Muharrem Ayı ve Hicret - Osman Nuri Topbaş Hocaefendi

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin 14 Haziran 2026 Pazar, Kütahya'da yapmış olduğu sohbetin bir bölümüdür.

HİCRÎ YILBAŞI

16 Haziran 2026 Salı günü, 1 Muharrem, yani hicrî yılbaşı.   

1448 hicrî yılımız mübarek olsun.

Bu senenin ümmet-i Muhammed için hayır, bereket ve rahmete vesîle olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyâz ederiz.

Muharrem Ayının İlk On Günü Mânevî Bir Hazinedir

Muharrem ayının ilk on günü, mânevî bir hazine değerindedir. Fecr Sûresi’nde:

“On geceye and olsun.” (el-Fecr, 2) buyruluyor.

İbn-i Abbas (r.a), üzerine yemin edilen on gecenin Muharrem’in ilk on gecesi olduğunu ifade ediyor.

Bu günlerden lâyıkıyla istifâde için; bilhassa seherlerini teheccüdle, gündüzlerini de oruçla ihyâ etmeye -gücümüz yettiğince- gayret gösterelim.

Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyorlar:

“Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Şehrullah/ Allâh’ın ayı Muharrem’de tutulan oruçtur.

Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır (teheccüddür).” (Müslim, Sıyâm 202, 203; Nesâî, Kıyâmu’l-Leyl, 6)

Yine bir sahâbî:

“–Yâ Rasûlâllah! Ramazan’dan sonra hangi ayda oruç tutmamı emir buyurur­sunuz?” diye sorduğunda Allah Rasûlü (s.a.v.) şu cevâbı vermiştir:

“–Eğer Ramazan’dan sonra oruç tutacaksan, Muharrem’de tut! Zira o, Allâh’ın ayıdır; onda bir gün vardır ki, Allah, bir kavmin tevbesini o günde kabul bu­yurdu; (umulur ki) başka kavimlerin de tevbe ve niyazlarını o günde kabul eder.” (Tirmizî, Savm, 40/741)

Fazîletinden bahsedilen o gün, Muharrem’in 10. günüdür. (Aşûra günü)

Fakat Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Yahudilere benzememek için bir gün evveliyle veya bir gün sonrasıyla beraber oruç tutulmasını tavsiye buyurmuştur. (Yani 9-10 veya 10-11 Muharrem)

Ramazan orucu farz olduktan sonra 10 Muharrem orucu, Sünnet-i Seniyye olarak devam etmektedir.

Cenâb-ı Hak, Muharrem ayını ve bilhassa ilk on gecesini lâyıkıyla ihyâ edebilmeyi cümlemize nasîb eylesin inşaallah.

Efendimizin (s.a.v) Hicreti ve Hicri Takvim

Bu mübârek günlerde şunu da unutmayalım ki, hicrî takvim, Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in Mekke’den Medîne’ye hicretiyle başlamıştır.

Hicrî sene başı dolayısıyla Efendimiz’in ve ashâb-ı kirâmın hicretinin tefekküründe derinleşmeyi, bilhassa bugünlerde ihmâl etmeyelim.

Unutmayalım ki câhiliye devri;

‒Rûhî çöküntülerin yaşandığı, kalp âlemlerinin vîrâneye döndüğü,

‒Gönül pınarlarının merhametsizlikten kuruduğu,

‒Vicdanların zulümle karardığı,

‒İnsanlığın, dizginlerini şeytana kaptırdığı,

‒Beşeriyetin esfel-i sâfilîne dûçâr olduğu,

‒İnsanlığa vedâ edilen, katran misâli karanlık bir devirdi.

Esâsen, Allah ve Rasûl’ünden uzak yaşanan her devir, bir câhiliye devridir. İlâhî ve nebevî beyanlarla ıslah olmamış her asrın vahşetleri birbirine denktir…

Zira zamanın, mekânın, hayat şartlarının ve dekorların değişmiş olması, insan tabiatını değiştirmiyor.

