Huneyn Savaşı’nda Peygamber Efendimiz’in Cesareti ve Kahramanlığı

Huneyn Savaşı’nda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) gösterdiği cesaret, sahabenin bağlılığı ve İslâm ordusunun yaşadığı zorlu imtihan hadisler ışığında anlatılıyor.

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kahramanlık gösterdiği yerlerden biri de Huneyn’dir. O gün herkes düşmandan kaçarken, Fahr-i Kâinât Efendimiz bineğini sürekli düşman saflarına doğru sürmüş ve kendisine mânî olmak isteyen ashâbını dikkate almayarak ilerlemiştir. (Müslim, Cihâd, 76)

HUNEYN’DE PEYGAMBERİMİZİN EŞSİZ CESARETİ VE ENSÂR’IN VEFASI

Hazret-i Enes -radıyallâhu anh- anlatıyor:

Huneyn gününde, Hevâzin, Gatafan ve diğerleri, çocukları ve develeriyle birlikte (savaş mahalline) geldiler. O gün Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ordusunda on bin kişi vardı. Fetihten sonra affedilen Mekkeliler de Rasûlullâh’ın safında idi. (Savaş başlar başlamaz) hepsi geri kaçtı. Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- yalnız kaldı. Efendimiz, o gün iki defa nidâ etti. İkisi arasına bir başka söz de karıştırmadı. Sağ tarafına yönelip:

“–Ey Ensâr cemaati!” diye seslendi. O taraftakiler:

“–Buyrun ey Allâh’ın Rasûlü! Biz, Sen’inle beraberiz! Müjde!” dediler.

Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- sonra da soluna döndü yine:

“–Ey Ensâr cemaati!” diye seslendi. O taraftakiler de:

“–Buyur ey Allâh’ın Rasûlü! Müjde, biz Sen’inleyiz!” dediler.

Peygamber Efendimiz, beyaz bir katırın üstünde idi. Katırdan indi ve:

“–Ben Allâh’ın kulu ve elçisiyim!” dedi. (Bunun üzerine müslümanlar toparlanıp mukâbil hücûma geçince) müşrikler hezîmete uğradı… (Buhârî, Meğâzî 56, Humus 19, Menâkıb 14, Menâkıbu’l-Ensâr 1; Müslim, Zekât 135)

Bir adam Berâ İbnu Âzib -radıyallâhu anhümâ-’ya geldi ve:

“–Ey Ebû Umâre! Huneyn gününde hepiniz geri mi kaçtınız?” diye sordu.

Berâ:

“–Ben, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kaçmadığına şehâdet ederim! Ancak, askerlerden yükü hafif olan öncüler ile zırh taşımayanlar Hevâzin’in bir kanadına yürüdüler. Hâlbuki buradakiler okçu kimselerdi: Onları çekirge sürüsü gibi hep birden ok yağmuruna tuttular. Bunun üzerine dağılmak zorunda kaldılar. Böylece düşman, Rasûlullâh’a yöneldi. Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-’ın katırını Ebu Süfyan İbnü’l-Hâris -radıyallâhu anh- çekiyordu. Efendimiz katırından indi, duâ etti, (Allah’tan) yardım talep etti. Şöyle diyordu:

«–Ben Peygamberim, yalan değil! Ben Abdülmuttalib’in oğluyum! Allâh’ım! Yardımını indir.»

Sonra askerleri düzene koydu."

Berâ devamla der ki:

“Vallâhi biz savaş kızıştı mı Rasûlullâh -aleyhissalâtü vesselâm-’a sığınırdık. Bizim en cesur olanımız, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’le aynı hizâda durabilendi.” (Müslim, Cihâd 79; Buhârî, Meğâzî 54, Cihâd 52, 61, 97, 167)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

HZ. MUHAMMED (S.A.V.) KİMDİR?

Hz. Muhammed (s.a.v.) Kimdir?

ŞECAAT İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Şecaat ile İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle