Kardeşin İhtiyacını Gidermek Neden İtikaftan Üstündür?

İbn-i Abbas (r.a.) rivayetiyle, din kardeşinin ihtiyacını gidermenin nâfile ibadetten (îtikâftan) daha faziletli olduğu ve hizmet ahlakının önemi anlatılıyor.

Abdullah ibn-i Abbas radıyallahu anh bir gün Peygamber Efendimiz’in mescidinde îtikâfta iken bir kimse yanına gelerek selâm verdi ve oturdu.

İTİKÂFTAN HAYIRLI AMEL: DİN KARDEŞİNİN DERDİYLE DERTLENMEK

İbn-i Abbas radıyallahu anh:

“–Kardeşim, seni yorgun ve kederli görüyorum.” dedi ve konuşmaları şöyle devam etti:

“–Evet ey Rasûlullâh’ın amcaoğlu, kederliyim! Falan şahsın benim üzerimde velâ hakkı var (mal mukâbilinde beni âzâd etmişti), fakat şu kabrin sahibi (Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem) hakkı için söylüyorum ki onun hakkını ödeyemiyorum.”

“–Senin için onunla konuşayım mı?”

“–Sen bilirsin.”

İbn-i Abbas radıyallahu anh ayakkabılarını alarak mescidden çıktı. Adam ona:

“–Îtikâfta olduğunu unuttun mu, niçin mescidden çıktın?” diye ardından seslendi.

İbn-i Abbas radıyallahu anh:

“–Hayır! Ben, şu kabirde yatan ve henüz aramızdan yeni ayrılmış olan Zâtʼtan duydum ki, (bunları söylerken gözlerinden yaşlar akıyordu):

«Her kim, din kardeşinin bir işini tâkip eder ve o işi görürse, bu kendisi için on yıl îtikâfta kalmaktan daha hayırlıdır. Hâlbuki bir kimse Allah rızâsı için bir gün îtikâfa girse, Cenâb-ı Hak o kimse ile ateş arasında üç hendek yaratır ki her hendeğin arası, doğu ile batı arası kadar uzaktır.»”[1]

Hisse:

İslâm, nâfile ibadetlere fazlaca teksif olarak hayattan kopmayı değil, bilâkis hayatın içinde olmayı, ümmetin derdiyle dertlenmeyi tâlim eder.

Ubeydullah Ahrâr Hazretleri şöyle buyurur:

“Zamanın îcâbı ve zarûreti ne ise onunla meşgul olmak lâzımdır. Zikir ve murâkabe, bir müslümanı huzura kavuşturacak olan bir hizmet bulunmadığı zaman yapılır. Bir insanın sıkıntısını giderip gönlünü kazanmaya vesîle olacak olan hizmet; zikir ve murâkabeden daha önde gelir. Bazıları nâfile ibadetle meşgul olmayı, hizmetten daha mühim zannederler. Hizmetin semeresi, gönüllerde muhabbet ve huzurun yeşermesidir…

Nâfilelerin neticeleri, mü’minlerin sevgisinin neticeleriyle aslâ bir olamaz... Ben bu yolu sûfîlerin kitaplarından öğrenmedim, halka hizmetle elde ettim.”[2]

Dertli bir din kardeşini derdinden kurtarmaya çalışmanın fazîletini, Hazret-i Ali radıyallahu anh da şöyle ifade buyurmuştur:

“İki nîmet vardır ki beni hangisinin daha çok sevindirdiğini bilemiyorum:

Birincisi; bir adamın ihtiyacını karşılayacağımı ümîd ederek bana gelmesi ve bütün samimiyetiyle benden yardım istemesidir.

İkincisi de; Allah Teâlâ’nın, o kimsenin arzusunu benim vâsıtamla yerine getirmesi yahut işini kolaylaştırmasıdır.

Bir müslümanın (ciddî bir) sıkıntısını gidermeyi, dünya dolusu altın ve gümüşe sahip olmaya tercih ederim.” (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, VI, 598/17049)

Dipnotlar:

[1] Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, Beyrut 1990, III, 424-425.

[2] Mîr Abdülevvel, Mesmû‘ât, İstanbul 1993, s. 16, 89; Safî, Reşahât, I, 94, II, 407-408.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

İTİKAFTAN DAHA HAYIRLI AMEL

İtikaftan Daha Hayırlı Amel

CÖMERTLİK VE İSAR İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Cömertlik ve İsar ile İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle