İslam Kadına Şiddete İzin Veriyor mu?

Kadına şiddet uygulamanın dinimizdeki yeri nedir? İşte İslam’da kadına el kaldırmanın hükmü...

Hadis ve siyer kitapları, Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hanımlarını hiç dövmediğini ittifakla haber verirler. Hz. Âişe -radıyallahu anh-, Peygamber Efendimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hanımlarına ve hizmetçilerine asla el kaldırmadığını ifade eder. (Müslim, Fedâil, 79; Ebû Dâvûd, Edeb, 4; İbn-i Mâce, Nikâh, 51)

İbn-i Sa‘d -radıyallahu anh-, Peygamber Efendimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kadınları hiç dövmediğine ve Müslümanları da bundan nehyettiğine dâir rivayetleri husûsî bir başlık altında toplamıştır. (İbn-i Sa‘d, VIII, 204-205)

Hz. Ebûbekir -radıyallahu anh- bir gün Peygamber Efendimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- huzûruna girmek için izin istediği sırada, Hz. Âişe’nin -radıyallahu anh- Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e karşı yüksek sesle konuştuğunu duydu. İçeri girince kızını tokatlamaya kalkışarak:

“−Allah Resûlü’ne -sallâllâhu aleyhi ve sellem- karşı nasıl sesini yükseltirsin!” dedi. Resûlullah (s.a.v), Hz. Ebûbekir’e mâni oldu. O da öfke ile dışarı çıktı. Allah Resûlü (s.a.v), Hz. Âişe’ye:

“–Gördün mü, seni babanın elinden nasıl kurtardım!” diye lâtife yaptı.

Hz. Ebûbekir -radıyallahu anh- birkaç gün sonra tekrar Efendimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- huzûruna çıkmak için izin istedi. İçeri girdiğinde Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile kızının barıştıklarını görünce:

“−Beni savaşınıza karıştırdığınız gibi barışınıza da dâhil edin!” dedi. Peygamber Efendimiz de:

“–Kabul ettik, seni aramıza kattık” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Edeb, 84/4999)

KADINA ŞİDDETE İSLAM NE DİYOR?

Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hanımlarını döven erkekleri muhtelif şekillerde uyarmış ve bunlara karşı dâimâ memnuniyetsizliğini ifade etmiştir. Şöyle buyurmuştur:

“Kadınları ancak kötüleriniz döver.” (İbn-i Sa‘d, VIII, 204)

“Bir mü’min hanımına buğzetmesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” (Müslim, Radâ‘, 61)

Huzeyfe -radıyallahu anh- şöyle der:

Benim dilimde, âile efradıma karşı bir ölçüsüzlük vardı. Fakat bu durum başkalarına karşı olmazdı. Hâlimi Peygamber Efendimiz’e -sallâllâhu aleyhi ve sellem- arzettim. Bana:

“–İstiğfar bakımından ne hâldesin? Bu kusurunun bağışlanması için günde yetmiş kere istiğfar et!” buyurdu. (İbn-i Mâce, Edeb, 57)

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Ebedi Yol Haritası İslam, Erkam Yayınları

 

İSLAM'DA KADIN HAKLARI NELERDİR?

İslam'da Kadın Hakları Nelerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.