İman Nedir? İslam’da İmanın Esasları Nelerdir?
Îmânın tanımı, bölünmezliği ve İslâm’daki altı îmân esası; Kur’an ayetleri ve hadisler ışığında açıklanıyor.
Îmân, sözlükte; “inanmak” demektir.
ÎMÂNIN TANIMI VE ZARÛRÂT-I DÎNİYYEYE İNANMAK
Terim olarak ise; “Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen hususlarda onun doğruluğuna inanmak” diye tarif edilir.1 Bu tariften anlıyoruz ki îmân, önce Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamber olduğuna inanmakla başlıyor. Çünkü İslâm dinini getirip bildiren odur. Kişi, önce onun peygamberliğini kabul etmelidir ki onun Allah tarafından bildirdiklerini kabul etsin ve bunlara inansın.
“Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen hususlar” ise; Kur’ân-ı Kerim ve mütevâtir hadislerle bildirilen hükümlerdir. Çünkü bunlar dinimizde kesinlik ifâde eder. Dolayısıyla inkârı küfürdür. Dînen inanılması mecbûrî olduğu için bunlara “zarûrât-ı dîniyye” denir.
Meselâ; beş vakit namazın, Ramazan orucunun, dine göre zengin sayılanlara zekâtın, yoluna güç yetirenlere haccın farz olması; haksız yere insan öldürmek, ana-babaya âsî olmak, domuz eti yemek, kumar oynamak, şarap içmek, yetim malı yemek, büyü yapmak, fâiz yemek, hırsızlık yapmak, zinâ etmek, yalan şahitliği yapmak, yalan yere yemin etmek, yalan söylemek vb. fiillerin haram olması gibi.
Zira bunlar, Kur’ân’da herkesin anlayabileceği bir ifâde ile açık bir şekilde bildirilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) de bunları açıklamıştır. Kur’ân, namaz kılınmasını, zekat verilmesini emretmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) de namazın hangi vakitlerde, nasıl kılınacağını, zekâtın hangi mallardan, ne miktarda ve kimlere verileceğini açıklamıştır. Bütün bunlar tevâtüren sabit olduğu için, inkârı küfürdür. Tevâtüren sabit olmak demek; Hz. Peygamber (s.a.v.)’den bunları
-yalan üzere anlaşamayacak kadar- çok müslümanın görmesi, işitmesi ve bu rivâyetin zamanımıza kadar böylece gelmiş olmasıdır. Tevâtüren sâbit olmayan yani sahîh bile olsa âhâd rivâyetlerle gelen haberler kesinlik ifâde etmediği için bunların inkârı tekfir sebebi olamaz.
ÎMÂNIN BÖLÜNMEZLİĞİ: ÎMÂN BİR BÜTÜNDÜR
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen hususlara inanan kişiye “mü’min” denir. Bunların hepsini veya bir kısmını inkâr edene de “kâfir” denir. “Îmân, bir bütündür, bölünme kabul etmez”. Bir kişinin mü’min sayılabilmesi için inanılması gereken hususlara toptan ve her birisine ayrı ayrı inanması gerekir.
“Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırıp; «Bir kısmına îmân ederiz, ama bir kısmına inanmayız» diyenler ve bunlar (îmân ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte gerçekten kâfirler bunlardır” (Nisâ, 4/150-151) âyetleri, îmân esaslarından bir kısmını bile inkâr edenlerin “kâfir” olduklarına delildir.
EHL-İ SÜNNET’E GÖRE ÎMÂNIN ALTI ESASI
Kur’ân, bütün dînî ilimlerin kaynağıdır. Ehl-i Sünnet’e göre inanç esasları;
Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve kadere îmândır. Kur’ân-ı Kerîm’de inanç esaslarını topluca ve ayrı ayrı bildiren çok sayıda âyet-i kerîme vardır. Husûsiyetle Allah’a îmânla ilgili âyetler Kur’ân’ın pek çok yerinde vardır. Bazı âyetlerde Allah’a ve Peygamberi Muhammed’e îmân edilmesi emredilir:
“Ey îmân edenler! Allah’a ve Peygamberine îmân edin!” (Nisâ, 4/136. Ayrıca bk. Hadîd, 57/7; Teğâbün, 64/8).
“Allah’a ve Allah’a inanan ümmî Peygamberi rasûlüne îmân edin!” (A’râf, 7/158) vb. âyetler bunlara misâldir. Bazı âyetlerde Allah’a ve âhirete îmân bildirilir:
“Allah’a ve âhiret gününe inananlara, elbette büyük bir ecir vereceğiz” (Nisâ, 4/162) âyeti gibi. Bazı âyetlerde îmân esaslarından üçü bir arada zikredilir:
“Kim, Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâîl’e ve Mîkâîl’e düşman olursa bilsin ki Allah da kâfirlerin düşmanıdır” (Bakara, 2/98) âyeti gibi. Bazı âyetlerde dördü bir arada zikredilir:
“Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene îmân etti, mü’minler de îmân ettiler. Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine îmân ettiler” (Bakara, 2/285) âyeti gibi. Bazı âyetlerde beşi bir arada zikredilir:
“Gerçek iyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin iyiliğidir ki; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, Kitab’a ve peygamberlere inanır.” (Bakara, 2/177).
“Ey îmân edenler! Allah’a, Peygamberi’ne, Peygamberi’ne indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği kitaba îmân edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse tam manasıyla sapıtmıştır” (Nisâ, 4/136) âyetleri gibi.
Îmân esaslarını topluca bildiren âyetlerde en fazla beşinin bir arada zikredildiğini görüyoruz. “Kadere îmân” bunlarda zikredilmiyor. Ehl-i Sünnet “Kader”e îmânı da îmân esaslarına ilave etmiştir. Zira “Cibrîl Hadisi” diye meşhur olan bir sahih hadiste Hz. Peygamber (s.a.v.) îmân esaslarını altı madde olarak bildirmiştir:
Bu hadiste, yukarıdaki âyetlerde geçen beş maddeye “Hayrı ve şerri ile kadere îmân” ilâve edilmiştir.2
Esasen Allah’ın ilim, irâde, kudret ve tekvîn sıfatlarına îmân, kadere îmânı da gerektirmektedir. İnsanı da, insanın hayır olsun şer olsun her türlü fiillerini de Allah’ın yarattığını bildiren çok sayıda âyet-i kerîme vardır:
“De ki; Allah, her şeyin yaratıcısıdır.” (Ra’d, 13/16)
“Sizi, gökten ve yerden rızıklandıran Allah’tan başka yaratıcı var mı?” (Fâtır, 35/3)
“Her şeyi yaratıp ona bir nizâm veren ve mahlûkâtın mukadderâtını tayin eden Allah, yüceler yücesidir.” (Furkân, 25/2)
“Biz, her şeyi bir ölçüye (kadere) göre yarattık” (Kamer, 54/49) vb. âyetler bunlardan bazılarıdır.
Ehl-i Sünnet âlimleri, bu âyetlere ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bazı hadislerine istinâden îmân esaslarını altı madde olarak benimsemişlerdir.
Dipnotlar:
- Râğıb, Müfredât, s. 26; İbn Manzûr, Lisânu’l-arab, I,108; Pezdevî, Usûlu’d-dîn, s. 151; Râzî, Muhassal, s. 237; Kâdî Beydâvî, Tavâliu’l-envâr, s. 464.
- Bk. Müslim, Îmân, 1; Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; Tirmizî, Îmân, 4; İbn Mâce, Mukaddime, 9; Ahmed b. Hanbel, I, 51 vd.
Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!