Müzmin Ağrıdan Nasıl Kurtulabiliriz?

Hayatı çekilmez kılan yaygın kas ağrısı, halsizlik, yorgunluk, bitkinlik ile giden çağımızın sık görülen hastalığıdır diyebiliriz müzmin ağrıya. Sabahları uyanma güçlüğü, kabızlık, el ve ayaklarda karıncalanma, eklemlerde ağrı ve hassasiyet, halsizlik, isteksizlik gibi yakınmalar vakaların çoğunda gözlenir.

Şikayetlerin tedavilere direnmesi nedeni ile çok çeşitli tetkikler tahliller ilaçlar ve hekimler gezilmesine rağmen genellikle sonuç alınmaz. Hastalık hastası olarak anılan bu insanlar yakınları ve hekimler tarafından ciddiye alınmadıklarından yakınırlar.

MÜZMİN HASTALIĞIN NEDENLERİ

Toplumda görülme sıklığı yüzde 15-20 oranlarındadır. Hastalığın çeşitli sebepleri arasında stres önemlidir. Stresle salgılanma düzeni değişen kortizon dengesizliğinin ana sorumlu olduğu ortak kabul görmektedir. Müzmin yorgunluk hastalığı ve depresyonla sık birlikteliği nedeni ile bazen bulgular birbirine karışabilmektedir.

Sabahın ilk saatlerinde hastadaki şikayetler o kadar yoğundur ki, hastalıktan muzdarip insanlar sabah kalkıp işe gidilecek enerjiden yoksun olarak güne başlar.

Yaygın gezici vücut ağrıları yanında hastada nerede ise her yerde dokunma ve basınç uygulanmasına hassas onlarca tetik noktası teşhis koymamızı ciddi ölçüde kolaylaştırır.

Ağrı kesicilerle hastaların çoğunda bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Uygulanan tedavilere pek cevap vermeyen bu hastalarda zamanla gelişen depresyon hastalığın daha ağırlaşmasına sebep olabilmektedir.

İşe gidemeyecek kadar aşırı ağrı ve yorgunluk hastayı canından bezdirebilir. Aylarca devam eden bu şikayetler hastada kalıcı etkiler ve izler bırakırsa yaşam kalitesi ve iş veriminde ciddi düşüşlere sebep olabilir.

Müzmin ağrı, yaygın ağrı ya da kas romatizması olarak isimlendirilen bu hastalarda yukarda özetlemeye çalıştığım ağrı ve halsizlik şikayetleri yanında hafif ateş boğazda yanma ve ağrı, koltuk altı ve boyundaki lenf bezlerinde şişkinlik gibi bulgular olabilir.

Hastalık 20-50 yaş arası hanımlarda daha fazla görülmektedir. Hastaların bir kısmında uyku bozukluğu sabah tutukluğu, baş, boyun ağrısı, kabızlık, el ve ayaklarda yanma uyuşma karıncalanma ve terleme şişkinlik gibi mozaik yakınmalar görülebilir.

Müzmin ağrı yakınması ile müracaat eden hastalarda kas romatizması ya da fibromyalji gibi tanılar koymamız çoğunlukla kolay olmakla birlikte, hastalığa sebep olacak kesin bir neden bulmamız çokta kolay olmamaktadır. Bulamamakla birlikte çeşitli ruhsal ve bedensel travmalar, sportif yaralanmalar, uyku düzensizlikleri, kasılma ve gerilime bağlı kas hücrelerinin oksijensiz kalması, hormonal bazı değişiklikler ve stres ilk akla gelen tetikleyicilerdir.

Geçtiğimiz son 20-30 yılın hastalıkları içerisinde tıp literatüründe tanımlanan bu hastalık her geçen gün bilim adamlarının daha çok dikkatini çekmeye devam etmektedir.

İYİ HEKİM-HASTA DİYALOĞU

Hastalığın tedavisinde biraz fedakarlık, sabır biraz da kararlı olmak gerekir. İyi hekim-hasta diyaloğu zemininde uygulanacak tedaviler yanında masaj, ayurveda, refleksoloji, akupunktur, eft, aromaterapi ve reiki gibi daha bir çok tamamlayıcı tedavi unsurlarından istifade edilebilir. Son yıllarda akupunktur ve bitkiler birlikte uygulanarak başarılı sonuçlar alınan hastaların artması çaresiz olmadığımızın da bir göstergesi.

Depresyon giderici ilaçlar sıkıntı ve kasılmaya yönelik ilaçlar ve bitkilerden istifade edilebilir. Tıbbın bütün dallarında olduğu gibi müzmin ağrı şikayeti ile biz hekimlere müracaat eden hastalarla kurulan diyalog sorunların çözümünde umulmadık kapıları açarak başarılı olmamızı artıracaktır. Sağlık ve mutluluk dolu güzel günler diliyorum.

Kaynak: Dr. Ali Akben, Altınoluk Dergisi, Sayı: 276

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.