Hayra Niyet, Samimi Gayret: Mü’minin Yolu

Mü’min için muvaffakiyet, ihlâslı niyet ve sünnet üzere samimi gayretle mümkün olur.

Yolcu kardeşim; muvaffakiyetin iki temel şartını hiç unutma: Hayra niyet, samimi gayret.

HAYRA NİYET VE SAMİMİ GAYRETİN ÖNEMİ

Müslüman için hayırlı olan; Kur’an-ı Kerimde helal, iyi, doğru, güzel olarak beyan buyurulan, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’in hayatında söz, fiil ve davranış olarak kendini gösteren her şeydir. Çünkü O âlemlere rahmettir.

“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.’’ (Enbiya, 107)

“Rasûl’e itaat eden Allah’a itaat emiş olur.” (Nisa, 80)

 “Muhakkak ki sana bey’at edenler ancak Allah’a bey’at etmektedirler.’’ (Fetih, 10)

“De ki eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafur ve Rahim’dir.” (Ali-İmran, 31)

“Andolsun ki sizden Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikredenler için Rasûlullah’ta üsve-i hasene vardır.” (Ahzab, 21)

KALB-İ SELÎM VE ALLAH’IN RIZASINA GİDEN YOL

Niyet; amaçtır, maksattır, hedeftir. Mü’minin ömrü boyunca unutmaması gereken en ulvi maksadı ve matlubu selim bir kalple Allah’ın (cc) sevgisini kazanmak, rızasına ermektir. Zira, Halil İbrahim peygamber için ayeti kerimede “İbrâhim Rabbine kalb-i selîmle geldi” (Saffât, 84) buyurulmuş ve kıyametin ve hesap gününün dehşetinden kurtuluş kalbi selim olmaya bağlanmıştır. “O gün ne mal fayda verir, ne de evlat. Kalbi selim olanlar müstesna. (Ancak Allah’ın huzuruna tertemiz bir kalple gelenler kurtulur!)” (Şuarâ, 88-89)

Gönlünün/kalbinin tertemiz olduğu hüsn-ü zannımız olan bir dostun duası, hayırlı niyetini ve de samimi gayretini, ne de güzel aksettirmiş; “Rabbim sevdiğin ve razı olduğun amellerle, sevdiğin ve razı olduğun kimselerle, Rasûlullah’ın şefaati, rahmet ve mağfiretinle Cennette Cemalullah’ını daimi seyreyleyenlerden eyle. AMİN.”

Bu güzel duadan anlamaktayız ki; niyeti Cenab-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretine erişip Cennette cemalullahı daimi seyreyleyenlerden olabilmek için, ameli salihlerle bezenmiş, salih ve sadık kimselerle birlikte, Rasulullah’ın (sav) şefaati için, O’nun sünneti seniyesini başına taç, ruhuna ilaç edip söz, fill ve davranışlarında sergileme gayretini ömür boyu göstermek gerekmektedir.

Öyleyse mü’minin niyetinin hayırlı olması için;

Niyette ihlas asıldır. Kulluk acziyeti ile yapılacak her şeyin yaradan ve yaşatan Allah için, Allah’ın izni ile Allah’ın yardımı ile Allah’ın takdiri ile olacağını bilmektir.

Niyet edilen şey hayırlı (helal, iyi, doğru, güzel) olmalıdır.

Niyet edilen şeyin kim için, ne için, kimlerle, neden yapılacağının farkında olunması gerekir.

Niyet edilen şeyin dünyamıza ve/veya ukbamıza faydalı olması umulmalıdır.

Mü’min samimi gayreti ile:

Kendisine lütfedilen imkân ve istidatları gereken yer ve zamanda, gerektiğinde sonuna kadar kullanmalı.

Amaca ulaşmak için önüne çıkan engelleri istikamet üzere yani Kur’an ve sünnet çerçeveli sabır ve sebatlaşma azim ve kararlılığını göstermeli.

Sebepler dairesinde kendisine düşenin asgarisini değil azamisini yaptıktan sonra bütün acziyeti ile mutlak güç, kuvvet ve kudret sahibine iltica ve dua etmeli.

Allah’ın kendisi için en hayırlı olanı yaratacağını umarak tevekkül etmeli.

Nihayetinde takdir olunan sonuca amasız, fakatsız, itirazsız tam teslimiyet göstermeli, “Alemlerin Rabbına teslim oldum” demeli.

Dünyada iyilik güzellik ukbada iyilik ve güzellik arzusunda olan bir mü’min kişi, her zaman ve mekanda, hayatın kendisi olan söz, fiil ve davranışlarında niyeti ve gayreti yukarıda belirtildiği gibi olabilirse, bütün acziyeti ile yöneldiği yaradan, yaşatan Rabbi olan Allah (cc), kendisi için, hayırlı olanı takdir buyuracaktır, ümidi ile doludur.

Böyle bir ümitle dua ederken kulak verdiğim ümmi, yaşlı, acuze rahmetli annem kendi gönül dünyasında sonsuzluk ifadesi olan kelimelerle dilini süslemiş olarak diyordu ki: “Allah’ım, yerin toprağı, ağaçların yaprağı, denizlerin kumu, göğün yıldızları kadar şükürler olsun Sana…” Bizler de bu samimi imanın göstergesi duaya en samimi duygularla diyelim: AMİN, AMİN, AMİN.

Kaynak: Fuat Akpınar, Altınoluk Dergisi, Sayı: 478

İslam ve İhsan

BİR MÜSLÜMANIN YOL HARİTASI

Bir Müslümanın Yol Haritası

MÜSLÜMANIN YOL HARİTASINI ÇİZEN ÖRNEKLER

Müslümanın Yol Haritasını Çizen Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle