Hazret-i Osman’ın (r.a.) Buğday Kervanı ve Eşsiz Cömertliği
Hz. Osman’ın (r.a.) kıtlık günlerinde sergilediği cömertlik, infak anlayışı ve Allah rızası için yaptığı örnek davranış anlatılıyor.
Hazret-i Ebû Bekir radıyallahu anh’ın halîfeliği döneminde bir ara Medîne-i Münevvere’de kıtlık baş gösterir.
HZ. OSMAN’IN (R.A.) BİRE YEDİ YÜZ SEVAP KAZANDIRAN İNFAKI
Tam da o sırada Hazret-i Osman radıyallahu anh’ın Şam’dan yüz deve yükü buğday kervanı gelmiştir. Kervanı görenler, buğday satın almak için koşuşurlar. Hattâ bir dirhemlik buğday için yedi dirhem teklif ederler. Hazret-i Osman radıyallahu anh ise:
“−Hayır! Sizden daha fazla veren var, ona satacağım.” der.
Ashâb-ı kirâm, mahzun bir şekilde oradan ayrılıp Halîfe Hazret-i Ebû Bekir’in yanına varırlar. Vaziyeti anlatıp Hazret-i Osman radıyallahu anh’ın bu tavrına üzüldüklerini bildirirler.
Hazret-i Ebû Bekir radıyallahu anh ise, o fazîlet ehli sahâbînin bu davranışının altında muhakkak bir hikmet bulunduğunu sezerek:
“−Osman hakkında hemen kötü düşünmeyiniz. O, Rasûlullah’ın damadı ve Me’vâ Cenneti’nde arkadaşıdır. Herhâlde siz onun sözünü yanlış anladınız.” der.
Ardından beraberce Hazret-i Osman’a giderler. Hazret-i Ebû Bekir radıyallahu anh:
“−Yâ Osman! Ashâb-ı kirâm senin bir sözüne üzülmüştür.” deyince Hazret-i Osman radıyallahu anh:
“−Evet, ey Rasûlullâh’ın Halîfesi! Bunlar bire yedi veriyorlar, hâlbuki Cenâb-ı Hak, bire yedi yüz veriyor. Biz buğdayı, bire yedi yüz vererek alana sattık.” buyurur.
Sonra da yüz deve yükü buğdayı, Allah rızâsı için Medîne fukarâsına dağıtır. Kervandaki yüz deveyi de kurban eder.
Buna çok sevinen Ebû Bekir radıyallahu anh, Hazret-i Osman’ı alnından öper ve:
“−Ashâbın, senin sözündeki inceliği kavrayamadıklarını önceden sezmiştim...” buyurur.[1]
Hisse:
Varlık ve benliklerinden geçerek Cenâb-ı Hak’ta fânî olan yüksek ruhlar, öyle muhteşem bir vuslat ikliminde yaşarlar ki artık onların gözleri ve gönülleri, Hak’tan başkasına bakmaz olur. Hakk’a vuslatın hazzıyla âdeta mest olurlar. Bu rûhî coşkunlukla, canlarını ve mallarını Allah yolunda bezletmek, onlara bütün dünyevî lezzetlerden daha kıymetli hâle gelir. Tıpkı Yunus Emre Hazretleri’nin; “Ballar balını buldum; kovanım yağma olsun!” mısrâlarında dile getirdiği vecd ve istiğrak ikliminde yaşarlar.
Bu bakımdan ârif müʼminler nezdinde, bu dünya pazarındaki en kârlı alışveriş, cömertlerin en cömerdi olan Allah Teâlâ ile yapılandır. Zira hiçbir beşer, Cenâb-ı Hakk’ın vereceği karşılığı veremez. Cenâb-ı Hak, kuluna bahşettiği nîmetlerin, şükür hissiyâtıyla yine kendisine takdim edilmesine, kulunun ihlâsı nisbetinde, birden yedi yüz misline kadar mükâfat ihsân ediyor.
Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyuruyor:
“Mallarını Allah yolunda harcayanların misâli, yedi başak bitiren bir dâne (tohum) gibidir ki her başakta yüz dâne vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah, lûtfu geniş olandır, her şeyi hakkıyla bilendir.” (el-Bakara, 261)
Dipnot:
[1] Bkz. Hz. Osman Zinnûreyn, Mahmud Sâmî Ramazanoğlu, sf. 140.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!