Bugün haz ve hız odaklı yaşayan modern câhiliye insanı ile, 14 asır önceki bedevî câhiliye insanı arasında bir gardırop farkından başka ne var?

Nasıl ki ashâb-ı kirâm, Peygamber Efendimiz’in rahle-i tedrîsinden geçmiş talebeleriyse, bizler de ashâbın muhâtap olduğu aynı âyet-i kerîmelere 14 asır sonra muhâtap olan, Allah Rasûlü’nün âhir zamandaki ümmeti ve talebeleriyiz.

Bugün bizim vazifemiz de, tıpkı ashâb-ı kirâm gibi Kurʼân-ı Kerîmʼe olan alâkaya revaç vermek ve bilhassa evlâtlarımızın İslâm karakter ve şahsiyeti ile yetişmeleri için gayret göstermektir.

Hicret Asr-ı Saâdet Toplumuna Yürüyüşün Adıdır

Rabbimiz âyet-i kerîmede şöyle buyuruyor:

“Ey îman edenler! Siz kendinize bakın (kendinizi düzeltin). Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez…” (el-Mâide, 105)

Unutmayalım ki hicret; câhiliye karanlıklarından kurtulup nurlu ve huzurlu bir fazîletler medeniyeti inşâ eden asr-ı saâdet toplumuna yürüyüşün adıdır.

Sahâbenin; Allah ve Rasûlʼü için, dînini yaşayabilmek uğruna, malını-mülkünü geride bırakıp hicret etmesi gibi, günümüzde de Allâh’ın yasakladığı şeyleri terk ederek;

–Şerden hayra,

–Bâtıldan hakka,

–Dünyadan âhirete hicret şuuruyla yaşamalıyız.

Bugün en mühim hicret; Allah ve Rasûl’ünün rızâ, muhabbet ve dostluğuna hicrettir.

Esas hicret; günahlardan, mâsiyetlerden uzaklaşıp amel-i sâlihlere hicrettir.

Bilhassa günümüzdeki modern câhiliyenin gafletlerinden, Hazret-i Peygamber (s.a.v) ve O’nun güzîde ashâbının takvâ hayatına hicret etmemiz elzemdir.

Bugüne kadar yaşadığımız hayata dair bütün dosyalar melekler tarafından kayıt altına alındı.

Öyle bir gün gelecek ki:

“Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.” (el-İsrâ, 14) denilecek.

“Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri, işledikleri şeye karşı onların aleyhine şahitlik edecektir.” (Fussilet, 20)

İnşaallah bizler de yeni senemize bol tevbe ve istiğfarlar ile girelim.

10 Muharrem (Aşûre) Günü İçerisindeki Büyük Tecellîler

10 Muharrem (Aşûre) günü, içerisinde büyük tecellîlerin yaşandığı bir gündür. Nitekim;

  • Hazret-i Âdemʼin (a.s.) tevbesi bu günde kabul edilmiş; Hazret-i Muhammed (s.a.v) Efendimiz’in geçmiş ve gelecek günahları bu günde mağfiret olunmuştur.

Demek ki bugün tevbe-istiğfar günüdür.

  • Hazret-i Nûhʼun (a.s.) tufandan kurtulup, gemisinin selâmete erdiği gündür.

Demek ki bugün Nûh'un (a.s.) 950 sene süren çilelerle dolu tebliğ hayatındaki sabır ve sebâtını tefekkür günüdür.

  • Hazret-i İbrahim'in (a.s.) Nemrut’un ateşine atılıp Cenâb-ı Hakk’ın lûtfuyla kurtarıldığı gündür.

Demek ki bugün Hakkʼa dostluk yolunda karşılaştığımız ilâhî imtihanlardaki hâlimizi muhâsebe etme günüdür.

  • Hazret-i Mûsâʼnın (a.s.) Firavun’un zulmünden, Hazret-i Yûsuf'un (a.s.) zindandan kurtulduğu gündür.

Demek ki bugün, büyük saâdetlerin, dâimâ büyük çilelerin ardında olduğunu idrâk etme günüdür.

  • Hazret-i Eyyûb'un (a.s.) hastalık ve iptilâlardan kurtulduğu gündür.

Demek ki bugün, ilâhî imtihanlar karşısındaki sabır, rızâ ve şükür hâlimizi gözden geçirme günüdür.

  • Ayrıca bugün, İslâm tarihinin gördüğü en acı felâketlerden biri olan, Peygamber Efendimizʼin aziz torunu Hazret-i Hüseyin'in (a.s.) hunharca katledildiği gündür.

Diğer bir ifâdeyle İslâmʼın bağrına hançer vurulduğu bir gündür. O menfur cinayete, hangi mezhepten olursa olsun her müslümanın yüreği feryat hâlindedir.

Bu hususta ümmet-i Muhammed’in birlik ve beraberliğini zedeleyecek tarzda kuru çekişmelere girmek, en başta o azîz şehidlerin mübârek rûhlarını incitecek hareketlerdir.

Dolayısıyla bugün; “Mü’minler ancak kardeştirler!..” (el-Hucurât, 10) hükmü etrafında, bir ve beraber olma günüdür.

10 Muharrem Günü Fazla Erzak Almanın Bereketi

Yine 10 Muharrem günü fazla erzak almanın bereketiyle alâkalı olarak Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Kim Âşûrâ günü (nafaka hususunda) âilesine geniş davranırsa Allah Teâlâ da bütün sene boyunca onun rızkına bolluk ihsân eyler.” (Taberânî, Evsat, IX, 121, Kebîr, X, 77; Beyhakî, Şuab, III, 366)

Câbir (r.a) bu rivayetle alâkalı olarak “Biz bunu denedik ve öyle bulduk.” der.

İbn-i Uyeyne de: “Biz bunu elli veya altmış sene tecrübe ettik.” demiştir. (Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, VI, 306)

Cenâb-ı Hak, âilesine cömert davranan kuluna böylesine büyük lûtuflarda bulunursa, kim bilir fakir ve garip kullarına cömert davranan kişilere ne ikrâm ve ihsanlarda bulunur!

Cenâb-ı Hak, insanoğlunun zamanı hesaplayabilmesi için, bizlere semada iki takvim lûtfetti:

Ay (Kamerî) ve Güneş takvimi…

Ay takviminde bir yıl;

354 gün 8 saat 48 dakika

Güneş takviminde bir yıl ise;

365 gün 5 saat 48 dakika

Cenâb-ı Hak, Kehf Sûresi’nde bu iki takvime şöyle işaret eder:

“Onlar (Ashâb-ı Kehf) mağaralarında üç yüzyıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır.” (el-Kehf, 25)

Bu dokuz yıl, şemsî ve kamerî yıl arasındaki zaman farkından ibârettir.

O zaman ay takvimi bilinmiyordu. Bu bir Kur’ân mucizesidir.

Rabbimiz cümlemizi, ömür takviminden düşen yaprakların hikmetinde derinleşerek, yaşadığı her ânı en hayırlı amellerle ihyâ gayretinde olan sâlih ve sâliha kullarından eylesin.

Âmîn!..

İslam ve İhsan

MUHARREM AYINDA YAPILACAK DUA VE İBADETLER

Muharrem Ayında Yapılacak Dua ve İbadetler

MUHARREM AYININ İLK 10 GECESİNİN FAZİLETİ

Muharrem Ayının İlk 10 Gecesinin Fazileti

HİCRİ YILBAŞINDA OKUNACAK DUALAR

Hicri Yılbaşında Okunacak Dualar

HİCRİ TAKVİM NEDEN HİCRET İLE BAŞLAR?

Hicri Takvim Neden Hicret ile Başlar?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle