Kevser Suresi’nin Fazileti ve Sırları

“O hâlde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!” (el-Kevser, 2) âyeti, kurbanın namaz kılındıktan sonra kesilmeye başlamasını ve tertibe riâyeti emretmektedir. Peygamber Efendimiz de “Allâh’ın başladığı ile başlayın!” buyurarak bu sıraya dikkat etmeyi tavsiye etmiştir.

Kevser Sûresi Mekkî’dir ve bu sûredeki kurban kesme emri, Peygamber Efendimiz’in devlet elde edeceğini, fakirliğin ve korkunun silineceğini de müjdelemektedir.

3- Şüphesiz ki, asıl soyu kesik olan, Sana buğzedenin kendisidir.

KEVSER SÛRESİ’NİN İNİŞ SEBEBİ

Bu âyet-i kerîmenin (dolayısıyla sûrenin) iniş sebebi (sebeb-i nüzûlü) hakkında birkaç rivâyet vardır.

Bu rivâyetlerin ilki, Âs bin Vâil hakkındadır. Âs bin Vâil, Peygamber Efendimiz ile ayak üstü konuşmaktaydı. Bir müddet sonra, Kureyş’in ileri gelenleri, ona kiminle konuştuğunu sordular. O da:

“-Ebterle!...” dedi.

“Ebter”, Araplar arasında hem kız, hem erkek çocukları doğduktan sonra, erkek çocuklarını kaybeden babalara söyledikleri bir ifadeydi. Peygamber Efendimiz’in Hazret-i Hatice’den dünyaya gelen Kasım ve ardından Abdullah ismindeki iki erkek çocuğu da küçük yaşlardayken vefat etmişti.

NASİBİ KESİLEN KİŞİ

Bu yüzden müşrikler bunu kendi aralarında, Peygamber Efendimiz’i kastederek kullanırlardı. Ancak bu âyet-i kerîmenin inişi ile onların kendi aralarında bir sır ve parola olarak tuttukları bu kelime, mûcizevî sûrette yüzlerine vurulmuş oldu. Böylece Allah Teâlâ, bu âyet-i kerîmenin muhatabı durumundaki Âs bin Vâil’in “dünya-âhiret hayırlarının hepsinden nasibinin kesildiğini” haber vermiştir.

Benzer rivâyetler, Ebû Cehil, Ebû Leheb ve Ukbe bin Muayt hakkında da nakledilmiştir. Âyet-i kerîme, bunlardan birisi hakkında inmiş olabileceği gibi, onların söz, iftira ve hakaretlerine toplu bir cevap mâhiyetinde de inmiş olabilir.

Bu rivâyetlerden farklı biri de şöyledir. İbn-i Abbas’tan (r.a.) nakledildiğine göre, Ka’b bin Eşref adında Medîneli bir Yahudi Mekke’ye gelince, Kureyşliler onu karşılamış ve:

“-Bizler sikâye (hacılara su dağıtan), Kâbe’nin hizmetini üstlenen kimseleriz. Sen de Medîne halkının efendisisin! Şimdi biz mi hayırlıyız, yoksa şu ebter mi kavminden daha hayırlı?” diye sormuşlar. O da:

“-Tabiî ki, siz onda daha hayırlısınız!” deyince; «Sana buğzeden yok mu, zürriyetsiz olan şüphesiz odur.» (el-Kevser, 3) ve «Şu kitaptan kendilerine biraz pay verilenlere bakmaz mısın? Bâtıl Tanrı’ya ve tâğûta ibadet ediyorlar.» (en-Nisâ, 51) âyet-i kerîmeleri inmiştir.”

EBTER NEDİR?

Ebter: Dil âlimlerinin söylediğine göre, “ebter”, oğlu olmayan erkekler ile kuyruğu olmayan hayvanlar hakkında kullanılır. Hayırdan izi kesilen her iş de ebterdir. (Be-te-ra) kesmek demektir. Bu kökten türetilen “el-inbitâr” kesilmek; “el-bâtir” keskin kılıç ve “el-ebter” de kuyruğu kesik mânâsına gelir.

Bu kelimenin kullanılışı ile ilgili şu izahlar yapılmıştır:

a- Hasan-ı Basrî (r.a.) müşriklerin bu sözleriyle, Peygamber Efendimiz’in gâyesine ulaşamadan kesilip biteceğini kastettiklerini söylemiştir.

b- Süddî ise, kelimenin sözlük anlamında, yani “kendisinin yerine geçecek kimse yok, erkek çocuğu öldü” mânâsında kullandıklarını ifade etmiştir.

c- “Yardımcısı, destekçisi yok!” mânâsında ebter demişlerdir ki, Allah Teâlâ onların sözlerinin yalan olduğunu ortaya koymuştur. Zira Peygamber Efendimiz’in en büyük yardımcısı ve dostu Allah, Cebrâil ve sâlih mü’minlerdir. Kâfirlerin ise, ne gerçek bir yardımcıları, ne de dünya ve âhirette hakiki dostları vardır.

Peygamber Efendimiz’e muhabbet, hürmet ve itaat, dinin bir emri olduğu gibi, O’na karşı buğz, düşmanlık ve hakaret de büyük bir nankörlük ve küfür sebebidir. Bir mü’minin gaflet ve cehâletle bile olsa, Peygamber Efendimiz’in mânevî şahsiyetini hedef alan yakışıksız cümleleri, en hafifinden, yapmış olduğu bütün amellerin boşa gitmesine sebep olacak kadar tehlikeli bir durumdur. O hâlde Peygamber Efendimiz’e karşı olan söz, hitap ve üslûbumuzda azamî titizlik göstermek mecburiyetindeyiz. Bu, keyfî bir mesele değil, îmanî bir vecibedir.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN NESLİ

Mü’minlerin, kâfir ve din düşmanların elinden ve dilinden meydana gelecek Peygaamber Efendimiz’e, O’nun âline, Ehl-i Beyt’ine ve ashâbına yönelik bu nevî saldırı ve tâcizlere karşı da uyanık olması gerekmektedir. Çünkü Peygamber Efendimiz’in mânevî şahsiyeti ve sevdikleri, mü’minlere emânet edilmiştir.

Kâfirlerin düşünüp iddiâ ettiği gibi, Peygamber Efendimiz’in soyu kaybolup gitmemiş, Rabbimiz, O’nun soyundan gelen Ehl-i Beyt’e her devirde sevgi, saygı ve ihtiram gösteren toplulukları var etmiş ve bu insanlar eliyle Peygamber Efendimiz’in “soy açısından” da şerefi devam etmiştir. Bugün İslâm dünyasının çok farklı bölgelerinde onbinlerce “seyyid” ve “şerif” bulunmakta ve ümmet-i Muhammed tarafından muhabbetle bağrına basılmaktadır.

Ayrıca Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz’i ve O’nun muazzez dinini; coğrafyanın bir köşesinde, tarihin bir döneminde bir an görülüp kaybolan bir serap misâli yokluğa mahkûm kılmamış; aksine her gün yeni mü’minlerle güçlendirmiş ve asırlar boyu her türlü çekememezliğe ve düşmanlığa rağmen O’nun adını yüceltmiş; her türlü kir ve iftiradan temizlemiştir.

Diğer taraftan Peygamber Efendimiz, nübüvvet, vahiy ve şeriata mazhar olmuştur. O, kendisine indirilmiş kitabı da kıyâmete kadar ilâhî koruma altında bulunan en son Peygamberdir. O’ndan sonra bir peygamber ve şeriat gelecek değildir. Şayet erkek evlatları, küçük yaşlarda vefât etmeyip, tıpkı kız çocukları gibi, Peygamber Efendimiz’den sonra da yaşasalardı, insanların bunlara tâbî olma meyli bulunabilir ve nübüvvet ve imamlık hususunda birtakım mahzurlar doğabilirdi. Allah Teâlâ, bu ümmeti, bu büyük sıkıntılardan muhafaza etmiştir. Hâlbuki kız evlatları için peygamberlik ve imamlık söz konusu değildir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz’in nesli, kız evlâtları vasıtasıyla devam etmiştir.

KEVSER SÛRESİ’NİN FAZİLETİ 

1- Allah Teâlâ, Resûlü’ne sayısız nimet, hayır ve güzellikler ihsan etmiştir. Ona vermiş olduğu maddî-mânevî ikramların sayısını tesbit etmek bile neredeyse imkânsızdır.

2- Allah Teâlâ, Ümmet-i Muhammed’e, sırf Allah rızâsını gözeterek namaz kılmalarını ve kurban kesmelerini emretmiştir. Bütün ibadetler, Allah için ve ihlâsla yapıldığı nisbette makbuldür.

3- Peygamber Efendimize buğzeden kimseler, hem dünya, hem de âhiretteki hayırlardan mahrum kalırlar. Kendilerinden önceki müşrikler gibi, kötü olarak anılmaya ve bereketten mahrum kalmaya mahkûm olurlar. Resûlullâh’a muhabbet ve hürmet de îmanın gereklerindendir.

Bizleri, böyle yüce bir Peygamberin ümmeti kılan Rabbimize sonsuz hamd ü senâ olsun. Âmin.

Kaynak: Zehra Eriş, Şebnem Dergisi, Sayı: 130

KEVSER SURESİ’NİN TEFSİRİ

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Allahım ümmeti muhammed e umûmî bir rahmet ile merhamet eyle amin Allahümme sallı ala seyyidina ve nebiyyina muhammed.
    Bu sayfayı hazırlayanlara selam olsun.

    • Amin inşallah kardeşim kızım üniversite sınavına girecek ALLAH izin verirse Dua edermisiniz Allah cc rıza için Rabbim razı Olsun Amin

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.