İftardan Sahura 1,5 Litre Su İçin!

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Tıp Fakültesi Nefroloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülperi Çelik, iftar ve sahurda yeterince sıvı tüketilmemesinin vücudun su ve elektrolit dengesini bozduğunu belirtti.

Çelik, gazetecilere yaptığı açıklamada, ramazan ayının yaz aylarına rastlaması sebebiyle kişilerde sıvı kaybının daha fazla oluştuğunu söyledi.

Susuz kalmadan, sağlıklı bir şekilde oruç tutulması gerektiğini ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

"İftar ve sahurda yeterince sıvı tüketilmemesi, vücudun su ve elektrolit dengesini bozuyor. Erişkinlerde günlük su ihtiyacı kilogram başına 35-40 mililitredir. Bu nedenle iftar ile sahur arasında en az 1,5 litre su içilmesi gerekmektedir. Özellikle yaşlıların uzun süre susuz kalmaları, kanın yoğunlaşmasına neden olur. Bu da sağlık sorunlarına yol açabilir. İftar ve sahur arasında yeterli sıvı alamayan kişilerde hipotansiyon, böbrek fonksiyon bozuklukları ve kardiyovasküler sorunlar ortaya çıkabilir."

BİR BARDAK SÜT 5 SAAT TOK TUTUYOR

Hafif giysiler giyilmesini öneren Çelik, şunları kaydetti:

"Sahurda ve iftarda gazlı, şekerli içecek yerine taze meyve suyu veya maden suyu tüketilmeli. Günlük alınması geren sıvı, tek seferde değil iftar ve sahur arasında bölünerek düzenli içilmeli. İftarda sebze yemekleri tercih edilmeli. Domates, salatalık ve biber gibi besinler susuzluğa karşı bizi daha dayanıklı yapar. Sahurda çay veya kahve yerine süt, çorba, yoğurt, ayran, kefir, komposto gibi sıvılar tercih edilmeli. Özellikle sahurda tüketeceğimiz bir bardak süt, 5 saat tok tutar, mineral ve vitamin takviyesi olur. Tuz vücutta suyu tutar ve su içmeye neden olur. İftar ve sahurda aşırı tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durmamız gerekir."

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.