Cihan nizâmının kıvamı ve ahlâk yapısının devamı, her zaman ve ancak kalbî hayatta derinleşmekle mümkündür. Seviyesi yükselen milletler, mânevî rehberler olan
1. Ahmed Hân’ın cenâzesinin yıkanması için mürşidi Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri dâvet edildi. Bu davete Hüdâyi Hazretleri şu şekilde cevap verdi...
Osmanlılar, doğruluk husûsunda eşsiz, nâmus mevzuunda da son derece hassas bir gönül yapısına sahiptirler. Bu hâlleri, pek yüksek ve müstesnâ bir fazîlet arz ed
Osmanlı İmparatorluğu'nda taşralarda iffet ve istikâmet aynı derecededir.
“Temizlik îmânın yarısıdır!” (Müslim, Tahâret, 1) hadîs-i şerîfini nefis hüsn-i hatlarla yazarak evlerinin ve ibadethânelerin duvarlarına asan Osmanlılar, bu ha
I. Ahmed Han zamanı, devletin toprak genişliği bakımından doruk noktasında olduğu bir devirdir. Dünya kralları, bu devletin ihtişâmı karşısında eğiliyor ve sad
Husûsiyle Osmanlı Devleti’nin Anadolu ile İstanbul havâlisine münhasır olan kısımlarında herhangi bir zâbıta vukuâtına pek rastlanmamıştır.
Sultan Ahmed Hân’ın bir sanat hârikası olan şâheser Sultanahmet Câmii'nin temel atma merâsimine devrin en meşhur meşâyıh ve âlimleri dâvet edilmişti. Peki, Sul
Hayrât ve hasenâtta görüldüğü gibi Osmanlı’da şefkat ve merhamet, hayvanlar ve bitkilere kadar uzanmıştır. Hayvanları ve bitkileri himâyede bütün Osmanlılar, âd
Şâhid olduğu büyük kerâmeti üzerine Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin mânevî terbiyesine giren 1. Ahmed Han, bu mânevî takviye ile şahsiyetinin kemâline ulaşt