Hakîm Tirmizî (k.s.) Kimdir?

Hakîm Tirmizî (k.s.) kimdir? Hakîm Tirmizî (k.s.) hakkında kısaca bilinmesi gerekenler...

Adı Muhammed b. Ali, künyesi Ebu Abdul­lah, lâkabı Hakim, nisbesi Tirmizî. Horasan yakınlarında Tirmiz’de doğdu. Küçük yaşlardan itibaren ilim ve hadis rivâyetiyle meşgul oldu. Yirmi yedi yaşında iken hacc için Mekke’ye gitti. Bağdad’da bulundu. Tevbesini yeniledi ve uzun yıllar dünya gailesinden kurtulmak için zühd ve riyâzat hayatı yaşadı, sahralarda dolaştı. Ebû Türab Nahşebî, Ahmed b. Hadraveyh ve Ibnu’l-Cella’nın babası Yahya el-Cellâ gibi meşhur mutasavvıflardan feyz aldı. Horasan’ın ünlü şeyhlerinden biri oldu. Vefatı hakkında muhtelif rivâyetler vardır. 315/927 yılından sonra yaşamadığı kesindir Hatmü’l-evliyâ, İlmii’l-evliyâ, Bey anu’l-fark gibi otuz kadar irili ufaklı eseri günümüze kadar gelen Tirmizî’nin fikir ve görüşleri Gazzalî, Kuşeyrî ve İbn Arabî gibi büyük mutasavvıflara kaynaklık etmiştir.

Hakim Tirmizî, ömründe bir kere de olsa Allah’ın çizdiği ilâhî sınırları çiğneyip harama düşen kimseye “âlim” demlemeyeceğini söylerdi. Bir müslümanı küçümsemenin iman ve marifet noksanlığından kaynaklandığını ifade ederdi.

İNSAN TÂRİFİ

Sordular:

– İnsan nedir? Şu karşılığı verdi:

– Apaşikar bir zaaf, bununla birlikte geniş bir iddia.

Derdi ki:

Kişinin sermayesi kalbi ve vaktidir. Kalbini zanlarla dolduran, vaktini mâlâyâni ile öldüren kimsenin sermayesi nasıl kazanç elde etsin? Allah’a en yakın olan kalp, fakirlerle düşüp kalkmaya razı olan ve fânî olana bakî olanı tercih edendir.

Onun anlayışına göre zikr-i ilâhînin kalbi yumuşatan ve serinleten bir özelliği vardı. Zikr-i ilâhîden boş olan bir kalbe nefs harâreti ve şehvet ateşi isabet ederek onu kasvetlendirir ve kurutur. Kalp kasvetlenip kuruyunca azalar esnekliğini kaybederek tâattan geri kalır. Çünkü onlar da kurumuştur. Böyle bir durumda organlar tâata yönelecek olursa kuru ağaç dalları gibi eğilmek istemezler. Aslında kuruyan ağacın hakkı kırılıp ateşe odun yapılmak değil midir? Öyleyse ibadet konusunda organların yumuşak ve esnek olabilmesi için kalbin zikr-i ilâhî ile yumuşatılması gerekir.

Hakîm Tirmizî’ye göre kalpte nur ile birlikte mutlaka rahmet-i ilâhiyye de bulunur. Kul zikre devam ettikçe Rahmet-i ilâhiyye de yağmur gibi inmeye devam eder. Fakat gaflet hâli ârız olunca, rahmet-i ilâhiyye kesilir. Ona göre kurtuluş amellerin çokluğunda değil, amellerdeki ihlâs ve amelin güzelliğindedir.

Dünyadaki en ağır yükün ve en büyük borcun minnet yükü ve minnet borcu olduğuna inanır, şöyle konuşurdu: “Dünyada iyilikten daha ağır bir yük yoktur. Çünkü sana iyilik yapan seni iyice bağlamış, eziyet eden ise seni âzâd etmiş sayılır.”

Ona göre akıllılık ölçüsü Allah’tan sakınmak ve nefsi hesaba çekmekti. Ubûdiyet (kulluk) sıfatlarını bilmeyen kimsenin maneviyât yolunda ilerlemek anlamında rabbâniyet sıfatlarından haberdar olması imkânsızdı.

İNSANIN SALÂHI

Beş grup insanın salâhının beş ayrı yerde olduğunu söyler ve şöyle konuşurdu: “Çocukların salâh yeri mektepler, yol kesicilerin salâh yeri hapishaneler, kadınların salâh yeri evleri, gençlerin salâh yeri ilim meclisleri, ihtiyarlarınki ise camilerdir.”

“Allah Teâlâ kullarının rızkını garanti etmiş ve onlardan kendine güvenmelerini istemiştir (tevekkül). Allah sevgisinin alâmeti Onun zikriyle meşgul olmaktan hoşlanmaktır.”

Mümin ile münafık arasında şöyle bir fark olduğunu ifade ederdi: “Müminin sevinci yüzünde, hüznü gönlündedir. Münafığın ise hüznü yüzünde, sevinci gönlündedir.”

DÜNYA NEDİR?

Dünya hakkındaki değerlendirmesi ise şöyleydi: “Dünya sevdalılarına göre gelin, zâhidlere göre ayna hükmündedir. Dünya sevdalıları o gelini süsleyip güzelleştirmeye çalışırlar. Zâhidler ise ona ayna gibi bakarak, âfet ve fitnesini gördüklerinden uzaklaşırlar.

Ona göre murâkabenin her an seni görüp gözeten Allah’a, şükrü nimetleri hiç kesilmeyen yüce Hâlık’a, huzû ve boyun kesmenin egemenliği altından çıkmaya iktidarımız bulunmayan ulu Melik’e âid olduğunu bilmek gerekirdi. Kalplere hakimiyet kamil bir haşyetle, nefislere hükümranlık ise tam bir takvâ ile olurdu.

Kaygısı din olanın, bu kaygısı hürmetine bütün dünyevi işleri dînî hâle gelir; kaygısı dünya olanın ise, bu bedbahtlığı sebebiyle, bütün dînî işleri dünyevi hâle dönüşürdü.

Halka hizmet, Hakk’a hizmetin şartı bulunduğundan, halka hizmetin esasını tevâzu ve teslîmiyet olarak tesbit etmişti.

Verasız nafaka ile; yani haram-helâl, şüpheli-mekruh demeden elde edilen kazançla geçinen kimsenin neticede fıska düşeceğini; yani haram ve günah işleme meyli göstereceğini söylerdi. - rahmetullahi aleyh -

Kaynaklar: Sülemî, s. 217-220; Ebû Nuaym, X, 230-235; Kuşeyrî, I, 138; Hücvîrî, s. 177-179; İbnul-Cevzî, IV, 167-168; Attâr, s.524-533; Câmî, s. 118-119; Şârânî, I, 78; Münâvî, I, 586-589; A’lâmun-nübelâ, XIII, 439-442; Nebhânî, I, 169.

Kaynak:  Prof. Dr. H. Kâmil YILMAZ, Gönül Erleri, Erkam Yayınları

HALLAC-I MANSUR (K.S.) NEDEN İDAM EDİLDİ?

Hallac-ı Mansur (k.s.) Neden İdam Edildi?

HALLAC-I MANSUR’A (K.S.) ATILAN GÜL

Hallac-ı Mansur’a (k.s.) Atılan Gül

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.