Mütevazı İnsanın Özellikleri

Mütevazı insanın özellikleri nelerdir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.

Rahmân’ın (has) kulları o kimselerdir ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler. (Furkan Suresi, 63. Ayet) Demek ki tevazu, bir müminin fârik vasfı olacak. Onun için “ben” olmayacak. Kendini bilmezler, cahiller ve ahmaklar sataştığı zaman da ona incitmeden “selâmetle” diyecekler. Bu nimetler yine diğer bir ayette; “Ey Rabbimiz! İman ettik, bizim günahlarımızı bağışla, bizi cehennem ateşinin azabından koru” diyenler, sabredenler, dürüst olanlar, huzurda boyun bükenler, hayra harcayanlar ve seher vakitlerinde Allah’tan bağış dileyenlerdir. (Âl-i İmrân Suresi, 16-17. Ayetler) Seherler de çok mühim. Cenâb-ı Hak, “ve’l-müstağfirîne bi’l-eshâr” (Âl-i İmrân Suresi, 17. Ayet) buyuruyor. Affolmak istiyor musun? Onun için Cenâb-ı Hak seni davet ediyor. Bir fani davet etmiyor, Allah davet ediyor. “Ve’l-müstağfirîne bi’l-eshâr” buyuruyor. Bu çok mühim, mütevazı yaşayabilmek.

Hz. Ömer (r.a.) ile Ebû Seleme Arasında Geçen Konuşma

Hz. Ömer (r.a.) ile Ebû Seleme arkadaş idiler. Bir gün bakıyor ki halife sırtına bir çuval almış gidiyor. “Halife, ne bu hâlin? Bu çuvalın sırrı nedir?” diyor. “Sus, konuşma!” diyor. Eve giriyorlar. “Bak” diyor, “Bana daha evvel Rum ve Fars elçileri geldi. Bana, ‘Allah sana hayırlar, iyilikler versin ey Ömer! Bütün insanlar ilmin, faziletin, adaletin hususunda ittifak hâlinde’ dediler. Benim koltuklarım kabardı. Bu çuvalı aldım ki bu kabaran koltuklarımı aşağı indirmek için” buyuruyor.

Tohum Nerede Biter?

İsa (a.s.) bir defa yanında bulunanlara, “Tohum nerede biter?” diye soruyor. “Tohum toprakta biter üstadım” dediler. Aynı şekilde hikmet ancak yer gibi, toprak gibi mütevazı olan kalplerde biter. Hep evliyanın zaten fârik vasfı budur. Mevlânâ da tevazu ve mahviyette “Toprak gibi ol” veriyor. “Bahar mevsiminde taş yeşerir mi? Toprak gibi mütevazı ol ki sen de renk renk güller, çiçekler yetiştir” buyuruyor. Toprağı düşündüğümüz zaman toprak sessizdir ve hiç itiraz göstermez. Bütün cürûfu alır, bütün dışkıları alır, temizler. Sonra yemiş, bitkiler, leziz meyveler ikram ederek üzerine dolaşan bütün mahlukatı besler. İşte mütevazı bir müminin gönlü böyle münbit bir toprak gibi olmalı. Mahlukattan ne muamele görürse görsün, devamlı iyilik ve güzellikler sergilemelidir.

Mütevazi İnsanın Özellikleri 

Velhâsıl tevazu, getireceği rahmet vasıfları, tevazu kulluğu olgunlaştıran birçok güzel haslete bağlı müstesna bir fazilettir. Nitekim mütevazı bir mümin cömert olur. Cömert insan kendinde bir varlık görmez. Elindeki varlığı kendine izafe etmez. Bu yüzden Hak’tan geleni yine O’nun yolunda sarf etmeye mütevazı kula hiçbir sarf zor gelmez, böyle tarifsiz bir lezzet hâline gelir. Bir mümin daima mütevazı olacak. Hiçliğini düşünecek, aciz olduğunu idrak edecek. İbâdullah olan diğer kullarını asla istihkar etmeyecek, hafife almayacak. Kimseyi de hor görmeyecek. Belki o, son nefesini kurtarır, senin durumun ne olacak?

Hak dostları “ben” demekten nefsinin fahrından ümmetini kaçırmışlardır. Bahâüddin Nakşibend Hazretleri, “Âlem yahşi, ben yaman; âlem buğday, ben saman” buyurmuştur. Mevlânâ da, “Kılıç boynu olan kişinin boynunu keser. Gölge ise yerlere serilmiştir. Boynu ve bedeni olmadığı için onun yaralanması ve kesilmesi yoktur” der. Bir mecaz olarak yine Kehf Suresi’nden oradan atıf yapar Mevlânâ; “Kötü kişilerin elinden kurtulmak için Hızır gemiyi deldi ve sakladı. Madem kırık, dökülen, perişan kurtuluyorsa sen de acziyete bürün. Zira bu dünyaya arz-ı endam için değil, arz-ı hâl için gelindi. Unutma ki kurtuluş mahviyettedir. Hadi sen benlikten, varlığından kurtul. Mahviyet, Hakk’a vasıl olmadır.” Allah korusun, “Ben şu kadar hatim indirdim” bu içinde kalsın. “Senin şu kadar hayır yaptım” o senin içinde kalsın. “Şu kadar talebe yetiştirdim” o senin içinde kalsın. Onlar senin değildir. Eğer bunu bir zaruret dışında söylüyorsan, Hakk’a ortak ediyorsun. Cenâb-ı Hak istemiyor bunu. Bak, zaruret olarak söylüyorsan o ayrı. Onun için bir hak dostu ne güzel ifade eder; “Sen çıkınca aradan, kalır seni Yaratan.” Nefsini aradan çıkartırsan selamete erersin. Bunun için Bahâüddin Nakşibend Efendi Hazretleri yıllarca yaralı hayvanlara, yıllarca hasta ve mustarip insanlara hizmet etmiş. Yıllarca insanların geçeceği yolları temizlemiş.

Tevazu Timsali Örnekler

Aziz Mahmut Hüdâyi Hazretleri manevi intisabından evvel Bursa kadısıydı. Büyük ihtişam vardı, şey vardı. Huzuruna geldiği zaman, “Bak oğlum, sen dedi eşyan var; sarık, cübbeler var dedi. Önünde eğilen birçok insan var. Bunlar olmaz dedi. Mahviyete gireceksin dedi. Onun için ciğer sattıracaksın dedi.” Yunus Emre Hazretleri eşikte bekletildi. Eğer, “Ben bu ciğeri satmaya, ben bu hizmetlere tenezzül etmem” deseydi, enaniyetin kurbanı olurdu. Aziz Mahmut Hüdâyi olamazdı. Velhâsıl sonunda benlikten tamamen kurtulan gönül mana ummanı olur. Dili de çözülür. O gün dökülen hakikat incileri yedi asırdır hidayet nuru saçmaktadır. İşte Yunus Emre yedi asır devam ediyor, Mevlânâ yedi asır devam ediyor. Onlar da benlikten kurtulma imtihanında zorlandılar fakat Allah’ın izniyle nefsin üstünden geldiler. Mârifetullah seviyesine ulaşamayıp tarih akışı içinde yok olup giderlerdi, sayısız kadılar gibi vesaire gibi. Necip Fazıl’ın güzel bir hak dostluğunu anlatan mısraları vardır: “O erler ki gönül fezasındalar / Toprakta sürme ezasındalar / Yıldızları tespih tespih çeker de / Namazda arka saf hizasındalar.”

Velhasıl mütevazı mümin affedici olur. Affede affede ilahi affa layık olma gayesi içinde bulunur. Mütevazı mümin başına gelen eza ve cefalara sabreder. Bunları kendi için bir tezkiye ve ecir vesilesi addeder. Mesnevi’de çok misal verir Mevlânâ. Mütevazı mümin hizmet ehli olur. Yüksek bir mesuliyet duygusuyla muhtaç din kardeşlerine kendisini zimmetli görür. Mütevazı fedakârdır, zariftir, ince ruhludur. Cahil kimsenin yanında Mevlânâ, “Kitap bir sessiz ol, onun yanında bir sükût limanına sığın” diyor. Yine Mevlânâ, “Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı” diyor. Yine Hazreti Ebû Bekir (r.a.), “Cahil ile sakın latife etme, şakalaşma. Dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar” buyurdu.

Yine Mevlânâ toprak gibidir; o toprak zariftir, olgundur. Kötülüğe karşı iyilikle mukabele eder. Toprak gübre atana gül verir. Tükürenlere pınarlarla mukabelede bulunur. Kendisi ayaklar altında ezileni başının üstünde taşır. Ölen mahlukatın nâşını mukaddes bir emanet gibi bağrına basıp Hak kadar sırr-ı hakikatte eritmek için toprak onu vazifelendirir. O vazifelerin yüksünmeden toprak onu yapar.

İslam ve İhsan

MÜTEVÂZI İNSANLARIN ÖZELLİKLERİ

Mütevâzı İnsanların Özellikleri

TEVÂZU NEDİR? MÜTEVÂZI İNSANIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Tevâzu Nedir? Mütevâzı İnsanın Özellikleri Nelerdir?

"O KADAR MÜTEVÂZİ OLUN Kİ, KİMSE KİMSEYE BÖBÜRLENMESİN" HADİSİ

"O Kadar Mütevâzi Olun Ki, Kimse Kimseye Böbürlenmesin" Hadisi

MÜTEVAZİ MÜ'MİN'İN BEŞ ÖZELLİĞİ

Mütevazi Mü'min'in Beş Özelliği

“BİR KİMSE, GÜCÜ YETTİĞİ HALDE MÜTEVAZI DAVRANARAK LÜKS ELBİSE GİYMEYİ TERK EDERSE” HADİSİ

“Bir Kimse, Gücü Yettiği Halde Mütevazı Davranarak Lüks Elbise Giymeyi Terk Ederse” Hadisi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle