Lanet Okumak Neden Günah?

İslamda canlı cansız varlıklara kötü söz söylemenin ve lanet okumanın hükmü nedir? Lanet etmek neden günah? Lanet etmek ile ilgili hadisler.

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- canlı cansız hiçbir varlığa kötü söz söylenmesini, lânet ve hakâret edilmesini istemezlerdi. Allah’tan onların hayrını istemeyi, şerlerinden de yine Allâh’a sığınmayı tavsiye ederlerdi. Bütün varlıkları hayır yolunda kullanmayı, onları şerre âlet etmekten şiddetle kaçınmayı emrederlerdi. Nitekim hadîs-i şerîflerinde şöyle buymuşlardır:

“Geceye, gündüze, Güneş’e, Ay’a, rüzgârlara kötü söz söylemeyin! Onlar bir kısım insanlar için rahmet, diğer bir kısım için de azap (vesîlesi)dir.” (Heysemî, VIII, 71)

“Dünyaya kötü söz söylemeyin! O, mü’min için ne güzel bir binektir. Ona binerek hayra ulaşır, yine onunla şerlerden kurtulur.” (Süyûtî, Câmiu’l-Ehâdîs, no: 16459)

“Rüzgâra kötü söz söylemeyin! Hoşlanmadığınız bir şeyle karşılaştığınızda şöyle duâ edin: «Allâh’ım! Sen’den bu rüzgârın, getireceği şeylerin ve ona emredilen şeyin hayrını isteriz. Bu rüzgârın, getireceği şeylerin ve memur edildiği işin şerrinden de Sana sığınırız».” (Tirmizî, Fiten, 65/2252)

Ebu’d-Derdâ -radıyallâhu anh- şöyle buyurmuştur:

“Birisi Dünya’ya lânet ederse Dünya da ona:

«−Hangimiz Allah Teâlâ’ya daha çok isyan ediyorsa Allah ona lânet etsin!» der.” (Beyhakî, Şuab, IV, 302/5187; Hâkim, IV, 348/7870)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hak Din İslam, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

KURAN’DA GEÇEN MÜBAREK VE LANETLİ AĞAÇLAR

Kuran’da Geçen Mübarek ve Lanetli Ağaçlar

PEYGAMBERİMİZİN LANET ETTİĞİ KİŞİLER

Peygamberimizin Lanet Ettiği Kişiler

ALLAH'IN LÂNETİNİ ÇEKEN ÜÇ ŞEY

Allah'ın Lânetini Çeken Üç Şey

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.