Hakîm Ne Demektir? Kısaca Anlamı Nedir?

Hakîm, hakem, hayru'l-hâkimîn, ahkemü'l-hâkimîn ne demektir? Kısaca anlamları nelerdir?

Sözlükte "hikmet sahibi, âlim, hâkim, filozof, doktor" anlamına gelen hakîm (çoğulu hukemâ'), Allâh'ın sıfatı olarak haklı ile haksızı, suçlu ile suçsuzu ayırt eden, ihtilaflı konuları çözümleyen ve her işi hikmetli olan demektir. (bk. Hâkim)

Hadis ilminde hakîm, bu ilimle uğraşanların en üst mertebesinde bulunan kimse olarak, rivâyet edilen bütün hadisleri metin ve senet, cerh- ta'dil ve târihi ile bilen kimseye denir..

HÂKİM (Hakîm, Hakem, Hayru'l-Hâkimîn, Ahkemü'l-Hâkimîn)

Hükmetmek, hâkim olmak, hikmetli olmak, yönetmek, men etmek, dönmek ve sağlam yapmak anlamındaki "h-k-m" kökünden türeyen hâkim hükmeden, karar veren, yargıç; hakem" (çoğulu hakeme), uzman, hâkim; hakîm (çoğulu hukemâ'), hikmet sahibi, âlim, hâkim, filozof, doktor; hayru'l-hâkimîn, hâkimlerin en hayırlısı; ahkemü'l-hâkimîn, hâkimler hâkimi demektir.

Dört kelime de Kur'ân'da Allah'ın sıfatı olarak kullanılmıştır. Hâkim kelimesi Kur'ân'da tekil olarak değil; "hayru'l-hâkimîn" ve "ahkemü'l-hâkimîn" terkipleriyle geçmiştir.

Herhangi bir konuda insan da hüküm, karar verir, taraflar arasında ihtilaflı konuları çözümler. İnsanların hüküm ve kararlarında yanılma ihtimali vardır. Allah'ın hükmünde ise yanılma, hata ve zulüm asla yoktur. Çünkü O, hâkimler hâkimi, hüküm verenlerin en hayırlısıdır:

Hayru'l-hâkimîn terkibi üç âyette geçmiştir: "(Şuayb, kavmine) eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene îman etmiş, bir kısmı da îman etmemiş ise Allah, aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır." (A'râf, 7/87); "(Ey peygamberim!) Sana vahyedilene uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır." (Hûd, 11/109; bk. Yûsuf, 12/80)

Ahkemü'l-hâkimîn terkibi iki âyette geçmiştir: "Nuh Rabbine şöyle seslendi: Rabbim! Oğlum ailemdendir. Senin sözün elbette haktır ve sen hâkimler hâkimisin." (Hûd, 11/45); "Allah, hâkimler hâkimi değil mi?" (Tûr, 95/8).

Allah, dünyada peygamber ve kavmi arasında hüküm verip uyguladığı gibi âhirette de (Hac, 22/56) toplumlar ve insanlar arasında adaletle hükmedecektir.

Allah'ın Kur'ân'da bildirdiği emir ve yasakları, helal ve haramları, öğüt ve tavsiyeleri de birer hükümdür (Mümtehine, 60/10). Gerçek hükmü veren Allah'tır. Kur'ân, Allah'ın bir hükmüdür (Ra'd, 13/37). Kur'ân ölçülerine uymayan hükümler "cahiliyye hükmüdür." (Mâide, 5/50).

Allah'ın hüküm verdiği daha çok "hakeme - yahkümü" fiili ile ifade edilmiştir. "...Hükmü Allah verir. O'nun hükmünün arkasına düşüp onu geri çevirecek yoktur..." (Ra'd, 13/41); "...Allah istediği hükmü verir." (Mâide, 5/1); "O gün mülk Allah'ındır. O, onların aralarında hükmeder..." (Hac, 22/56); "Allah kıyamet günü aranızda hüküm verecektir..." (Nisâ, 4/141) ve benzeri âyetler; Allah'ın hâkim vasfını ifade etmektedir. Kur'ân'a uygun bir şekilde (Mâide, 5/48, 49) adaletle hükmetmeyi emreden (Nisâ, 4/58, Mâide, 5/42) Allah, her hükmünde âdildir, en güzel hükmü verendir. "... İyice bilen bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?" (Mâide, 5/50).

Hakem kelimesi iki âyette geçmiştir. Bunlardan biri Allah ile ilgilidir: "O size kitabı açıklanmış olarak indirmiş iken ben Allah'tan başka bir hakem mi isteyeyim?..." (En'âm, 6/114).

Dilciler, "hakem" ile "hâkim" kelimelerinin aynı anlamda olduğunu söylemişlerdir. Hâkim ve hakem, haklı ile haksızı, suçlu ile suçsuzu ayırt eder, ihtilaflı konuları çözümler.

KUR'ÂN'DA EN ÇOK HAKÎM İSMİ

Kur'ân'da en çok hakîm ismi zikredilmiş, 97 âyette geçmiştir. Bunlardan 92'si Allah'ın vasfı ile ilgilidir. Allah'ın sıfatı olarak hakîm; her işi, her hükmü, her emir ve yasağı, hikmetli, doğru, isabetli ve bir amaca yönelik olan, yaratıkları mükemmel ve sağlam bir şekilde vâr eden, onları iyi bilen anlamlarına gelir.

Hakîm ismi; "habîr", "alî", "hamîd", "azîz", "alîm", "vâsi'" ve "tevvâb" isimleriyle birlikte zikredilmiştir: "Şüphesiz Allah, azîzdir, hakîmdir." (Bakara, 2/220); "Şüphesiz Allah alîmdir, hakîmdir." (Tevbe, 9/28); "O, hakîmdir, habîrdir." (En'âm, 6/18); "Şüphesiz Allah, tevvâbdır, hakîmdir." (Nûr, 24/10); "Şüphesiz O, yücedir (alî) hâkimdir." (Şûrâ, 42/51); "Allah, (nimeti) geniş olandır, (vâsi') hakîmdir." (Nisâ, 4/130); "...(Kur'ân) hakîm, hamîd (Allah') tan indirilmiştir." (Fussilet, 41/42).

Hakîm kelimesi 4 âyette Kur'ân'ın (Âl-i İmrân, 3/58) ve bir âyette Allah'ın işinin (Duhân, 44/4) sıfatı olarak da kullanılmıştır.

İslam ve İhsan

EL-HAKİM NE DEMEK?

El-hakim Ne Demek?

ESMAÜL HÜSNA ANLAMLARI VE FAZİLETLERİ

Esmaül Hüsna Anlamları ve Faziletleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.