Müslümanın Telefonla Konuşma Âdâbı
Cep telefonları, iletişimi hızlı ve kolay hâle getiren büyük bir nimettir. Ancak her nimette olduğu gibi, doğru kullanıldığında fayda sağlar; yanlış kullanıldığında ise olumsuz sonuçlar doğurabilir. Gün içinde defalarca elimizde olan ve hayatımızın ayrılmaz bir parçasına dönüşen bu cihazlarla konuşurken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Peki, telefonla konuşurken nelere özen göstermeliyiz? Bir Müslümanın telefonla konuşma adabı nasıl olmalıdır?
(Aşağıdaki metin videonun kısa bir özetidir. Vaazın tamamı ve tüm detayları için videoyu izleyebilirsiniz.)
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillâhi rabbil âlemîn, vessalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn.
Muhterem kardeşlerim, İslâm ahlâk nizamı ve âdâbı seminerler silsilesinde âdâb bölümüne geçmiştik. Nezaket ve görgü anlamında dikkat etmemiz gereken edeplere işaret ediyorduk. Bir önceki programımızda konuşma edebi üzerinde durduk. İki ders de, yine konuşmanın bir uzantısı olan ve günümüzde artık herkesin bir şekilde kullandığı telefon meselesini konuşacağız. Telefon edebi; telefonda nasıl konuşulur, konuşulmalıdır, konuşulmaması gereken meseleler var mıdır; bu konular üzerinde inşallah bir seminerimiz olmuş olsun.
Evet arkadaşlar, Cenâb-ı Hakk’ın nimetleri sayısızdır. Telefon da büyük nimetlerden birisi oldu. Özellikle günümüzde bakıyoruz, telefonlarla birçok işler yapılıyor. Her nimetin kullanıcısına göre iyilikleri de vardır, elbette negatif yönleri de vardır. Her nimet böyledir. İnsan, en hayırlı nimet diye gördüğünüz bir nimeti bile –Allah muhafaza– niyetiniz kötüyse kötüye kullanabilir. Kur’ân bir nimettir, Cenâb-ı Hakk’ın kelâm-ı ilâhîsidir. Kur’ân’la yükselebilirsiniz de; Kur’ân’a karşı saygısızlığınız, Allah muhafaza buyursun, onu kötüye kullanmanız söz konusu olunca da o sizi aşağılığa doğru çeken bir vasıta olur. Her şey böyle; telefon da böyle. Onun da içinde nice güzellikler var, nice hayırlı amelleri onunla yapabilirsiniz, nice gönülleri tamir edebilirsiniz. Ama hele hele bugünkü akıllı telefonlarla bazen çukurun da altına düşebilirsiniz; düştükçe düşersiniz. Telefonla araları bozabilirsiniz, dedikodu malzemesi hâline getirebilirsiniz.
Öyleyse öncelikle Cenâb-ı Hakk’ın bize ihsan ettiği her nimet karşısında: “Yâ Rabbi! Bu nimetin hayrını senden isterim, şerrinden sana sığınırım.” bakışıyla meseleye yaklaşmak lâzım. Diyelim bir telefon aldınız; gerçekten önemlidir. Şöyle telefona baktınız, beğenerek aldınız, elinize düştü; “Allah’ım! Bu nimetin hayrını senden isterim, şerrinden sana sığınırım.” dediniz. Bir araba aldınız; “Yâ Rabbi! Bu arabanın hayrını senden isterim, şerrinden sana sığınırım.” dersiniz. Bir ev aldınız; “Yâ Rabbi! Bu evin hayrını senden isterim, şerrinden sana sığınırım.” dersiniz. Bir ayakkabı aldınız; “Yâ Rabbi! Bu ayakkabının hayrını senden isterim, şerrinden sana sığınırım.” dersiniz. Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- yeni bir elbise giydiğinde: “Allâh’ım! Bunun hayrını senden isterim, bunun ve bunun için yapıldığının hayrını senden isterim; şerrinden ve bunun için yapıldığının şerrinden sana sığınırım.” diye dua edermiş (Ebû Dâvûd, Libâs 1; Tirmizî, Libâs 29).
Bu yönüyle demek ki hayata bakarken ya da kullandığımız eşyalara bakarken uyanık bir gönülle yaklaşırsak, inşallah Cenâb-ı Hak onun hayrını bize verir, şerrinden de bizi muhafaza eder.
Evet, telefon her şeyden önce bir iletişim aracıydı; gerçi daha önce de öyleydi ama şimdi iletişimin çok ötesine geçti. Biz şu an sadece iletişim aracı boyutunu konuşacağız inşallah.
MÜSLÜMANIN TELEFONLA KONUŞMA ÂDÂBI
- Şöyle bir sıralama yapalım: Arama öncesi hazırlık. “Hocam telefon elimizde, aramadan önce hazırlık mı olacak?” demeyin. Acil bir durum yoksa, aramalar –özellikle muhatap açısından– son derece önemlidir. Meselâ “Bu abi sabah namazına kalkmıştır.” deyip saat 05.00’te aramak da aramadır; “Ben yatmadığıma göre o da yatmıyordur.” diyerek saat 23.30’da, 00.00’da aramak da aramadır. Bu, edep ve nezakete uygun değildir. Samimiyet ayrı bir şeydir; fakat özellikle çok samimi olmadığınız kişilerde, hatta samimi olsanız bile vakar ve şahsiyetinizi koruyacaksanız, akşam 21.00’den sonra ve sabah 07.00’den önce kimseyi aramamak gerekir.
İhtiyaç ve zaruret varsa elbette aranır. Gece 02.00’de de aranır; acil bir durum olur, uyandırmak için defalarca ararsınız. Zaruretler, mahzurları ortadan kaldırır. Fakat normal şartlarda, gündüz aramak varken geceye bırakmamak gerekir. Gerekirse not alır, ertesi gün ararsınız.
Ayrıca önemli bir mesele konuşacaksanız, unutmayalım diye 3-5 maddeyi not almak da faydalıdır. Çünkü bazen iki konuyu söylersiniz, birini unutursunuz; sonra tekrar aramak zorunda kalırsınız. Bu da telefon adabına uygun değildir.
- Arama öncesinde bir diğer husus da zamanlama ve ortamdır. Hafta sonu, özellikle insanların aileleriyle vakit geçirdiği zamanlarda gereksiz aramalardan kaçınmak gerekir. Aramak zorunda kaldığınızda da: “Kusura bakmayın, bugün izin gününüz ama önemli olduğu için aramak durumunda kaldım, hakkınızı helâl edin.” demek nezakettir.
Ortam seçimi de önemlidir. Mahrem bir konuyu kalabalık ortamda konuşmak doğru değildir. Toplu taşıma araçlarında, insanların bulunduğu ortamlarda yüksek sesle konuşmak hem başkalarını rahatsız eder hem de mahremiyeti zedeler. Gerekirse kenara çekilip konuşmak gerekir.
- Telefon açıldığında önce selam verilmelidir. “Önce selam, sonra kelam” bir edeptir. “Esselâmü aleyküm ve rahmetullâh” diye başlanır. Eğer muhatabın durumundan emin değilseniz “Merhabalar, iyi günler” gibi ifadeler kullanılabilir. Ardından kendini tanıtmak gerekir. Özellikle ilk defa arıyorsanız isim ve soyisim mutlaka söylenmelidir.
Daha sonra: “Müsait misiniz, doğru zamanda mı aradım?” demek gerekir. Bu, karşı tarafa saygıdır. Eğer konuşma uzun sürecekse önceden mesajla haber vermek de edeptir.
- Normal şartlarda telefon görüşmeleri kısa tutulmalıdır. Uzun görüşmeler önceden haber verilerek yapılmalıdır. Ayrıca randevulu bir görüşme sırasında telefona bakmak da edebe uygun değildir. Ancak anne-baba veya üst amir gibi durumlar istisnadır.
- Yanlış numara çevrildiğinde hemen kapatmak yerine: “Affedersiniz, yanlış oldu.” demek gerekir. Aynı şekilde yanlış arandığınızda da anlayışlı olunmalıdır.
- Konuşma sırasında ses tonu önemlidir. Bağırmaya gerek yoktur. Tane tane, anlaşılır konuşulmalıdır. Karşı tarafın sözü kesilmemeli, dinlendiği hissettirilmelidir.
- Telefon, problem çözme aracı değildir. Özellikle sorunlu meseleler yüz yüze konuşulmalıdır. Telefonda konuşurken yemek yemek, bir şeyler çiğnemek de saygısızlıktır.
- Hoparlör kullanımı da izne bağlı olmalıdır. Karşı tarafın haberi olmadan hoparlöre almak doğru değildir. Aynı şekilde öksürürken veya rahatsızken dikkatli olunmalıdır.
- İş yerlerinde telefon adabı ayrıca önemlidir. Telefona bakan kişi kurumun dışa açılan yüzüdür. Nezaketli konuşmalı, not almalı, doğru yönlendirme yapmalıdır.
- Telefon mahremiyeti de korunmalıdır. Başkalarının konuşmalarını dinlemek uygun değildir. Ayrıca telefon sesleri de ortama göre ayarlanmalıdır; cami, toplantı gibi yerlerde sessize alınmalıdır.
- Görüşme sonunda kısaca özet yapılabilir ve teşekkür edilerek kapatılmalıdır. Telefonu açan kişinin kapatması esastır. Ayrıca bir kişinin telefon numarası izni olmadan başkasına verilmemelidir.










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!