Hüdayi Vakfı Acıbadem Binası İle İlgili İftiralara Cevap Verdi

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı Acıbadem'de bulunan bina ile ilgili atılan iftiralara cevap verdi. İşte bina ile ilgili iftiralar ve gerçekler...

Hüdayi Vakfı'nın resmi web sitesinden yayınlanan açıklamanın tam metni:

Acıbadem’de bulunan binamız ile ilgili iftiralar ve gerçekler. Halkımıza saygıyla duyrulur.

  1. Binamız kaçak değil; projeli, ruhsatlı ve iskânlı bir binadır.
  2. Mevcut arsa Tibaş Vakfına ait değil, Üsküdar Belediyesi’ne aittir.
  3. Bina park alanına değil; terk aşamasında belediye hizmet birimleri alanı olarak ayrılan sosyal kültürel tesis fonksiyonu verilen yere yapılmıştır.
  4. Bedava bağışlanmış bir arsa değil; ihale ile bedel karşılığı Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın uhdesinde kalan bir arsadır.
  5. Vakfımız, “Hazineye Ait Taşınmazların Tahsisi İle İlgili Kanun”daki şartları tümüyle yerine getirmiş ve 49 yıllık irtifak hakkı kazanmıştır.
  6. Bina maliyeti, herhangi bir kurum ya da kuruluştan değil, vakfın öz kaynaklarından karşılanmıştır.
  7. Bina vakfımıza 27 milyona mal olmuştur.
  8. Bina, kültür ve gençlik merkezi, mescid ve öğrenci yurdu olarak kullanılacaktır.
  9. Şehit Mete Sertbaş Parkı ile alakalı hiçbir tasarrufumuz söz konusu değildir.
  10. İnşaat müddetince kullanmak zorunda olduğumuz arsaya ecr-i misil ödenmiştir.
  11. Kendi parselimizden ve parktan mahallenin azami faydalanması için planlamalar yapılmıştır.
  12. İBB’nin yapmış olduğu mühürleme işlemi, bize göre hukuki sürece aykırı ve yetki gasbı içeren siyasi bir uygulamadır.
  13. Mahallede ortaya çıkarılan yaygara, olumsuz algı ve kavga ortamı oluşturarak siyasi çıkar sağlamak amaçlı provakatif bir organizasyondur.
  14. Bu organizasyonda yer alan kimilerinin niyeti ise kişisel menfaatlerinin kaybolma endişesidir.
  15. Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’mız 400 yıllık bir geleneği olan, kamu yararına çalışan, birleşmiş milletlere bağlı ecosoc (birleşmiş milletler ekonomik ve sosyal konseyi) üyesi olan bir sivil toplum kuruluşudur.

HALKIMIZA SAYGI İLE DUYURULUR.

AZİZ MAHMUD HÜDAYİ VAKFI

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.