Meğer Yanlış Yerde Kullanıyormuşuz!

Tüm kadınların yemeklerde kullandığı başlıca sebzelerden birisidir soğan...

Soğanı hemen hemen birçok yemeğin içerisinde kullanırız ve yemeklerimizin lezzetli olmasını sağlarız. Fakat bazen yemeklerimizde doğru soğanı kullanmıyoruz. Bazılarımız klasik sarı soğan, bazılarımız yeşil ya da kırmızı soğanı tercih etmekte. Fakat hangi yemekle hangi soğanı kullanmamız gerektiğini bilmiyoruz.

Ünlü bir aşçı internette hangi yemekte hangi soğanın kullanılacağı hakkında önemli bilgiler verdi.

İşte ünlü aşçının verdiği önemli bilgiler...

Sarı Soğan

Avantajları: Ucuz ve her mevsim bulunabiliyor.

Dezavantajları: Yok.

Kullanım yeri: Sarı soğanlar hemen hemen her yemekte kullanılabilir. Salatalar, çorbalar ve soslarda...

Kırmızı Soğan

Avantajları: Sert ve lezzetlidir.

Dezavantajları: Kolay kolay erimezler ve haşlandıktan bir süre sonra bozulurlar.

Kullanım yeri: Kırmızı soğanlar salata sosu yaparken ve yemeklerle iyi gider. Özellikle hamburger ve sandviçlere harika tat katar. Çiğ yiyecekseniz, kırmızı soğan tercih etmelisiniz.

Beyaz Soğan

Avantajları: Acıdırlar ancak yemeklere güzel tat verirler.

Dezavantajları: Doğrarken hemen gözleriniz yaşarır.

Kullanım yeri: Özellikle Meksika mutfağının vazgeçilmezidir. Salsa sosu ve meze yapımında kullanılır. Takonun vazgeçilmezidir. Hafif soğan tadı almak istediğiniz yemeklerde kullanabilirsiniz. Pizzaların üstüne de iyi gider.

Tatlı Soğan

Avantajları: Rahatlıkla çiğ tüketilebilir ve yemeklere tatlı bir aroma verir.

Dezavantajları: Dışarıda saklandığında çabuk bozulur.

Kullanım yeri: Sarı soğanlardan sadece tatlı olmalarıyla ayrılırlar. Hemen hemen bütün yemeklerde kullanılabilirler. Çiğ yenildiğinde bile tatlı olduğundan çiğken tüketilebilir. Ayrıca domates ve patatesle muhteşem uyumludur.

Taze Soğan

Avantajları: Sarımsakla harikalar içerir.

Dezavantajları: Yok

Kullanım yeri: Özel günlerdeki süslü tabaklarda kullanılır. Asya mutfağı tarifleriyle dilimlenerek tüketilebilir.

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.