Hz. Peygamber Döneminde ve Sonrasında Hadislerin Yazıya Geçirildiğine Dair Belgeler Günümüze Ulaştı mı?

Kitâbetü’l-hadîs ne demektir? Kaç sahabi hadis yazmıştır? Kendisine sahîfe nispet edilmesiyle meşhur olan sahabiler kimlerdir? Peygamber Efendimizin (s.a.v) döneminde ve sonrasında hadislerin yazıya geçirildiğine dair belgeler günümüze ulaştı mı?

Hazırlayan: Dr. Abdullah Çimen

Hadislerin Hz. Peygamber Döneminde Yazılması

Hadislerin yazılması meselesi hadis ilminde “kitâbetü’l-hadîs (hadislerin yazıya geçirilmesi)” kavramıyla ele alınmıştır. Yapılan araştırmalar toplam 52 sahâbenin hadisleri yazdığını göstermektedir. Bu da sahâbenin genel sayısı içinde oldukça az bir rakama tekabül etmektedir. Hatta Abdullah b. Amr başta olmak üzere hadis yazımıyla meşgul olan bazı sahâbilerin, rivayetleri hafızalarını desteklemek ve muhafazayı kolaylaştırmak amacıyla kaydettikleri ifade edilmektedir. Rasûlullâh’tan (s.a.v.) hadislerin yazılmasına izin veren rivayetler pek çok tarikten ve farklı sahâbilerden nakledilmiştir. Bu konuyla alakalı olarak Ebû Hüreyre, Abdullah b. Amr, Râfi‘ b. Hadîc ve Ebû Şâh Hz. Peygamber'den (s.a.v.) bazı nakillerde bulunmuşlardır. Sıhhat dereceleri farklılık göstermekle birlikte en muteber ve sahih kabul edilen rivayet, Ebû Şâh’tan gelen hadis olarak kabul edilmektedir. Konuyla ilgili Ebû Hüreyre’nin aktardığı rivayete göre Ensar’dan bir adam Rasûlullâh ile otururken hoşuna giden pek çok şey işitmesine rağmen onları ezberleyemiyordu, Bir keresinde bu durumu Hz. Peygamber’e şikâyet etti ve “Ey Allah’ın Rasûlü! Senden bir hadis işitiyorum. Hoşuma gidiyor ama ezberleyemiyorum.” dedi. Hz. Peygamber de ona: “Sağ tarafından yardım al dedi ve eliyle yazı yazmasını işaret etti” (Tirmizî, “İlim”, 12) Ebû Şâh’ın aktardığı rivayette ise Mekke’nin fethinden sonra Hz. Peygamber uzun bir hutbe vermiş ve Yemenli olan Ebû Şâh ayağa kalkarak Bunları benim için yazınız ey Allah’ın Rasûlü! deyince Hz. Peygamber: Ebû Şah için (bu hutbeyi) yazınız! buyurmuştur. (Buhârî, “Diyât, 8, Müslim, “Hacc”, 447)

Hadis Yazan Sahâbiler ve Sahîfeleri

Sahâbeye ait ilk yazılı kaynaklar olan sahîfeler bugün bilinen anlamıyla kitap formatında ve hacmindeki eserler değildir. Ayrıca bu sahifeler fazla hadis ihtiva eden eser boyutunda olmadığı gibi bunların tamamı yüzde yüz orijinal haliyle günümüze de intikal edebilmiş değildir. Sahîfelerle alakalı bilinmesi gereken bir diğer konu da bu sahîfeleri bazı sahâbilerin bizzat kendisinin yazmadığı, bunların o sahâbilerden hadis dinleyenler tarafından kayda geçirildiğidir. Kendisine sahîfe nispet edilmesiyle meşhur olan bazı sahâbiler ise şunlardır: Hz. Ebû Bekir, Sa‘d b. Ubâde, Abdullah b. Mes‘ûd, Hz. Ali, Amr b. Hazm, Ebû Hüreyre, Semüre b. Cündeb, Abdullah b. Amr, Abdullah b. Abbâs, Abdullah b. Ömer, Râfi‘ b. Hadîc, Câbir b. Abdullah, Enes b. Mâlik, Ebû Şâh.

