İslam’a Göre Düğünde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu haftaki cuma hutbesi “Düğünlerimizde Nebevî Ölçüye Riayet Edelim” başlığıyla yayınlandı.

“Düğünlerimizde Nebevî Ölçüye Riayet Edelim” başlığıyla yayınlanan bu haftaki cuma hutbesinde Peygamberimizin (s.a.s.) kızı Hz. Fatıma’nın (r.anha) çeyizi, mehri ve düğününün sadeliğinden bahsedildi. Peygamber (s.a.s.) Efendimizin “dinin yarısını korumaya” vesile olduğunu buyurduğu evliliğin kolaylaştırılmasını, düğünün de gösterişten uzak ve sade yapılmasını tavsiye ettiği vurgulandı.

İşte 02.07.2021 tarihli cuma hutbesi.

DÜĞÜNLERİMİZDE NEBEVÎ ÖLÇÜYE RİAYET EDELİM

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s), sevgili kızı Fâtıma’yla amcasının oğlu Hz. Ali’yi evlendirmişti. Hz. Fâtıma’nın çeyizi, bir parça kadife, bir su tulumu ve bir yastıktan ibaretti. Hz. Fâtıma’nın çeyizi gibi mehri ve düğün yemeği de gayet sadeydi. Bu mütevazı düğüne şahit olanlar, “Biz, Fâtıma’nın düğününden daha güzel bir düğün görmedik.” demişlerdi. (İbn Mâce, Nikâh, 24.)

Aziz Müminler!

Evlilik, Allah’ın emri, Resûlüllah’ın sünnetidir. Dünyada mutluluğa ve berekete, ahirette ise huzura ve cennete ulaştıran kıymetli bir başlangıçtır. Sevgili Peygamberimizin buyurduğu gibi evlilik, “dinin yarısını korumaya” vesiledir. (Beyhaki, Şuabü’l-İman IV, 382.)

Evliliğin ilk adımı olan nikâh ve düğünlerimiz ise sevdiklerimizin şahitliği ve güzel dilekleri eşliğinde gerçekleşen törenlerdir. Düğünle yeni bir ailenin kurulduğu ilan edilir. Sevinçler paylaşılır; geleceğe dair umutlar güçlenir. Eşler arasına muhabbet ve merhamet lütfetmesi, onlara sağlıklı ve hayırlı nesiller ihsan etmesi için Allah’a dua edilir.

Kıymetli Müslümanlar!

Dinimiz, hem düğün hazırlıklarımızın hem de nikâh ve düğün törenlerimizin kolaylaştırılmasını öğütler. Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizin de gösterişten uzak ve sade yapılmasını tavsiye eder. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: “En bereketli nikâh, zorluğu ve külfeti en az olanıdır.” (İbn Hanbel, VI, 83.)

Değerli Müminler!

Maalesef günümüzde, evlenmek isteyen birçok gencimiz, düğün masraflarının makul ölçüleri aşması sebebiyle zorlanmakta, hatta evlilikten uzak durmaktadır. Gereğinden fazla yapılan düğün harcamaları ile aileler, düğünden sonra uzun süre borç ödemektedir. Bu durum genç çiftlerin, evliliklerinin ilk yıllarını maddi sıkıntı ve huzursuzlukla geçirmesine neden olmaktadır. Hâlbuki Nebevî ölçü açıktır: “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın! Müjdeleyin, nefret ettirmeyin!” (Buhârî, İlim, 11.)

Aziz Müslümanlar!

Her işimizde olduğu gibi düğünlerimizde de Allah’ın rızasına, Resûlü’nün sünnetine uygun davranalım. Evliliklerimizi kolaylaştıralım. Düğünlerimizi israfa ve gösterişe dönüştürmeden yapmaya gayret edelim. Eğlenirken İslam’ın çizdiği meşruiyet dairesinde hareket edelim; ölçülü ve dengeli olalım, helale ve harama riayet edelim. Düğünlerimizi, Kur’an’da “Kendileriyle huzur bulmamız için bizlere eşler yarattığını, aramızda sevgi ve rahmet bağları var ettiğini” (Rûm, 30/21.) buyuran Rabbimize şükretmek için birer vesile kılalım.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İSLAM’A UYGUN DÜGÜN NASIL OLUR?

İslam’a Uygun Düğün Nasıl Olur?

İSLAM’DA NİKAH VE DÜGÜN MERASİMİ

İslam’da Nikah ve Düğün Merasimi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.