Kuran'da Geçen Miras Ayetleri

Miras ayetleri hangi hadise üzerine inmiştir? Sahabe Peygamber Efendimize mirasla ilgili ne sormuştur? Miras ayetleri nelerdir? Bu ayetlerde ne anlatılıyor? Dr. Murat Kaya anlatıyor...

,

Câbir bin Abdullah (r.a) şöyle buyurur:

Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v) beni ziyarete geldiler. Kendimi bilmeyecek derecede hasta idim. Abdest alıp abdest suyundan üzerime döktüler. Gözümü açtım:

«‒Yâ Rasûlallâh, mîrâsım kime kalacak? Benim vârislerim, kelâle (yâni usûl ve fürûumdan olmayan kimseler) dir» dedim.

Bunun üzerine ferâiz âyeti nâzil oldu. (Buhârî, Vudû’, 44)

BU HADİSTEN NE ANLAMALIYIZ?

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. Câbir’in hasta olduğunu işitince Ebû Bekir (r.a) ile birlikte yürüyerek Benî Selime yurdundaki evine ziyarete gelmişlerdi. Nebiyy-i Ekrem (s.a.v), onun kendini bilmeyecek derecede hasta ve baygın olduğunu görünce biraz su iste­yip ondan abdest almışlar, sonra abdest suyundan birazını onun üzerine serpmişlerdi. Bunun üzerine Câbir (r.a) derhal ayılıp kendine geldi. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’i başucunda görünce hemen malını nasıl mîras bırakacağına dâir İslâmî kâideleri öğrenmek istedi. Zira vefât edebileceği endişesini taşıyordu:

“‒Yâ Rasûlallah! Malımda (verâset hususunda) nasıl tasarrufta bulunmamı emredersin?” diye sordu.

Allah Rasûlü (s.a.v) bir cevap vermediler. Bir müddet sonra şu âyet-i kerîme nâzil oldu:

Allah Teâlâ size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuş ise, anasına üçte bir (düşer). Eğer ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir (düşer. Bütün bu paylar ölenin) yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır(paylardır). Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir…» (en-Nisâ, 11) (Buhârî, Tefsîr, 4/4; Müslim, Ferâiz, 5-8)

Nisâ Sûresi’nin 12. ve 176. âyetlerinin de bu esnâda nâzil olmuş olabileceği de ifade edilir.

MİRASIN VASİYET EDİLMESİ CAİZ MİDİR?

Mirasın Vasiyet Edilmesi Caiz midir?

PEYGAMBERİMİZİN BIRAKTIGI MADDİ MİRAS NEYDİ?

Peygamberimizin Bıraktığı Maddi Miras Neydi?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.