Hıristiyanlıkta Peygamberlere İman

Hıristiyanlıkta peygamber inancı nasıldır?

Hıristiyanlar, Eski Ahid’i kabul ettikleri için Hz. Musa, Davud, Süleyman gibi Eski Ahit’te adı geçen bütün peygamberlere inanırlar. Nitekim Yeni Ahit’te bu peygamberlere zaman zaman atıfta bulunulur.[1] Yine hıristiyanlar, yahudilerden farklı olarak Hz. Zekeriyya ve onun oğlu vaftizci Yahya’yı da peygamber olarak kabul ederler. Yahudiler ise adı geçen peygamberlere inanmazlar.

İncillerde iki kez İsa kendisinin peygamber olduğunu belirtir. Nitekim Markos incilinde şöyle denilir: “İsa onlara dedi: Bir peygamber kendi memleketinden, akrabaları arasından ve evinden başka bir yerde itibarsız değildir.”[2]

Gösterdiği mucizelerden dolayı etrafındaki insanlar, Hz. İsa’yı peygamber olarak kabul etmişlerdir. Bilindiği gibi hak peygamberler peygamber olduklarını ispat etmek için bir takım mucizeler göstermişlerdir. Hz. İsa’da da ölüleri diriltmek, körleri, sıtmalıları, verem ve saralıları iyileştirmek gibi bir takım mucizeler görülmüştür.[3]

Başlangıçta Hz İsa’nın nebevî görevi İsaril Oğulları’na yöneliktir. O, İsrail Oğulları’nın kaybolmuş koyunlarını toplamak yani dağılmış ve parçalanmış olan İsrail Oğulları’nı tekrar birleştirmek için tebliğ vazifesiyle gönderildiğini bildirmiştir. İsa çarmıha gerilip tekrar dirildikten sonra havarilerini tebliğ vazifesiyle görevlendirdiği zaman onları tüm dünyaya yönlendirdiği bildirilmiştir. Dolayısıyla İsanın tebliği, önceleri İsrail Oğulları’na hasredilmişken sonraları tüm dünyaya yayılmıştır.

Hıristiyanlığın peygamberlik anlayışı, Yahudiliğin ve İslâm’ın nübüvvet anlayışından oldukça farklıdır. Bu konu ile ilgili aşağıda daha detaylı bilgi verilecektir.

Dipnot:

[1] Bk. Matta 1/22; 2/17, 3/3; 24/15; Luka, 4/27; Resullerin İşleri 1/16-19; 3/24.

[2] Markos, 6/4; Luka, 3/33.

[3] Hz. İsa’nın mucizeleri hakkında bk. Matta, 9/27-31, 8-5-13;  Markos, 3/1-6, 5/35-43; Luka, 11/14.

Kaynak: Dr. Erdoğan Baş, Salih İnci, Ana Hatlarıyla Yahudilik  Hıristiyanlık ve İslâm, Erkam Yayınları

YAHUDİLİKTE PEYGAMBER İNANCI VE PEYGAMBERLERE İSNAT EDİLEN GÜNAHLAR

Yahudilikte Peygamber İnancı ve Peygamberlere İsnat Edilen Günahlar

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.