Kayı Boyu Tarihi

Kayı ne demek? Kayılar kimdir? Kayı boyunun sembolü nedir? Kayı boyu sırasıyla Anadolu’da nerelere yerleşti? Kayı boyu hangi devleti kurdu? Kayı boyu nerede yaşıyor? Kayı boyu tarihi, bayrağı, haritası, hakkında bilgi...

Haber: Murat Karadeniz

Kayı’nın kelime anlamı “güç, kuvvet ve kudret sahibi” demektir.

Kayılar, Oğuzların en kudretli boylarındandır. Kayı boyu yedi asır İslam dünyasının sancaktarlığını yapan Osmanlı Devleti’nin kurucusudur.

KAYI NEDİR?

Kayı “güç, kuvvet ve kudret sahibi” anlamına gelir.

KAYI BOYUNUN SOYĞACI

Kayı boyu Oğuz Kağan Destanı’na göre Oğuzların 24 boyundan, Kaşgarlı Mahmut’un Divân-ı Lügati’t-Türk adlı eserine göre ise 22 Oğuz boyundan ikincisidir.

[caption id="attachment_151316" align="alignnone" width="750"] Kayı boyu soyağacı[/caption]

KAYI BOYUNUN SİMGESİ NEDİR?

Kayı boyunun simgesi “İki Ok Bir Yay”dır. Babası Gün Han ve dedesi Oğuzhan olan Kayı Han bu boyun atasıdır.

[caption id="attachment_151301" align="alignnone" width="750"] Kayı boyu bayrağı[/caption]

Kayı boyu, Oğuzların Bozok koluna mensuptur. Osmanlı ailesi bu boydan gelmiştir. Reşîdüddîn Fazlullah-ı Hemedânî’nin eserinde simgeleri “şahin”, yani şahinlerin en büyüğü olan akdoğandır.

KAYI BOYU SIRASIYLA ANADOLU’DA NERELERE YERLEŞTİ?

Orta Asya’dan göç eden Türk boylardan biri olan Kayı boyu önce Ahlat’a yerleşti. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâattin Keykubat, Kayıları sırasıyla Viranşehir (Şanlıurfa), Halep (Suriye) ve Karacadağ’a (Ankara) yerleştirdi.

[caption id="attachment_151289" align="alignnone" width="500"] Kayı boyunun Anadolu’ya geliş yolları[/caption]

Ardından Anadolu Selçuklu Devleti’nin batı sınırının güvenliğini sağlamak için Ertuğrul Bey’i “uçbeyi” ilan etti ve Söğüt ve Domaniç yörelerini kendisine yurt olarak verdi. Kayılar, Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak kullandı.

KAYI BOYU HAKKINDA BİLGİ

Kâşgarlı Mahmut, Divân-ı Lügati’t-Türk eserinde bu boya Selçukluların mensup bulunduğu Kınık boyundan sonra ikinci sırada yer verdi ve onu “Kayıg” şeklinde zikretmiş, damgasını da gösterdi. Eserini 1206 yılında tamamlamış olan Fahreddin Mübârek Şah’ın Türk kavimleri listesindeki “kayık” ismi de bu boyu ifade edildi. Eski Türkçe’de hece sonundaki “g”ler Batı Türkçesi’nde düştüğü için bu ad da “kayı” şeklini aldı.

İranlı Tarihçi Reşîdüddin Fazlullah bu boyu kayı şeklinde yazmakta, bunun “sağlam” mânasına geldiğini, ülüşünün “sağ karı yağrın”, onkununun “şahin” olduğunu bildirmekte ve damgasını da vermektedir. Reşîdüddin ayrıca eserinin Türklerin tarihi kısmında Oğuz hükümdarları olan Yavkuyları (< Yabgular) Kayı boyuna bağladı. Bundan dolayı Oğuz boyları listesinde Kayılara en şerefli boy olarak birinci sırada yer verildi. Fakat Kayılar sadece Yabgular çıkarmakla kalmadı, Oğuzların İslâmiyet’ten sonraki tarihlerinde de önemli rol oynadılar. (Faruk Sümer, Kayı, DİA)

Kayılar, Anadolu’nun fetih ve iskânında en önemli rol oynadı. Öyle ki Anadolu’da 94 yerleşim yeri Kayı boyunun adını taşımaktadır.

OSMANLI KAYI BOYUNDAN MI?

Ertuğrul Bey’in idaresindeki oymağın Oğuz soyundan geldiğine yerli ve yabancı kaynaklarda ittifak vardır. Buna karşılık Osmanlı hânedanının Kayı boyuna mensup olduğu iddiasının Sultan II. Murat dönemi tarihçilerinden Yazıcıoğlu Ali’ye ait olduğu iddia edilir. Yazıcıoğlu’nun Osmanlı hânedanını Kayı boyuna bağlaması bu boyun Oğuz’un en asil boyu sayılmasından ileri gelmiş olmalıdır. Bu yakıştırmayı Edirneli Rûhî, ondan daha sonra diğer bazı tarihçiler de yaptı. Osmanlı Sultanları kendisini Oğuz’a ve Kayı boyuna mensup göstermeye büyük önem verirdi.

[caption id="attachment_151305" align="alignnone" width="750"] Kayı boyu tamgalı miğfer (Osmanlı dönemi)[/caption]

Oğuzlara yakın ilgi duyan Sultan II. Murat’ın sarayında Dede Korkut destanlarını okuyan ozanlar bulunurdu. Sultan II. Murat bastırdığı paralara Kayı tamgasını vurduran ilk ve tek Osmanlı Sultanıdır. Osmanlı dönemine ait silah ve toplar üzerinde de Kayı tamgasını görmek mümkündür.

KAYI BOYU HARİTASI

Kayılar tarih boyunca Hindistan, İran, Irak, Suriye, Anadolu’da gibi coğrafyaları yurt edindi.

Günümüzde Osman Gazi’nin ağabeyi olan Gündüz Alp (Gündüz Bey) soyundan gelen Amuca Kabilesi (Amucalar), halen Yozgat Kadışehri Örencik köyü, Kırklareli ve Tekirdağ’ın çeşitli köylerinde, Güneydoğu Bulgaristan’da, Balıkesir’in Ertuğrul köyünde ve Eskişehir Mihalıççık ilçesinde varlıklarını sürdürmektedirler.

 

ERTUGRUL BEY KİMDİR?

Ertuğrul Bey Kimdir?

SÖGÜT NEREDE?

Söğüt Nerede?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.