Hazret-i Ali’nin (r.a.) Eşsiz Cömertliği
Hazret-i Ali’nin (r.a.) bir fakire yardım etme vesilesiyle gösterdiği cömertlik, kerem ve infak anlayışını anlatan ibretlik kıssa.
Bir gün Hazret-i Ali radıyallahu anh önde, kölesi de onu takip ederek arkasında yürümektedir.
HAZRET-İ ALİ’NİN (R.A.) CÖMERTLİKTEKİ EŞSİZ ÖRNEĞİ
Bir müddet sonra önlerine, her hâlinden muhtaç olduğu anlaşılan fakir bir kimse çıkar. Hâlini arz ederek kendilerinden yardım ister. Nebevî terbiye ile âdeta bir cömertlik deryâsı hâline gelmiş olan Hazret-i Ali radıyallahu anh derhâl kölesine dönerek fakire ekmek vermesini emreder. Köle, aldığı bu emre, yüzünde memnuniyetsizlik alâmeti olduğu hâlde cevâben;
“–Ekmek torbanın içinde, şimdi onu çıkarmak zor bir iş!” der.
Bunun üzerine Hazret-i Ali radıyallahu anh:
“–Öyleyse torba ile birlikte ver!” buyurur. Köle bu defa:
“–Torba da devenin üzerinde!” deyince, Hazret-i Ali radıyallahu anh:
“–O zaman deve ile birlikte ver!” buyurur.
Bunun üzerine köle, yularından kuşağına bağlı olan devenin bağını çözer ve hemen var gücüyle kaçmaya başlar.
Hazret-i Ali radıyallahu anh:
“–Niçin deve kuşağıma bağlıdır demedin?” diyerek arkasından seslenince köle:
“–Benimle birlikte verirsiniz diye korktum. Bu sebeple yuları koparıp oradan uzaklaştım!” karşılığını verir.
Bu ifadeleri duyan Hazret-i Ali radıyallahu anh:
“«–Eğer devenin yuları kuşağıma bağlıdır, şimdi onu kim çözecek!» deseydin, seni de fakire verirdim!” diyerek tebessüm eder. (Mehmed Murad Nakşibendî, Pendnâme-i Attâr Şerhi, s. 253)
Hisse:
Mü’min, cömert insandır. Hakikî cömertlik ise, gözünü kırpmadan ve eli titremeden ihsân edebilmek, cân u gönülden, sevinerek ve haz duyarak infâk edebilmektir.
Zira Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede;
“...Allâh’ın sana ihsân ettiği gibi sen de ihsân et...” (el-Kasas, 77) buyurarak, kendi cömertliğinin bir benzerini kullarında da görmeyi arzuladığını beyân etmektedir.
Asıl mârifet, ilâhî ve nebevî ahlâk ile ahlâklanarak gönlü bir cömertlik deryâsı hâline getirebilmektir…
Spot:
Hazret-i Ali radıyallahu anh buyurur:
“Dört şey devam ettiği müddetçe din ve dünya, huzur ve selâmetle ayakta duracaktır:
- Zenginler, kendilerine verilen mal ile cimrilik etmedikçe.
- Âlimler, öğrendikleri ve bildikleri şeyle amel ettikçe.
- Câhiller, bilmedikleri şeyle kibirlenmedikçe.
- Fakirler, âhiretlerini dünyaları için satmadıkları müddetçe.”
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!