Telefonla Konuşma Adabı

Telefonla konuşurken nelere dikkat etmeliyiz? Müslümanın telefonla konuşma adabı nasıl olmalıdır? İşte 14 maddede Müslümanın telefonla konuşma adabı...

Müslümanın telefonla konuşma adabı...

TELEFONLA KONUŞMA ADABI

1- Kendini Tanıtma

Arayan kişi karşıdakinin kim olduğunu sormadan önce nezaketen kendisini tanıtmalıdır.

2- Müsaitlik durumunu sorma

Söze başlamadan karşı taraftaki şahsa görüşme için müsait olup olmadığı sorulmalı ona göre davranılmalıdır.

3- Görüşmeyi çok uzatmama

Telefon, bir iletişim kurma vasıtasıdır. Dolayısı ile, telefon ile çok uzun boylu sohbetler yapılmamalıdır. Selam verip kısaca hal hatır sorduktan sonra konuşmanın amacı olan mevzuya girmek, sonra da kapanış faslına geçmek en doğrusudur.

4- Söz kesmeme

Yüz yüze yapılan görüşmelerde olduğu gibi, telefonda da çok gerekmedikçe karşıdakinin sözünü kesmemeli, sabırla dinleyip sırayla konuşmalıdır. Telefondaki kişi ve yanınızdakilerle aynı anda konuşmamaya da özen gösterilmelidir.

5- Yüksek sesle konuşmama

Telefonda toplumsal alanlarda bağıra çağıra konuşmak ayıptır ve görgüsüzlüktür. Hem karşınızdaki hem de çevredeki insanlar için rahatsız edici bir davranıştır.

6- Özel konuları başkalarının yanında konuşmama

Özel meseleler, gerek yüz yüze gerekse telefonda olsun başkalarının duymayacağı ortamlarda konuşulur. Ayrıca karşı tarafın sesi, onun bilgisi dışında başkalarına dinletilmemelidir.

7- Yanınızdakinden müsade isteme

Yanınızda biri olduğunda telefonunuz çalarsa ya çağrıyı geri çevirmeli, ya da görüşme yapabilmek için karşınızdakinden izin istemelisiniz. Zira yanınıza gelmiş biri, telefonla sizi arayandan üstündür. Yanınızda birisi varken ona hürmeten telefon görüşmesini kısa kesmelisiniz. Ayrıca yanınızda biri varken gereksiz yere telefonla uğraşmamalı ve internette gezinmemelisiniz.

8- Telefonda öksürme, hapşırma, burun silme

Doğrudan telefona doğru hapşırılmaz, öksürülmez ve karşıdakini rahatsız edecek şekilde burun silinmez. Özür dilenip müsaade istenir ve baş çevrilerek rahatsız edici ses minimize edilir.

9- Çağrıyı çok uzatmama

Karşı tarafın telefonu 3-4 kez çaldı ve açılmadıysa aramayı sonlandırmak gerekir. Zira belli ki karşı taraf müsait değil. Yakın zamanda tekrar aramamak da gerekir. Aradığınız kişi çağrıyı görünce size dönecektir.

10- Cevapsız aramaya geri dönme

Cevapsız aramaya mutlaka geri dönülmelidir. Zira geri dönmemek karşıdakini ciddiye almamaktır.

11- Çok erken ve çok geç saatlerde arama yapmama

Eğer acil bir durum yoksa çok erken ve çok geç saatlerde yani sabah saat 09:00’dan önce ve akşam 21.30’dan sonra arama yapmamaya gayret etmek önemlidir.

12- Gerekli durumlarda zil sesini kısma

Okul, cami, sinema, toplantı, sunum ve cenaze gibi ortamlarda telefonu sessiz konuma almak gerekir.

13- Görüşmeyi sonlandırma

Görüşme aniden değil, iyi dilek ve temennilerle bitirilmelidir.

14- Telefonu önce arayanın kapatması

Telefonu kim açtıysa önce o kapatır. Ancak, büyüğünüz veya üstünüzle görüştüyseniz büyüğünüz veya üstünüz kapatmadan önce siz kapatmamalısınız. Ayrıca işyerlerinde üstlere sekreter veya santral aracılığıyla telefon edilmez.

Kaynak: Faruk KANGER Lokman HELVACI, ADABI MUAŞERET

İslam ve İhsan

KONUŞMA ADABI KURALLARI NELERDİR? MADDE MADDE

Konuşma Adabı Kuralları Nelerdir? Madde Madde

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.