İsrail’in Aralıksız Bombardımanı Sonucu Gazze’deki Sağlık Sistemi Çöktü

Filistinli doktorlar tarafından kurulan Uluslararası Tıbbi Yardım Derneği (MEDICS) Yönetim Kurulu Başkanı Doktor Ahmed Abdullah, İsrail’in Gazze’de doğrudan hastaneleri hedef aldığını ve bunun savaş suçu olduğunu belirtti.

MEDICS Yönetim Kurulu Başkanı Doktor Abdullah, Gazze’deki sağlık çalışanlarının durumunu ve hastanelerin bombalanmasını değerlendirdi.

İsrail’in Gazze’de onlarca sağlık çalışanının öldürdüğünü ve yüzlercesini yaraladığını kaydeden Abdullah, hastanelerin bombalanmasının doktor ölümlerini artırdığını söyledi.

Abdullah, İsrail ablukası nedeniyle Gazze’deki hastanelerde yakıt kalmadığı için ameliyathanelerin kullanılamaz hale geldiğini dile getirerek, acil ameliyata alınması gereken hastalara ilkel yöntemlerle müdahale edildiğini ifade etti.

MEDICS Yönetim Kurulu Başkanı Doktor Abdullah’ın röportajından satırbaşları:

“İsrail’in Gazze’de sivillere ve hastanelere saldırması uluslararası hukuka göre savaş suçudur”

“Gazze nüfusunun yüzde 40’ı 25 yaş altında. Bu da öldürülen sivillerin çoğunun çocuklar olduğunu gösteriyor”

“İsrail, sadece hastaneleri değil camileri ve kiliseleri yani kutsal mekanları da hedef alıyor”

“Türkiye tarafından finansmanı sağlanan Türk Hastanesi de vurulan hastaneler arasında”

“Kanser hastalarına hizmet veren uzmanlarımız İsrail saldırılarında öldü”

“Bombalanan ve hizmet dışı bırakılan 25 ambulanstan bahsediyoruz. Ayrıca hizmet dışı kalan ve hizmet veremeyen 12 hastaneden bahsediyoruz”

“Gazze’nin sağlık sistemi çökmüş durumda. İlaç, tıbbi malzeme ve ekipmanlar bitmek üzere. Doktorlar görevlerini yerine getiremez hale geldi”

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.