MÂNEVÎ KİRLİLİK NASIL TEMİZLENİR?

Tevbe ve istiğfar, gerçek mâhiyetiyle derûnî bir pişmanlık ve sığınma olması sebebiyle, Allâh’a yaklaşmanın en müessir vâsıtasıdır.

Allâh’a yöneliş ve kalbin ulvî bir seviye kazanmasında mühim bir yeri olan istiğfar, mânevî kirlerden temizlenmenin yegâne vâsıtasıdır. Makbûl bir tevbe, kul ile Rab arasındaki engelleri ve perdeleri kaldırır, Allâh Teâlâ’nın sevgisine mazhar eder. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Allâh, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” (el-Bakara, 222)

Peygamber Efendimiz, Rabbimizin, insanların tevbelerinden ne kadar memnûn olduğunu anlatmak için şu misâli vermiştir:

“Herhangi birinizin tevbe etmesinden dolayı Allâh Teâlâ’nın duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları fayda etmeyince deveyi bulma ümîdini büsbütün kaybederek bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken yanına devesinin geldiğini görerek yularına yapışan ve aşırı derecedeki sevincinden ne dediğini şaşırarak:

«–Allâh’ım! Sen benim kulumsun, ben de Sen’in Rabbinim.» diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır.” (Müslim, Tevbe 7; Tirmizî, Kıyâmet 49, Deavât 99)

İSTİĞFARIN FAYDALARI

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir başka hadîslerinde, istiğfârın faydalarını şöyle beyan buyurur:

“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allâh Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona ummadığı yerden rızık verir.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57)

KULUN EN ÖNEMLİ MESELESİ

Lâkin kulların en mühim meselesi, tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalbdir. Buraya kadar anlattığımız tevbe ve istiğfâr ise bu hâle nâiliyetin sâdece kapısı mesâbesindedir. Bu kapıdan içeri girdikten sonra amel-i sâlihlerde bulunmak da elbette zarûrîdir. Farz, vâcib ve sünnetleri âdâbı üzere edâ ettikten sonra bilhassa kul hakkına titizlik, anne-baba hakkına riâyet, Allâh için infak, bütün mahlûkâta merhamet, şefkat ve af ile yaklaşabilmek gibi güzel hasletlere sâhip olunmalıdır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları

PAYLAŞ:            

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle