İftiralara Karşı Ümmetin Vazifesi: Arz-ı Hal

İslâm’a ve Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) yönelik iftiralara karşı hakikatin sönmeyeceğini ve ümmetin vazifesini anlatıyor.

Âyet-i kerîmede şöyle buyurulur:

“Allâh’ın nûrunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.” (et-Tevbe, 32)

İFTİRALAR VE HAKİKATİN SÖNMEYEN NÛRU

Câlib-i dikkattir ki, dünya coğrafyası üzerinde müslümanların olduğu hemen her yerde; gayr-i müslimlerin bizzat veya dolaylı şekilde icrâ ettikleri veya destekledikleri; işgal, terör, anarşi gibi faaliyetlerle, müslüman kanı akmakta... Buna rağmen, İslâm’a ve İslâm’ı vaz eden Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e, kendi yaptıkları zorbalıkları isnâd etmektedirler. İslâm’ı; kasvetli, zor, ağır, katı göstermek için çırpınış içindeler.

Kapkara varlıklarıyla O Nûr’a perde olmaya, O Güneş’i iftiradan balçıklarla sıvamaya kalkıştılar. Meyve veren ağacı taşladılar.

Fakat O’na hiçbir zarar veremediler. O kirli sözleri, ancak kendi ağızlarını kirletti. Ellerindeki çamur, sadece kendi mülevvesliklerinin şahidi oldu.

Hazret-i Mevlânâ -kaddesallâhu sırrahû- ne güzel söyler:

“Köpeğin ağzı deryaya değmekle, derya kirlenmez.”

Tarihte hayatının tamamı en ince teferruâtına kadar tespit edilen tek Peygamber ve tek insan Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’dir. O’nun bütün fiil, söz ve duyguları anbean kaydedilerek tarihe bir şeref levhası hâlinde geçmiştir. Hayatı, kıyâmete kadar gelecek nesillere örnektir.

Bu durumda;

Devrin Ebû Cehillerinin, Ebû Leheblerinin; Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e hakaret etmelerinde şaşılacak bir şey yoktur.

Çünkü hırsız, kuyumcu dükkânını soymaya çalışır. Meyveli ağaç, taşlanır.

Dünün Ebû Cehillerinden bugünkülere kadar bütün câhiliyye erbabı tarafından; Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in hayatı ve şahsiyeti didik didik edilmiş, ancak hiçbir tenkit edilecek husus bulunamamıştır.

Böyle olunca kinlerini bastırabilmek için iftiradan başka çare bulamamaktadırlar.

Bunlar kıyâmete kadar bir şekilde devam edecektir.

ÜMMETİN PEYGAMBERİ ANLATMA SORUMLULUĞU

Fakat bizim sormamız gereken sual şudur:

Bu iftiralar karşısında biz ümmet-i Muhammed’e düşen nedir?

Onlar, bu hakaretlerle, Efendimiz’in hakikatini perdelemek istiyorlar. Çıkardıkları gürültüyle Kur’ân kelâmı işitilmesin istiyorlar. Yaptıkları görüntü kirliliğiyle, O Sirâc-ı Münîr’in nûrundan gözleri alıkoymak istiyorlar.

O hâlde, bizim yapmamız gereken Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i insanlığa arz etmektir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

İSLAM NURUNA KARŞI SALDIRILAR

İslam Nuruna Karşı Saldırılar

HZ. MUHAMMED MUSTAFÂ (S.A.V.)’İ ANLAMAK

Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v.)’i Anlamak

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle