Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in Haram Karşısındaki Hassasiyeti
Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in (r.a.) helâl kazanç konusundaki hassasiyetleri ve haramdan sakınma konusunda gösterdikleri titizlik anlatılıyor.
Ebû Bekir Sıddîk radıyallahu anh’ın bir hizmetçisi vardı.
HZ. EBÛBEKİR VE HZ. ÖMER’İN HELÂL KAZANÇ KONUSUNDAKİ TİTİZLİĞİ
Kazancının belli bir kısmını Hazret-i Sıddîkʼa verir, o da bundan yerdi. Yine bir gün hizmetçi, kazandığı bir şeyi getirdi. Hazret-i Ebû Bekir de ondan bir lokma aldı. Bunun üzerine hizmetçi:
“–Her akşam bana kazancımın mâhiyetini sorardın, bu akşam sormadın.” dedi.
Hazret-i Ebû Bekir radıyallahu anh:
“–Çok açtım, sormayı unuttum, peki söyle bakalım nasıl kazandın?” diyerek açıklamasını istedi.
Hizmetçi:
“–Falcılıktan anlamadığım hâlde câhiliye devrinde falcılık yaparak bir adamı kandırmıştım. Bugün onunla karşılaştık. Adam o yaptığım işe karşılık size ikram ettiğim bu yiyeceği verdi.” deyince Hazret-i Ebû Bekir radıyallahu anh, derhâl parmağını boğazına götürüp (bütün eziyetine rağmen) yediklerinin hepsini çıkardı. Sonra da:
“–Yazıklar olsun sana! Neredeyse beni helâk ediyordun!” dedi.
Kendisine:
“–Bir lokma için bu kadar eziyete değer miydi?” diyenlere de şu cevâbı verdi:
“–Canımın çıkacağını bilseydim, yine de o lokmayı çıkarırdım. Zira Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
«Haramla beslenen vücudun müstahak olduğu yer, Cehennemʼdir!» buyurdular.”[1]
Aynı hassâsiyeti Hazret-i Ömer radıyallahu anhʼta da görüyoruz. Zeyd bin Eslem radıyallahu anh anlatıyor:
Ömer bin Hattâb radıyallahu anh süt içmişti, çok hoşuna gitti. Sütü ikram edene:
“–Bu süt nereden geldi?” diye sordu. O da:
“–Bir su kenarına varmıştım. Bir de baktım ki zekât hayvanlarından bir kısmını suluyorlar. Benim için onların sütlerinden sağdılar, ben de onu kabıma koyup getirdim. İşte bu o süttür.” dedi.
Bu sözleri işiten Ömer radıyallahu anh, (zekâta muhtaç yoksulların hakkına girme endişesiyle) hemen elini boğazına sokup içtiği sütü kusarak çıkardı.[2]
Hisse:
Helâl ve temiz lokma, kalbin sâfiyetini korumak için elzemdir. Zira haram ve şüpheli lokmalar âdeta rûha zehir saçar, kalbin hakîkatlere karşı perdelenmesine sebep olur.
Hazret-i Mevlânâ buyurur:
“Bu seher vakti benden mânevî feyiz, tulûat, sünûhat, ilham ve hikmet kesildi. Anladım ki vücuduma şüpheli birkaç lokma girdi. Bilgi de hikmet de helâl lokmadan doğar. Allah aşkı da mahlûkâta merhamet de helâl lokmanın mahsûlüdür. Eğer bir lokmadan gaflet meydana gelirse, bil ki o lokma, şüpheli veya haramdır.”
Dipnotlar:
[1] Bkz. Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 26; Ebû Nuaym, Hilye, I, 31; Ahmed b. Abdullah et-Taberî, er-Riyâdu’n-Nadra, II, 140-141.
[2] Muvatta, Zekât, 31.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!