Namazın Kalbe ve Hayata Etkisi
Namazın kalbe ve hayata etkisi, insanı gafletten uzaklaştıran ve manevi huzura ulaştıran yönleriyle ele alınıyor.
Beş vakte ilâveten, kuşluk ve bilhassa seher vaktinin ihyâsıyla, namaz, tasavvuftaki şu muhasebenin yaşanmasına vesile olur:
TASAVVUFTA VUKÛF-I ZAMÂNÎ VE NAMAZIN MANEVİ TESİRİ
Tasavvufta vukûf-ı zamânî yani zaman hakkında vukûfiyet hâli; sâlikin her ân ve her hâlin muhasebesini yaparak huzurda geçirdiği ânına ve hâline şükredip, gafletle tükettiği zamanlar için tevbekâr olmasıdır. Bir başka ifade ile;
- Kabz hâlinde istiğfâra,
- Bast hâlinde ise şükre devam etmesidir.
Bu sûretle her hâlükârda gafletten sakınan bir kimse; gereksiz mâzî endişesinden ve istikbal telâşından kurtularak, yaşamakta olduğu hâlin ihyâsıyla meşgul olur ki tasavvuftaki; «Sûfî, ibnü’l-vakt olmalıdır.» prensibi de bunu ifade eder.
Âyet-i kerîmede mü’minlerin hasletleri meyânında şöyle buyurulur:
“Onlar namazlarında devamlıdırlar.” (el-Meâric, 23) Bu âyet; zâhiren, namazları aksatmamak, kaçırmadan vaktinde edâ etmek mânâsındadır. Hak dostları ise, işârî bir tefsir ile şu mânâyı tahsil etmiş ve gaye edinmişlerdir:
“Onlar, namaz bittikten sonra da sanki namazdaymış gibi mânevî bir hâlet-i rûhiye içindedirler. Böylece namazdaki huşû hâlini bütün vakte yayarlar.”
Hazret-i Mevlânâ şöyle buyurur:
“Öyle bir abdest al ki hiç bozulmasın.
Öyle bir namaz kıl ki hiç bitmesin.
Âşığa beş vakit namaz yetmez. Beş yüz bin vakit ister.
Gerçek âşık, vuslatın bitmesini hiç ister mi?” (Mesnevî)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!