Farsça âb (su) ve dest (el) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen abdest kelimesi, "el suyu" anlamına gelir. Abdest kavramı Arapça'da "güzellik ve temizlik
Birinin yerine geçen, karşılık anlamına gelen bedel ve bedîl kelimelerinin çoğuludur. Tasavvufî bir terim olarak ise "dünya ilgilerinden kurtularak kendisini bü
Allah'ın kulu anlamına gelen `Abdullah' kelimesinin çoğuludur. İlimleriyle ve özellikle verdikleri fetvalarla meşhur olmuş Abdullah adlı dört sahâbî hakkında ku
Sözlükte "kul" demek olan "abd" kavramı Kur'ân'da; "kul" ve "kullar" şeklinde yalın olarak veya "kullarım", "kullarımız" ve "Allah'ın kulları" şeklinde Allah'a
"A'yân-ı sâbite"; bir tasavvuf kavramı olarak; "dış âlemde var olan eşyanın görünür hale gelmeden önce Allah'ın ilminde bilgi olarak mevcudiyeti, ortaya çıkan v
Sözlükte "işaret, belirti, tesadüf, hastalık, felaket, ansızın başgösteren, varlığı devamlı ve zorunlu olmayan durum" anlamına gelen a'râz, bir felsefe terimi o
Yüksek yer, atın yelesi ve horozun ibiği anlamlarındaki "a-r-f" kökünden türeyen "a'râf" din dilinde, cennetle cehennem arasındaki perdenin (sûr/duvar) yüksek y
Sözlükte "iki gözü görmeyen kimse" anlamına gelen a'mâ kelimesi, mecâzî olarak "câhil, düşüncesiz, basiretsiz, idraksiz" anlamlarında da kullanılmaktadır.
Allâh'ın sıfatlarından biri olan a'lem, daha iyi bilen, en iyi bilen demektir. (bk. Âlim)
Yüksek olmak anlamındaki a-l-v kökünden türeyen a'lâ, en yüce, en yüksek; alî ve müteâl ise yüce ve yüksek demektir. Allah'ın sıfatı olarak a'lâ ; yüce, en yüce