'Koronavirüs, İnsanı Ruhen Ve Bedenen Yıpratıyor'

Aydın'da 3 ay önce Kovid-19'a yakalanan ve hastanede gördüğü tedavinin ardından sağlığına kavuşan polis memuru Suat Erdik, "Koronavirüs, insanı ruhen ve bedenen yıpratıyor. Zorlu bir süreçti benim için." dedi.

Aydın'da yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanan polis memuru Suat Erdik, tedavi sürecinde ölüm korkusu yaşadığını, ailesini ve çocuklarını düşünerek hastalığa karşı mücadele ettiğini söyledi.

Şırnak'ta 2003 yılında terör örgütü PKK mensuplarıyla girdiği çatışmada yaralanan ve gazi olan polis memuru Erdik, görev yaptığı Aydın'da 3 ay önce halsizlik, öksürük ve yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvurdu.

Atatürk Devlet Hastanesinde pandemi kliniğine yönlendirilen Erdik'in tomografisinde zatürre olduğu anlaşıldı.

Yapılan testi pozitif çıkmasının ardından hastanede tedavi altına alınan Erdik, tedavisinin ardından sağlığına kavuştu ve 14 gün kendini evinde karantinaya aldı.

Yaşadığı sıkıntıları anlatan Erdik, yeni tip koronavirüse karşı bilinçli davranmayanları uyardı.

Erdik, koronavirüsün karakola gelen bir kişiden kendisine bulaştığını tahmin ettiğini, testinin pozitif çıkmasının ardından sıkıntılı bir sürece girdiğini belirtti.

"ATEŞ DÜŞMEYİNCE ENDİŞEYE KAPILDIM"

Tedavi gördüğü hastanede 3 gün boyunca ateşi düşmeyince endişeye kapıldığını, ölüm korkusu yaşadığını dile getiren Erdik, şöyle konuştu:

"Koronavirüs, insanı ruhen ve bedenen yıpratıyor. Zorlu bir süreçti benim için. Ümitsizliğe kapıldım ancak çocuklarım ve ailem aklımdan çıkmadı. Mücadele etmem gerekiyordu. İnanmak ve umut etmek önemli bir faktör. Çocuklarım ve ailem umudumu yeşertti. Virüsü yeneceğimi ve çocuklarıma kavuşma hevesi ile moralimi yüksek tuttum. En iyi tedavi hasta olmamakmış."

"KİMSE BİR BAŞKASININ YAŞAM HAKKINI ALAMAZ"

Evde karantina sürecinde kendisini farklı uğraşlara verdiğini, bol bol kitap okuduğunu, resim çizdiğini, çiçeklerle ilgilendiğini ifade eden Erdik, koronavirüsü önemsemeyenlerin büyük yanlışlık içerisinde olduğunu vurguladı.

Erdik, şunları kaydetti:

"Her insanın doğduğu andan itibaren yaşam hakkı vardır. 'Bana bir şey olmaz' mantığıyla sorumlu davranmayarak birinin, bir başkasının yaşam hakkını elinden almaya hakkı yok. Dışarı çıktığımda yollarda maskelerin yerde olduğunu görüyorum. Bilinçli davranmayanlar var. Herkes bireysel olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. Maske takmalı, sosyal mesafeye uymalı, temizliğe dikkat etmeli."

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.