İslam’da Ahlaki Hükümler Nelerdir?

İslam ahlakında sevgi, kalbî ve vicdânî hükümler üzerinden insan ilişkilerinde hakiki iman ve ahlaki sorumluluk bilincinin temel yönleri ortaya konuyor.

Dînî hükümlerin üçüncüsü; kalbi kötü duygulardan tasfiyeyi (saflaştırmayı), nefsi, kötü düşüncelerden tezkiyeyi (arıtmayı), insanlar arası ilişkilerde terbiye ve nezâket kurallarına uymayı öğreten, ahlâkî hükümlerdir.

İSLAM’DA GÜZEL AHLAK VE DAVRANIŞLAR

Yüce İslâm dîni, insanın Yaratıcı’sına karşı ibâdet ve ubûdiyet vazifesini yapmaya ehemmiyet verdiği gibi, aynı zamanda insanın kendi nefsine, âilesine, çocuklarına, hısımlarına, komşularına ve bütün insanlara karşı güzel davranışlar kazanmasına da ehemmiyet verir. İslâm’da, “Allah’ın emirlerine itâat, yaratıklarına merhamet ve şefkat” çok mühim bir prensiptir.

Bir müslüman için namaz kılmak, oruç tutmak vb. ibâdetler nasıl birer dînî vazife ise, insanlara karşı iyi davranmak, hiç kimseyi incitmemek, kırmamak, üzmemek; tatlı dilli, güler yüzlü olmak, insanları sevgiyle kucaklamak da dînî bir vazifedir. Kumar nasıl haramsa, iftirâ da öyle haramdır. İslâm’da, sadaka vermek, güvenilir olmak, sözünde durmak, belâlara sabır göstermek, alçakgönüllü olmak vb. faziletler emredilmiş; yalan söylemek, hâinlik etmek, ikilik çıkarmak vb. yasak kılınmıştır. Bütün bunlarla İslâm, nefsi ıslah etmeyi, insanı olgunlaştırmayı hedefler.1

HZ. PEYGAMBER’İN AHLAK ANLAYIŞI VE HADİSLERLE GÜZEL AHLAK

İslâm, insanlık ilişkilerinde en güzel ahlâkî prensipleri getirmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v), güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini bildirmiş;

“Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim!” buyurmuştur.2

Hz. Peygamber’in bu husustaki bir kaç hadîsi, İslâm’da güzel ahlâka verilen değeri anlamak için yeterli olacaktır:

“Müslüman, elinden ve dilinden, müslümanların kurtuluşda olduğu kimsedir.”3

“Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikeye atmaz. Bir kimse, din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Bir kimse bir müslümanın bir sıkıntısını giderirse, bu sebeble Allah da onun kıyâmette bir sıkıntısını giderir. Bir kimse, bir müslümanın suçunu örtbas ederse, Allah da kıyâmet günü onun suçunu örtbas eder.”4

“Birbirinize hased etmeyin! Müşteri kızıştırmayın! Birbirinize buğzetmeyin! Birbirinize sırt çevirmeyin! Biriniz, diğerinin pazarlığı üzerine satış yapmasın! Kardeş olun ey Allah’ın kulları! Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu hakir görmez. (Kalbine işaret ederek) Takvâ, buradadır. Kişiye kötülük adına, müslüman kardeşini hakir görmesi, yeter. Müslümanın her şeyi, kanı, malı ve ırzı, müslümana haramdır.”5

“Şüphesiz ki Allah, sizin sûretlerinize (görünüşünüze) ve mallarınıza bakmaz, fakat kaplerinize ve amellerinize bakar.”6

“Sizden hiçbiriniz, kendisi için sevdiği ve istediği bir şeyi, din kardeşi için de sevip istemedikçe (kâmil) mü’min olamaz.”7

“Mü’min, insanların, canları ve malları bakımından kendisinden güvende olduğu kimsedir.”8

Rasûlullah (s.a.v.):

“Allah’a yemin olsun mü’min olmaz, Allah’a yemin olsun mü’min olmaz, Allah’a yemin olsun mü’min olmaz.” buyurdu. Ashâb-ı kirâm:

“–Kim mü’min olmaz yâ Rasûlallah?” diye sordular.

“–Komşusu, şerrinden emîn olmayan kimse, mü’min değildir (Cennete giremez)” buyurdu.9

“Kim, Allah’a ve âhiret gününe îmân ediyorsa, komşusuna iyilik etsin. Kim, Allah’a ve âhiret gününe îmân ediyorsa, misâfirine ikrâm etsin. Kim, Allah’a ve âhiret gününe îmân ediyorsa ya hayır söylesin veya sussun!”10

“Nefsim kudret elinde olan (Allah)a yemin olsun ki siz, îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (tam) îmân etmiş olmazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayın!”11

Bunlar, insanlarla münâsebetleri düzenleyen pek çok hadis-i şeriften bir nebzedir. Bununla birlikte, İslâm’ın insana ve insanlar arası ilişkilere verdiği değeri anlatması bakımından bir fikir vermektedir.

İSLAM AHLAKINDA SEVGİ VE KALBÎ HÜKÜMLER

Çeşitli inançlara mensup insanlar, sevgi sözcüğünü dillerinden düşürmezler. Lâkin hayatlarına baktığımız zaman sevginin hayata geçirilmediğini görürüz. İnsanları hakkıyla sevmek ve onlara acımak ancak hakîkî bir îmânla mümkün olur. İslâm ahlâkında “Yaratılanı hoş gör, Yaratandan ötürü” prensibi mühimdir. Bu tür insânî ilişkilerde eksiklik ve aksaklık varsa bu, İslâm’ın kusuru değil, İslâm’ı hakkıyla uygulamayan müslümanların kusurudur.

Ahlâkî hükümlere, “kalbî ve vicdânî hükümler” de denir. Bunlarla “Ahlâk ve Tasavvuf” ilmi meşgul olur.

Dipnotlar:

  1. İzmirli İsmail Hakkı, g.e., s. 14.
  2. Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, 8.
  3. Buhârî, Îmân, 4, 5; Rikâk, 26; Müslim, Îmân, 64, 65; Ebû Dâvûd, Cihâd, 2; Tirmizî, Kıyâme, 52; Nesâî, Îmân, 8, 9, 11; Dârimî, Rikâk, 4, 8; Ahmed b. Hanbel, II, 160…
  4. Buhârî, Mezâlim, 3; İkrâh, 7; Müslim, Birr, 58; Ebû Dâvûd, Edeb, 38; Tirmizî, Birr, 18; İbn Mâce, Ticârât, 45; Ahmed b. Hanbel, II, 6…
  5. Müslim, Birr, 32; Ahmed b. Hanbel, III, 491.
  6. Müslim, Birr, 34.
  7. Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71; Tirmizî, Kıyâme, 59; Nesâî, Îmân, 19; İbn Mâce, Mukaddime, 9; Dârimî, Rikâk, 29; Ahmed b. Hanbel, III,176…
  8. Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8; İbn Mâce, Fiten, 2; Ahmed b. Hanbel, II, 206…
  9. Buhârî, Edeb, 29; Müslim, Îmân, 73; Ahmed b. Hanbel, I,387…
  10. Buhârî, Edeb, 31; Müslim, Îmân, 74; Ebû Dâvûd, Et’ime, 5 ; Tirmizî; Birr, 43; Nesâî, Hacc, 109; İbn Mâce, Edeb, 4; Dârimî, Et’ime,11; Ahmed b. Hanbel, I, 20…
  11. Müslim, Îmân, 93; Ebû Dâvûd, Edeb, 131; Tirmizî, Kıyâme, 56; İbn Mâce, Mukaddime, 9; Ahmed b. Hanbel, I, 165…

Kaynak: Prof Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

AHLAKİ GÖREVLERİMİZ NELERDİR?

Ahlaki Görevlerimiz Nelerdir?

ŞU VASIFLAR BİR MÜ’MİNİN GÜZEL AHLÂKINDANDIR

Şu Vasıflar Bir Mü’minin Güzel Ahlâkındandır

İSLAM’DA DİNİ HÜKÜMLER

İslam’da Dini Hükümler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.