Osmanlı’da Mütevazı Hanımlar Nasıl Hayır Mimarları Oldu?
Osmanlı’da saray dışındaki hanımlar, infak ve hizmet yarışında nasıl bir medeniyet inşa ettiler?
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Osmanlı döneminde hayır ve hasenâtın yalnızca saray ehline mahsus olmadığını; halkın da güçlü bir infak heyecanıyla hizmet yarışına girdiğini aktarır.
MÜTEVAZI HANIMLARIN OSMANLI’DAKİ HAYIRLARI
–Tabiî, anneler güzel bir nümûne olmuştur. Bunu gören bütün hanımlar; “Aman biz de alâ kaderi’l-imkân hizmet edelim.” diye gayret içinde olmuşlardır. Hiçbir imkânı yoksa bir rahle getirip camiye koymuştur. Camilerin önlerinde şerbet dağıttırmışlardır. Kuşlara arpa dağıttırmışlardır.
Hamalların geçeceği yerlere mola taşları koydurmuşlardır; “Hamal orada koysun küfeyi, dinlensin. Ondan sonra devam etsin.” diye.
Sevaba, medeniyetimizde sadece sultan hanımlar haris ve istekli değildiler elbette. İmkânı olan herkes, yapabileceği bir hayrı gerçekleştirmeye koşuyordu. Hattâ halktan hanımlar tarafından yaptırılan; camiler, medreseler, çeşmeler, sebiller ve imâretler de çoktur.
Bir tek misal verelim: Üsküdar Sultantepe’de Hacı Hesnâ Hatun Camii hayrâtı var. Bu hanım, Mihrimah Sultan’ın dadısı idi. Çocukluğunda bir rahatsızlık geçiren Mihrimah Sultan’ın temiz hava alması için, onu Üsküdar’ın tepelerine getirirdi. O da imkânlarıyla, Sultantepe’de kendi hayrâtını bizlere ulaştırmıştır. Zamanımıza kadar camisinde namaz ve secdeler devam etmektedir. Düşünün, sadece bir dadı.
En mühimi, onlar, muazzam hizmetler gerçekleştirecek evlâtlar yetiştirdiler; beylerine, babalarına kuvve-i mâneviye oldular. Belki birçok hizmetlerinde kendi adları da geçmedi. Çünkü onlar; “Yaptıklarımız Allah içindir. Allah bilsin kâfî!” dediler. Hizmetlerini dâimâ mahviyet içinde icrâ ettiler.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!