Silmek, gizlemek, bağışlamak, affetmek hakkından vazgeçmek anlamındaki a-f-v kökünden türeyen ve âfî kelimesinin mübalağalı şekli olan afüv çok affeden, çok bağ
Hristiyanlık ve Yahudilikte öngörülen bir dinî ceza türü olup, Kilise hukukuna göre yetkili dinî şahsiyetler tarafından suçlu görülen bir Hristiyanın kendi topl
Sözlükte "bir şeyi yok etmek, izini gidermek, silip süpürmek; fazlalık, artık" gibi anlamlara gelen afv, bir ahlâk ve hukuk terimi olarak genellikle, "kötülük v
Hz. İsa'nın bir kez daha yeryüzüne geleceğini savunan bir Hristiyan mezhebinin adıdır. Bu inanca göre Hz. İsa tekrar yeryüzüne gelecek ve günah işleyenlerle gün
Âdil olmak, insaflı olmak, işi doğru olmak; yoldan sapmak, meyletmek, dönmek, eşit davranmak, düzeltmek, doğrultmak, doğru dürüst olmak, şirk koşmak ve zulmetme
Sözlükte "yokluk, hiçlik, varlığın zıddı ve varlığın yaratılmasından önceki hal" anlamına gelen adem, tasavvufta, "mâsivâ, zulmet, bâtıl, çirkin" anlamında kull
Bir şeye tecâvüz etmek, haddi aşmak ve kötülük etmek anlamındaki "a-d-v" kökünden türeyen adâvet, "düşmanlık ve zulmetmek" demektir. Kur'ân'da da bu anlamda kul
Adak, dinen mükellef olmadığı halde, kişinin farz veya vacip türünden bir ibadeti yapacağına dair Allâh'a söz vermesine denir.
Sözlükte "surat astı" anlamına gelen "abese" Kur'ân'ın 80. sûresinin adıdır. Peygamberimiz, Mekke'nin ileri gelenlerine İslâm'ı anlatırken âmâ olan Abdullah ibn
Kişiye dünya ve âhirette herhangi bir yarar sağlamayan söz, iş ve davranış anlamındadır. Başka bir deyişle, hiç kimseye faydası dokunmayan veya dini bir gaye ta