât namaz kılmadı mı? (O hâlde ikisi arasında bu kadar fark tabiî ki olacak.)»” (Ahmed, II, 333)

Demek ki; huşû ile kılınan bir namaz ve hakkı verilerek tutulan bir Ramazan orucu, kul için ne büyük bir ecir ve saâdet vesilesidir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

PEYGAMBERİMİZİN TÂLİM ETTİĞİ NAMAZ

Peygamberimizin Tâlim Ettiği Namaz

PEYGAMBER EFENDİMİZ NAMAZI NASIL KILARDI?

Peygamber Efendimiz Namazı Nasıl Kılardı?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.