Sahifesi olan sahâbilerden Hz. Ebû Bekir’in 500 kadar hadis yazdığı belirtilmekte, ancak Hz. Ebûbekir’in, bu hadislerin yazılı olduğu nüshayı kızı Hz. Âişe’ye yaktırdığı nakledilmektedir.

Diğer bir sahife sahibi olan Sa‘d b. Ubâde’nin yazdığı hadisleri kendisinden sonra çocuklarının muhafaza ettiği ve bunları başkalarına öğrettikleri belirtilmektedir.

Abdullah b. Mes’ûd da hadis yazdığı bilinen diğer bir sahâbedir. İbn Mes'ûd’un yazdığı hadisler ise tahiyatta okunan teşehhüt duası ve istihare namazı rivayetinden ibarettir. (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 1/294)

Sahife sahibi isimlerden biri de Hz. Ali’dir. Hatta ona nispet edilen sahife, sahâbiler tarafından hadislerin yazıldığına dair en güçlü delil olarak zikredilmektedir. Mustafa el-Azamî Hz. Ali’den yazılı olarak hadis rivâyet eden 8 sahâbenin ismini zikretmektedir. (A’zamî, İlk Devir Hadis Edebiyatı, 47)

Amr b. Hazm’ın sahîfesi de ailesi tarafından muhafaza edilmiş ve bu sahife erişim imkânı olacak şekilde yayımlanmıştır. (Azami, İlk Devir Hadis Edebiyatı, 48) Bu konuda Fesevî “Hz. Peygamber’den nakledilen sahîfeler arasından Amr b. Hazm’ın kitabından daha sahihini bilmiyorum.” demiştir. (Fesevî, Târîh, 2/216)

Kendisinden en fazla hadis rivayet edilen sahâbilerden olan Ebû Hüreyre’nin de yazılı olarak nakledilen rivayetleri bulunmaktadır. Bu çerçevede Ebû Hureyre’nin, talebesi olan Hemmâm b. Münebbih’e 138 kadar ahlâkla ilgili hadis yazdırdığı ifade edilmektedir. es-Sahîfetü’s-Sahîha olarak bilinen bu kıymetli eser Muhammed Hamidullah tarafından da araştırmacıların istifadesine kazandırılmak maksadıyla neşredilmiştir. Ayrıca Muhammed Mustafa el-A’zamî, Ebû Hüreyre’den 9 kişinin yazılı olarak hadis naklettiğine de değinmektedir.

Semüre b. Cündeb’e nispet edilen sahife, çocuklarına yazdığı bir nasihatname kabilinden bir risâleyi çağrıştırmakta olup sayı bakımından fazla bir hadisi ihtiva etmemektedir. Meşhur hadis âlimi Muhammed b. Sîrîn: “Semüre’nin çocuklarına yazdığı risâlede pek çok ilim vardır.” diyerek bu eserin hem kıymetine hem de söz konusu sahifenin nasihatname kabilinden bir muhtevaya sahip olduğuna işaret etmektedir.

Abdullah b. Amr’ın derlemiş olduğu hadis sahîfesi, es-Sahîfetü’s-Sâdıka olarak bilinmektedir. Bu sahifenin ne kadar hadis içerdiği tam olarak bilinemese de ondan nakledilenlere bakıldığında oldukça hacimli olduğu tahmin edilmektedir. Nitekim Abdullah b. Amr’ın “Hz. Peygamber’den ne duyduysam yazıyordum.”  minvalindeki ifadesi, söz konusu sahifenin hacminin genişliğini gösteren önemli bir karinedir. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 11/57) Bu sahifeyle ilgili yapılan araştırmalar 132 hadis içerdiğini, mükerrerleri ile beraber 414 kadar hadis bulunduğunu göstermektedir. (Özdemir, Abdullah b. Amr ve es-Sahîfetü’s-Sâdıka’sı, 263)

Bununla birlikte detaylı olarak verilen sahife sahibi sahâbilerin haricinde kendilerine sahife isnat edilen sahâbiler de bulunmaktadır. Ancak isimleri yukarıda verilen bu sahâbilerin sahifeleri maalesef günümüze ulaşmamıştır.

Sonuç olarak hadislerin Hz. Peygamber döneminde hiçbir şekilde yazıya geçirilmediği şeklindeki genelleyici iddia tarihî verilerle örtüşmemektedir. Eldeki bilgiler, hadis yazımının sahâbe döneminde sınırlı, şahsî ve daha çok hafızayı destekleyici bir mahiyette de olsa mevcut olduğunu göstermektedir. Hz. Peygamber’in bazı durumlarda hadislerin yazılmasına izin vermesi, Ebû Şâh için hutbenin yazdırılması, Abdullah b. Amr’ın duyduğu hadisleri kaydetmesi, Hz. Ali, Amr b. Hazm ve Ebû Hüreyre gibi sahâbilere nispet edilen sahîfeler bu konuda dikkate değer delillerdir. Elbette bu sahîfelerin tamamı bugün elimizde orijinal nüshalarıyla mevcut değildir; ancak onların varlığına dair erken dönem kaynaklarında yer alan rivayetler, sonraki nesillere intikal eden yazılı malzeme ve özellikle Hemmâm b. Münebbih’in sahîfesi gibi erken örnekler, hadislerin tamamen sözlü ve kontrolsüz biçimde aktarıldığı iddiasını zayıflatmaktadır. Dolayısıyla doğru ifade şudur: Hadisler Hz. Peygamber döneminde bugünkü anlamda kitaplaştırılmış külliyatlar hâlinde tedvin edilmemiştir; fakat bazı sahâbiler tarafından yazıya geçirilmiş, sahîfeler hâlinde korunmuş ve sonraki tedvin faaliyetlerine kaynaklık etmiştir. Bu sebeple hadis tarihini değerlendirirken “hadisler hiç yazılmadı” şeklindeki indirgemeci söylem yerine, sözlü rivayetle yazılı kayıtların birlikte işlediği daha dengeli bir tarihî tabloyu esas almak gerekir.

KAYNAKLAR

  • Aydınlı, Abdullah. “Sahife”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. 35/522-523. İstanbul: TDV Yayınları, 2008.
  • Azamî. İlk Devir Hadis Edebiyatı ve Peygamberimizin Hadislerinin Tedvin Tarihi: (H 1-150-M 622-657). çev. Hulusi Yavuz. İstanbul: İz Yayıncılık, 1993.
  • Düzenli, Muhittin. Hadislerin Yazım Serüveni, Ankara: TDV Yayınları, 2024.
  • Fesevî. Ya‘kûb b. Süfyân. Kitâbü’l-Ma‘rife ve’t-Târîh, thk. Ekrem Ziya Umerî, Beyrut: Müessesetü’r-risâle, 1981.
  • Özdemir, Veysel. Abdullah b. Amr ve es-Sahîfetü’s-Sâdıka’sı. Erzurum: Atatürk Üniversitesi SBE, Doktora Tezi, 2008.
  • Yücel, Ahmet. “Kitâbet”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 26/81-83. Ankara: TDV Yayınları, 2002.
  • Yücel, Ahmet. “Hadislerin Yazılmasıyla İlgili Rivayetlerin Tenkit ve Değerlendirilmesi.” Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. 16-17 (2014), 91-121.

İslam ve İhsan

HADİSLER DE DİNİN KAYNAĞIYSA NEDEN KUR’ÂN GİBİ YAZILIP KORUNMAMIŞTIR?

Hadisler de Dinin Kaynağıysa Neden Kur’ân Gibi Yazılıp Korunmamıştır?

HADİS VE SÜNNETİN DİNİMİZDEKİ ÖNEMİ

Hadis ve Sünnetin Dinimizdeki Önemi

SÜNNETİN KORUNMASIYLA İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Sünnetin Korunmasıyla İlgili Ayet ve Hadisler

HADİS VE SÜNNET NEDİR?

Hadis ve Sünnet Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle